Sivas davası zaman aşımından düştü

1993 yılında 35 kişinin yakılarak öldürüldüğü "Sivas katliamı davası" mahkemenin zaman aşımı nedeniyle davayı düşürmesiyle kapandı. Mahkeme önünde toplanan binlerce kişi "zaman aşımına hayır" dedi.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde sabah 10'da başlayan duruşmada savcı beklendiği gibi zaman aşımı talep etti. Duruşmada avukatların son beyanları da dinlendi.

Avukat Şenal Sarıhan ve Avukat Mehdi Bektaş son beyanlarında Sivas'da 19 yıl önce 35 kişinin yakılarak öldürülmesinin insanlığa karşı suç kapsamında ele alınması gerektiğini, insanlık suçlarında zaman aşımı uygulanamayacağını söylediler.

Daha sonra mahkeme heyeti sanıklar Cafer Erçakmak ve Yılmaz Bağ'ın ölmesi Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca ve Necmi Karaömeroğlu yönünden ise zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesi yönündeki kararını açıkladı.

Böylece hayatta ve firari olan bu sanıklar ceza almadan kurtulmuş oluyor.

Davanın 6 Aralık'da yapılan son duruşmasında savcı Hakan Yüksel, "Anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüse iştirak" ile suçlanan firari sanıklar için zaman aşımı süresinin 15 yıl olması gerektiğini savunmuştu.

Sabahın erken saatlerinden itibaren Ankara Adliyesi önünde Pir Sultan Kültür ve Dayanışma derneğinin çağrısıyla toplanan kalabalık mahkemenin kararını tepkiyle karşıladı.

Çeşitli siyasi parti, sivil toplum kuruluşu ve sendikaların dövizleri ve pankartlarını açan kalabalık "zaman aşımına hayır", "adalet istiyoruz", "katliamı unutmadık, unnutturmayacağız" sloganlarını attı.

DİSK Genel İş sendikasına ait ses yayın aracından Madımak otelinde yakılarak öldürülenlerin isimleri okundu. Okunan her isim yerine mahkeme önünde toplanan kalabalık "burada" karşılığını verdi.

Neler olmuştu?

Bundan 19 yıl önce 3 Temmuz'da Pir Sultan Abdal Şenliklerine katılmak üzere aralarında Aziz Nesin’in de bulunduğu onlarca yazar, şair ve sanatçı Sivas'da toplanmıştı.

Kentin çeşitli bölgelerinde toplanan binlerce kişi kente şenlik için gelenleri "dinsizlik" ile suçlayarak çoğunun kaldığı Madımak Oteli’ne yürüdü ve önce taşladıkları oteli daha sonra ateşe verdi.

Onlarca kişi protestocuların yaktığı otelde sıkışıp kaldı. Saatler geçti, kalabalığa müdahale edilmedi.

Madımak’ı saran alevler, aralarında halk ozanları Muhlis Akarsu, Nesimi Çimen ve Hasret Gültekin, şairler Metin Altıok ve Behçet Aysan, Uğur Kaynar, yazar Asım Bezirci, karikatürist Asaf Koçak’ın da yer aldığı 35 kişinin yaşamını yitirmesine neden oldu.

Aralarında yazar Aziz Nesin ve sanatçı Arif Sağ’ın da bulunduğu 51 kişi güçlükle kurtarıldı. Yaralanan Aziz Nesin’e yönelik linç girişimi son anda engellendi.

Davanın geçmişi

Sivas katliamı davası, 21 Ekim 1993’te başladı. 125 sanık, Ankara 1 Nolu DGM’de ilk kez hakim karşısına çıktı.

Davada ilk karar, 26 Aralık 1994’te geldi. 85 sanık, 2 ila 15 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırıldı, diğer sanıklar ise beraat etti.

Ama bu arada utuksuz yargılanmak için serbest bırakılan sanıklardan birçoğu ortadan kaybolmuştu.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 1997 yılında müdahil avukatlarının temyiz ettiği davayı bozdu. Yeniden yargılama sonucunda 33 sanık hakkında idam cezası verildi.

Ancak bu karar, bir yıl sonra Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından yeniden bozuldu. Sanık sayısı da 125’ten 33’e indi.

2000 yılında kararını açıklayan Ankara 1 Nolu DGM, 33 sanık için “idam” dedi. 9 sanık 7 yıl 6’şar ay, 4 sanık 20’şer yıl, 1 sanık 15 yıl, 1 sanık 5 yıl hapis cezası aldı.

33 sanık hakkında verilen idam kararı ise 2002 yılında müebbet hapis cezasına çevrildi.

Bugün verilen kararla firari sanıklar hakkında kamu davası da düşmüş oluyor.

Öldükten sonra bulunan sanık

Yargılandığı sırada firar eden 9 sanıktan biri olan Sivas Belediye Meclisi Üyesi Cafer Erçakmak’ın yeri öldükten sonra tespit edildi.

Her yerde aranan hatta Almanya'da olduğuna ilişkin istihbarat alındığı söylenen kilit önemdeki sanıklardan Cafer Erçakmak’ın uzun yıllar kentte yaşadığı, geçen yıl ölmesi ve gizlice gömülmesiyle ortaya çıktı.

Bulunamayan Erçakmak arandığı yıllar boyunca memleketinde yaşamıştı.

İhsan Çakmak’ın da firari olarak arandığı yıllarda evlendiği, askerlik yaptığı, ehliyet aldığı ve çocuğunu nüfusuna kaydettirdiği belirlendi.

Bir diğer sanık Yılmaz Bağ’ın ise katliamdan sadece iki hafta sonra, Kangal ilçesinde düğün yaparak evlendiği tespit edildi.