ABD'li PKK uzmanı Marcus: Top Erdoğan'ın sahasında

PKK militanı

Washington'daki gözlemciler, PKK'nın silahlı güçlerini Türkiye dışına çekme kararının ardından, gözlerin hükümetin atacağı adımlarda olacağına dikkat çekiyor.

Örgütü yakından izleyen uzmanlardan Aliza Marcus, Türkiye hükümetinin askeri alandan politik alana geçiş yapmak istediğini açıklayan PKK/KCK'nın taleplerine cevap vermesi gerekeceğini kaydederken, Prof. Henri Barkey de, sürecin Türkiye'yi birleştirirken, Irak'ı bölebileceğini savundu.

Kandil'de, KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, KCK Yürütme Konseyi üyesi Zeki Şengali ve Kongra Gel Başkanlık Divanı üyesi Hacer Zagros tarafından yapılan ve bütün dünyaca izlenen çekilme açıklamasını Washington'daki Amerikalı uzmanlar değerlendirdi.

Washington'da Kürt sorunu konusunda fikrine başvurulan uzmanların başında gelen Henri Barkey, 'çekilme' çağrısını 1993'ten beri "ilk ciddi barış açılımı" olarak tanımladı ve gelişmelerin başarıyla sürmesi ve tamamlanması halinde ''Türkiye'nin yönünü değiştirecek bir dönüm noktası'' olarak gördüğünü açıkladı.

'Irak'ı bölen bir hamle'

Lehigh Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı olan Prof. Barkey, geçmişte ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Orta Doğu ve Türkiye alanında analist olarak görev yapmıştı.

Türkiye'nin tarihindeki en büyük sorunun Kürt sorunu olduğunu hatırlatan Barkey, çözüm süreciyle birlikte hem iktisadi hem de politik anlamda bölgesel ve global alanda Türkiye'nin etkisinin artacağını, aksi halde, nüfusunun % 20'si ile barışık olmayan ülkenin etkisinin her zaman sınırlı kalacağını kaydetti.

Türkiye'deki genel kanının aksine, şimdiye kadar ABD'nin hükümet ile PKK arasında süregiden görüşmelerde pek bir rol oynamadığı Washington'daki genel görüş.

Barkey'e göre ise, Washington bundan sonra mecburen barış sürecini daha yakından takip edecek, çünkü bu sürecin Irak'a isteyerek veya istemeyerek çok derin etkileri olacak.

ABD'nin 2003'de Irak'ı işgal ederek, on yıl boyunca enerji, kan, para ve zaman harcayarak Irak'ın bir bütün olarak kalması için uğraştığına dikkat çeken Barkey, bu gelişmelerle birlikte, Irak'taki bütün dengelerin değişebileceğine dikkat çekerek, 'Kürtlerle barışmış' bir Türkiye'nin "sadece Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne değil, Kuzey Irak'taki Türkmenlere ve Sünnilere daha çok hitap edeceğini'' söyledi.

Türkiye'deki Kürt sorununa çözüm girişimini, ''Türkiye'yi birleştiren ama Irak'ı isteyerek veya istemeyerek olsa da bölen bir hamle'' olarak tanımlayan Barkey, bu açıdan Kerkük'te son zamanlarda meydana gelen ve ölümle sonuçlanan protesto ve çatışmaların da dikkatle takip edilmesi gerektiğine inanıyor.

Marcus: PKK, çekildiği gibi geri gelebilir

Başkent Washington'da PKK ve Kürtler dendiğinde akla gelen isimlerden bir diğeri de Aliza Marcus.

80'li yılların sonundan beri PKK'yı yakından izleyen ve örgüt üzerinde en ciddi çalışmaların başında gelen ''Kan ve İnanç'' kitabını yazan Marcus, bugünkü 'çekilme' çağrısına daha temkinli yaklaşıyor.

ABD'nin rolü açısından Barkey ve Marcus aynı düşüncede: ABD şimdiye kadar süreçte önemli bir rol oynamadı. Marcus, ABD'nin özellikle Karayılan'ın üçüncü adım olarak tanımladığı silahsızlanma sürecinde rol oynaması gerektiğini düşünüyor.

Marcus'a göre asıl önemli olan bundan sonra hükümetin PKK'nın çekilme hamlesine vereceği karşılık.

PKK sadece çekilme kararı vererek ve bunu önümüzdeki aylarda yerine getireceğine söz verirken, Türk hükümetinin askeri alandan politik alana geçiş yapmak istediğini açıklayan PKK'nın taleplerine cevap vermesi gerekecek.

Marcus'a göre Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından atılması gereken adımların başında TBMM'de gerekli yasal çerçevenin oluşturulması gelecek.

Daha sonra süregiden KCK davalarında yargılananların serbest bırakılmasının sağlanması veya PKK bayrağı altında siyaset yapılmasına izin verilmesi gibi oldukça zorlu adımlar gündemde olacak Marcus'a göre.

Dolayısıyla, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın önümüzdeki aylarda bu reformları yapmakta ne kadar başarılı olacağı, sürecin başarısı açısından kritik önemde.

Aksi taktirde, Marcus'a göre, PKK militanlarının Türkiye'den ayrıldıkları gibi geri gelmeleri her zaman mümkün.

Kısacası bu yaklaşıma göre ''top Erdoğan'ın sahasında'' ve işin zor kısmı yeni başlıyor.