'İran'ın ilk kadın bakanı ilerici değil'

İran’daki bakanlar kurulu oylamasının en önemli olaylarından biri de, İslam Cumhuriyeti’nin tarihinde ilk kez bir kadının kabineye seçilmesiydi.

Image caption İran İslam devrimi tarihinin ilk kadın bakanı Merziye Destcerdi

Sağlık Bakanlığı koltuğuna oturacak olan Merziye Vahid Destcerdi muhafazakar kanattan bir isim.

Kadınların ülke siyasetinde daha aktif rol üstlenmesinden yana olduğunu söyleyen Jinekolog Profesör Destcerdi, sağlıkta kadın ve erkeklere verilen hizmetin ayrılması gerektiğini de savunuyor.

Peki, İslam Cumhuriyeti'nin ilk kez bir kadın bakan seçmiş olması İran'da kadınlar için ne ifade ediyor?

İran'daki kadın haklarıyla ilgili araştırmalarıyla tanınan ve İslam'ın feminizmle uyumlu olabileceğine inanan İranlı akademisyen Doktor Ziba Mir Hüseyni'ye sorduk.

Mir Hüseyni: Bu, İranlı kadınlara karmaşık bir mesaj veriyor. Bir düzeyde, bu İran'daki kadınların varlığı ve öneminin tanınması anlamına geliyor. Devletin üst kademelerinde bir kadına temsil hakkı tanınması, İranlı kadınların son 30 yıldaki mücadelelerinin de bir sonucu aynı zamanda.

Bu anlamda büyük bir ilerleme olduğu söylenebilir. Öte yandan, bakanlığa seçilen kişinin muhafazakâr kesimden gelmiş olması ve kadınlara bakışının pek çok açıdan ilerici olmaması da bu seçimin o kadar da iyi bir haber olmadığına işaret ediyor.

BBC: Dolayısıyla, kadın hakları açısından geri sayılabilecek kimi politikaların bir kadın bakan aracılığıyla da uygulanması söz konusu olabilir mi?

Mir Hüseyni: Kadınların varlığının bu şekilde tanınması, Ahmedinejad hükümetinin muhafazakâr siyaseti nedeniyle İran'daki kadınların durumunda bir iyileştirme yaratmayacaktır.

Örneğin, önceki Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi tarafından kurulan Kadının Topluma Katılımı adlı kurumun adını Kadın ve Aile olarak değiştirdi. Bu da Ahmedinejad hükümetinin kadınlara ancak aile içinde bir rol biçtiğini gösteriyor.

Ayrıca, Destcerdi'nin kendisinin olaylara bir kadın gibi bakmadığını görüyoruz.

BBC: Peki Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın İran’da reformcuların bile yapamadığı bir şeyi yapıp, kadın bir bakan seçtirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mir Hüseyni: Aslında Hatemi de bir kadın bakan atamak istemişti. Ancak o günlerde, muhafazakârların tek bir blok olarak karşı çıkmasıyla meclisten onay çıkmadı. Fakat Hatemi’nin kadın hakları ve toplumsal cinsiyet konularındaki tutumu oldukça ilericiydi.

İran’da bağımsız kadın kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin kurulduğu dönem de Hatemi’nin dönemiydi.

Sekiz yıllık Hatemi döneminden sonra ise kadın hakları konusunda bir gerileme dönemine girdik. Ahmedinejad cumhurbaşkanı seçildikten sonra ise elde edilen kazanımların pek çoğu geri alındı.

Toplumsal Ahlak Planı adı verilen bir plan sonrasında “doğru” bir şekilde örtünmeden kamusal alana çıkan kadınlara baskı uygulanmaya başlandı.

Ahmedinejad’ın gerçekleştirmek istediği bir başka şey ise erkeklerin, eşlerinin rızası olmadan ikinci bir eş almalarına izin veren yasa tasarısıydı.

Kadınların protestoları sonucu bu yasa uygulamaya konmadan geri çekildi. Şimdi ise kadın bakan atayarak, kadınların taleplerine kulak verdiğini göstermek istiyor.

BBC: İran’da üniversite öğrencisi kadınların sayısının erkeklerden daha fazla olduğunu biliyoruz. Eğitimli kadınların sayısının fazlalığına rağmen kadınların üst düzey görevlere getirilmeleri bugüne kadar nasıl engellenebildi?

Mir Hüseyni: 1979 İslam devriminden sonra İran toplumunda bir paradoks meydana geldi. Bu paradoks hâlâ da devam etmektedir.

Kadınlar, devrim sonrasında bazı yasal haklarından mahrum kaldılar, ellerinde kalan haklardan biri oy kullanma hakkı oldu.

Devrim öncesinde kadın ve erkek hakları neredeyse eşit düzeydeydi. Devrim sonrasında, bakanlar kurulundaki tek kadın bakan idam edildi.

Fakat, İslam devrimi de kadınların politikleştirmesini sağladı. Kadınlar siyaset sahnesinde daha aktif hale geldi.

İslam ideolojisi içinde kadın haklarına dair tek bir yorum, tek bir anlayış yoktur. Birbirine muhalif farklı farklı yorumlar var.

İlerici, liberal din adamları da var. 2005 yılında Ahmedinejad seçilene kadar, ilerici din adamlarının da etkisiyle kadınlara verilen haklar genişledi. Fakat, Ahmedinejad, İslam’ın daha demokratik ve liberal yorumuna izin vermiyor.

BBC: İslam devrimine kadınların da büyük destek verdiği biliniyor. Peki, 30 yıl sonra İran’da kadınlar hâlâ devrimden mi yana, yoksa daha çok muhalefete mi destek veriyorlar?

Mir Hüseyni: Her şeyin 12 Haziran seçimleriyle değiştiğini söyleyebilirim.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında, İran, devrimin cumhuriyetçi yanını öne çıkaranlar ile -- ki bu kesim için seçimler çok önemlidir -- atanmışlar arasında bir mücadeleye sahne oldu.

Toplumun geniş kesimleri iradelerinin seçim sonuçlarına yansımadığı kanısına vardı.

İlgili haberler