'Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması yetersiz'

Telif hakkı b

Özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin kaldırılmasının ardından, uzmanlar, yasanın fiili olarak büyük bir değişiklik yaratmadığını ve özel yetkilerin Terörle Mücadele Kanunu'na aktarıldığını söyledi.

Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK)'nun özel yetkili ağır ceza mahkemelerini düzenleyen maddeleri, üçüncü yargı paketi kapsamında Pazar günü Meclis Genel Kurulu’ndan geçen bir önerge ile kaldırılmış ve bu tür davaların Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kapsamında bölgesel ağır ceza mahkemelerinde görülmesine karar verilmişti.

Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin 2004 yılında kaldırılmasının ardından oluşturulan özel yetkili ağır ceza mahkemeleri, uluslararası ve yerel insan hakları grupları tarafından adil yargılanma ilkelerini ihlal ettiği için eleştiriliyordu.

Türkiye Barolar Birliği de bu mahkemelerin kaldırılması gerektiğini ve bu tür uygulamaların demokrasi, hukuk devleti ve adil yargılanma hakkı ilkelerine ters düştüğünü söylemişti.

Başbakan yardımcısı Bekir Bozdağ TRT Haber'e yaptığı açıklamada özel yetkili mahkemelerin uzun süredir tartışma konusu olduğunu, yoğun eleştiriler aldığını ve yapılan düzenlemeyle bu mahkemelerin ayrıcalıklı yetkileri ortadan kaldırılarak ihtisas mahkemelerinin oluşturulduğunu söyledi.

BBC Türkçe'ye konuşan Avukat Hüseyin Ersöz ve Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, CMK uyarınca düzenlenen yetkilerin küçük değişikliklerle Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesine aktarıldığını ve yeni kurulacak bölgesel mahkemelerde görev yapacak hakim ve savcıların benzer yetkiler altında çalışacağını belirtiyorlar.

CMK'dan TMK'ya aktarılmayan tek düzenlemenin bürokratların yargılanması ile ilgili izin prosedürü oduğunu belirten Ersöz, bunun düzenlemenin hukuki değil politik olduğuna dair bir kaygı yarattığını söylüyor.

Aynı şekilde Aktar da devlet adına çalışan kişilerin suç işlemeleri durumunda özel yetkili mahkemelerin yargılama yetkisi dışına çıkarılırken, toplumun diğer kesimlerinin özel yetkili mahkemeler ve özel yargılama usüllerine tabi olmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirtiyor.

'İstisna kurala dönüştü'

2004 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile DGM’lerin kaldırılması konusunda Adalet ve Kalkınma Partisi'nin internet sitesinde yapılan icraatler bölümünde bu mahkemelerin ara rejimlerin, sıkıyönetim dönemlerinin ve olağanüstü hal uygulamalarının simgesi ve tamamlayıcısı olduğu belirtiliyor.

Image caption Bekir Bozdağ, Başbakan Yardımcısı

Başbakan yardımcısı Bekir Bozdağ milletvekillerinin tasarı ile ilgili sorularına verdiği cevapta özel yetkili mahkemelerin geçici mahkemeler olduğunu ve ihtiyaçtan doğduğunu, ihtiyaç ortadan kalktığı zaman da mahkemelerin kalkacağını söylemişti.

Ancak görüştüğümüz uzmanlar istisnanın kural haline geldiğini ve devlet güvenliği ile ilgili suçlar konusunda özel yetkiler verilen mahkemelerin yürürlükte kalmaya devam ettiğini belirtiyorlar.

BBC Türkçe'ye konuşan hukukçulara göre bu tür yargılamalar olağan dönemlerde faaliyet gösteren ağır ceza mahkemelerinde sürdürülmeli.

İHD Başkanı Türkdoğan, yeni kurulacak bölgesel mahkemelerde görev alacak hakim ve savcıların Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenmesinin, yargı bağımsızlığını zedelidiğini ve her koşulda devletin güvenliğini ve çıkarını savunmak gibi bir eğilim oluşturduğunu belirtiyor.

Avukat Ersöz, kurulacak mahkemeleri normal ihtisas mahkemeleri ile karşılaştırmanın mümkün olmadığını, ihtisas mahkemelerinin özel bir eğitimden geçmiş donanımlı hakimlerden oluştuğunu ancak mevcut durumda bunun uygulanmadığını söylüyor.

Ersöz "Bir mahkemenin ihtisas mahkemesi olması onun farklı özel kurallarla görevlendirilmesi anlamına gelmez. Bir mahkemeye, avukatları duruşma salonundan attıracak kadar, olağanüstü yetkilerin tanınması bir hukuk düzeninde olamaz" diyor.

İHD Başkanı Türkdoğan birbiri ardına özel yetkilerle donatılmış mahkemelerin kurulmasının devletin güvenlik algısının yargı ile devam ettirildiğini gösterdiğini söylüyor.

Aynı suça iki mahkeme

Şimdiye kadar özel yetkili mahkemelerde görülen davalar kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar, mevcut mahkemelerde görülmeye devam edilecek.

Görüştüğümüz uzmanlar bunun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu söylüyor.

Türkdoğan özel yetkili mahkemelerin kaldırılma nedeninin yol açtığı sorunlar olarak sunulduğu halde, bu mahkemelerin bazı davalara bakmaya devam etmesinin sorunlu bir yaklaşım olduğunu belirtiyor.

Aynı şekilde Ersöz'e göre de aynı suçlara bakan iki ayrı mahkemenin varlığının doğal hakim ve yargılamanın birliği ilkelerine ve Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılık oluşturacak bir durum.

Asıl sorun mevzuat

Uluslararası Af Örgütü Türkiye araştırmacısı Andrew Gardner, DGM'lerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından defalarca eleştirildiğini ancak bunun yerine kurulan özel yetkili mahkemelerin de çok farklı olmadığını ve adil yargılanma ilkesini ihlal ettiğini söylüyor.

Özel yetkili mahkemelerde görülen davalarda yetersiz delillere dayanarak cezalandırmaya gidildiğini belirten Gardner, sorunun temel olarak yasanın kendisinde, yasadaki terör tanımında ve yasanın uygulanma biçiminde olduğunu belirtiyor.

Terörle Mücadele Kanunu'ndaki terör tanımının oldukça muğlak ve geniş olduğu birçok uluslararası kurum tarafından dile getirildi. İHD Başkanı Türkdoğan'a göre TMK'da herhangi bir değişiklik yapılmadan Türkiye'de adil yargılanma sağlanması mümkün değil.

Terörle Mücadele Kanunu'nda düzenlenen birçok suç Türk Ceza Kanunu'nda da düzenleniyor. Diyarbakır Baro Başkanı Aktar, aynı suçlar ile ilgili ayrı yaptırımların getirilmiş olmasının hak eşitliği ve adil yargılanma açısından doğru olmadığını söylüyor.

Aktar’a göre bu durum kişilerin özel yetkili mahkemelerde yargılanıp yargılanmayacağına kolluğun karar vermesine neden oluyor. Kolluk görevlisi bir kişiye bir suçlama yöneltirken bu suçun hangi madde kapsamında olduğuna kendisi karar veriyor ancak sonradan aklanma ihtimali olduğunda özel yetkili mahkemelerde başka usullere göre yargılandığı için ağır mağduriyetler yaşanıyor.

'Mahkemenin değişmesi yetersiz'

Uzmanlar, mevcut mahkemelerin özellikle temel insan hakları konusunda bakış açıları değişmedikçe, yeni oluşacak mahkemelerin mevcut olanlardan çok farkı olmayacağını vurguluyor.

Ersöz, CMK’da özgürlükler noktasında çok iyi düzenlemeler olmasına rağmen, örneğin tutukluluk ile ilgili hukuki ve fiili nedenlerin mutlaka tutuklama kararlarında gösterilmesi gerektiği düzenlemesi mevcutken, pratikte hakim ve savcıların bu yasa hükümlerini ve AİHM kararlarını görmezden gelerek özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirleri çok kolay bir şekilde uyguladığını söylüyor.

Türkdoğan, "Kişi hak ve özgürlüklerini savunmak ve AİHM içtihatlarında belirtildiği gibi temel hak ve özgürlükleri genişletici yorum yapmak yerine devletin güvenlik algısını öne çıkaran bir yargı pratiği sergileniyor” diyor.

Sadece özel yetkili mahkemelerde değil genel olarak yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda ciddi kaygıların olduğunu belirten Gardner, Türkiye'de adil yargılanma ilkesinin rutin olarak ihlal edildiğini ifade ediyor. Gardner'a göre mahkemenin değişmesinin gereken reformları sağlamada yetersiz, temel olan adil yargılanma hakkına saygı duyulması. belirtiyor.