İkinci yıldönümünde Suriye'deki isyan

İki yıl önce, Suriye'nin güneyindeki Dera'da bir dizi öfkeli, ama barışçıl gösteriyle sarsılmıştı.

Beşar Esad rejimi yanıtını güç kullanarak verdi.

Muhalif hareket, ezilmek bir yana genişledi ve daha fazla gösterici öldükçe, bir silahlı isyana dönüştü.

Şimdi yaşanan Suriye'yi yok eden bir iç savaş

Ölü ve yaralı sayısı hızla artıyor. İngiltere Uluslararası Kalkınma Bakanlığı, bu yılın başlangıcından bu yana, isyanın ilk yılında ölenlerin tümünden daha çok insan hayatını kaybetti.

Suriyeliler ‘in göçü de hızlanarak sürüyor.

Bir milyondan fazla mülteci var.

Bu kadar çok insanı sindirme güçlüğü ve sık sık yaşanan sınır çatışmaları, Suriye'nin komşularını istikrarsızlaştırma riskini beraberinde getiriyor.

En kötü durum senaryoları arasında, bölgesel bir savaş da bulunuyor.

İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri isyancılara silah ve askeri eğitim desteği verme noktasına yaklaşıyor.

Ama bu, işleri daha iyiye değil, daha kötüye götürebilecek riskli bir strateji.

Esad Rejimi'nin tutumu

Şam'daki cumhurbaşkanlığı sarayının durumu da, yabancıların aklına düşündüğü, ya da çok sayıda isyancının umduğu kadar kötü değil.

İngiltere, Esad'ın başlıca müttefikleri Rusya ve İran'ın geçen yıldan bu yana, rejime askeri ve mali desteğini arttırdığını tahmin ediyor.

Esad ve etrafındakilerin, silahlı muhalefete karşı askeri anlamda daha üstün geldiği yönündeki inanış, İngiltere ve Fransa'nın Avrupa Birliği'ndeki ortaklarına Suriye'ye silah ambargosunu kaldırma baskısı yapmasının nedenlerinden biri.

İki yıl önce isyan başladığında, Esad rejimi aralarında El Kaide'nin de bulunduğu yabancıların komplosunu suçlamıştı.

Protestoların savaşa dönüşmesinden bu yana, cihat yapmak isteyen az sayıda ama etkili yabancı güçler, rejimle savaşmak için Suriye'ye girdi.

Bu güçler, etkili savaşçılar. Ama çelişkili olsa da, varlıkları Esad'ı rahatlatıyor olabilir.

Esad, "Ben gidersem, Suriye'nin geleceğine Sünni aşırılık yanlıları hakim olur" söylemiyle, Batı'da da, Rusya'da olduğu gibi puan topladığını düşünüyor olabilir.

İsyancıların tutumu

Rejimle savaşmak için silaha sarılanlar, Cumhurbaşkanı Esad'dan kurtulma ve rejimini devirme arzusunu paylaşıyor.

Ama birlik sağlayamamaları zayıf yanları. Ülke içindeki silahlı gruplar ve dışarıdaki siyasi muhalefet hala ülkenin geleceğine dair ikna edici bir vizyon üzerinde uzlaşamadı.

Batı'nın umutları General Salim İdris'in başkanlığındaki Yüksek Askeri Konsey'e bağlı.

Hem askeri, hem de 'ölümcül olmayan' yardım Batı'ya muhalefet nezdinde nüfuz kazandırıyor. Diplomatik kaynaklar, isyancı gruplar arasındaki askeri kültürü değiştirmek istediklerini, insan haklarına ve çatışma kurallarına saygılı savaşçılar yaratmak istediklerini söylüyorlar.

Suriye'nin içindeki cihat yanlısı gruplar, son günlerdeki çatışmaların çoğunun merkezinde. En iyi bilineni, ABD'nin El Kaide bağlantılı terör örgütleri arasına aldığı Nusra Cephesi.

Diğer daha az bilinen örgütlerde, yabancı cihat yanlıları da bulunuyor ve genel olarak daha aşırılık yanlısı olarak kabul ediliyorlar.

Yabancı cihat yanlıları, Afganistan, Pakistan ve Yemen'den Suriye'ye doğru kaydı.

Yabancıların tutumu

Şu ana dek diplomatik girişimler sonuç getirmedi. İngiltere ve Fransa'nın AB'nin silah ambargosuna son vermek istemelerinin bir nedeni de bu. Katar ve Suudi Arabistan şimdiden silah yardımı yapıyor. ABD, İngiltere ve Fransa da aynı şeyi yapmak için zemin hazırlıyor gibi gözüküyorlar.

İngiltere ve Fransa, Esad ailesinin içinde bulunmadığı, ancak Libya ve Irak'taki olduğu gibi devletin çöküşüne ve kaosa yol açmayacak bir siyasi çözüme alan açmak için, askeri dengeyi eşitlemek istediklerini söylüyorlar.

Ancak bu görüş, Suriye'de tanıştığım, en başından beri Beşar Esad'ı öldürmek, babasının kurduğu rejimi de yıkmak istediklerini söyleyen isyancılara pek uymuyor.

Esad rejimi ve diğer bazı çevreler Katar ve Suudi Arabistan'ın verdiği paranın bir kısmının cihat yanlılarına gittiğini söylüyor.

Bu iki Körfez ülkesi için, Esad'ın devrilmesi mezhepsel olduğu kadar, stratejik bir mesele de aynı zamanda.

Suudiler açısından, rejimin İranlı müttefiklerine darbe vurma fısatı.

Cumhurbaşkanı Esad, İran ve Rusya'nın mali, askeri ve diplomatik desteği olmadan, son iki yılda ayakta kalamazdı.

Suriye'de hem Esad, hem de silahlı isyancılar askeri bir zafer kazanabileceklerine inanıyor.

Çatışma üçüncü yılına girerken, 'tüm Suriye halkı rejime karşı' gibi bir durumda değil.

Öyle olsaydı eğer, Cumhurbaşkanı Esad şimdiye dek ya emekli olmuş, ya da ölmüştü.

Her iki tarafın da arzulu destekçileri var. Ama rejim ve isyancılar arasında kalan, rejimden hoşlanmayan ama isyancıların, özellikle de cihat yanlılarının neler yapabileceklerinden çekinen, korku içinde büyük bir kitle söz konusu.

Savaşın ülkelerini nasıl yok ettiğine bakıyorlar ve kimsenin bu yıkımı, geleceklerini ve bazen de hayatlarını yok edişini durduramamasından dehşete düşmüş haldeler.