1 Mayıs: Barbaros Bulvarı-Beşiktaş kargaşası

1 Mayıs 2013, İstanbul, Beşiktaş

Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir derler. Bugün, İşçi Bayramı 1 Mayıs’ta yaşanacaklar da en azından dünden, 30 Nisan’dan belliydi.

Öğleden sonra ilan edilen toplu ulaşım yasakları; vapurların, metrobüslerin “ikinci bir emre kadar” kaldırılması bayramı kutlamak isteyen herkesin hızlı bir planlama yapmasını mecbur kıldı.

Biz gazeteciler de oturduğumuz evlerden, sendikaların ve siyasi partilerin toplanma merkezlerine gidişleri hesaplamaya başladık hızla.

Arkadaşlarla bütün gün süren telefon konuşmalarımızdaki diyaloglar ise durumu ortaya koyuyordu aslında: Gaz maskesi aldın mı? Nasıl gideceksin? Motorlar da mı çalışmıyor? Nerede kalacaksın? Bu soruların sonu ise hep belliydi: Dikkat et kendine.

Pencerelerden atılan limonlar

Sabahın erken saatlerinden itibaren Barbaros Bulvarı ve Beşiktaş’ta biber gazı ve tazyikli su ile müdahale edildiği haberleri gelmişti.

Ben bulvara vardığımda hem gruplar yeniden toplanmıştı. Tazyikli su ve gaz ile müdahalenin başlaması uzun sürmedi. Çıkmaz sokağa kaçan eylemcilerin arasından yeniden biber gazı...

Herkes birbirine limon uzatıyor, tanıdık tanımadık ayırmadan “İyi misin?” diye soruyor.

O sırada 50 yaşlarında, boynunda tülbentiyle bir kadın kaçanlara kızıyor: “Kaçmayın, direnin; böyle olmaz ki!”

Evlerden aşağılara limonlar atılıyor. Limon atanlar eylemciler tarafından alkışlanıyor...

Taksim'e çıkmak ne ki; Barbaros’tan Beşiktaş’a inmek bile mümkün değil. 500 metrelik mesafe sanki kilometreleri buluyor.

Sonunda ünlü kartal heykeline çıkan cadde üzerindeki gruba ulaşıyoruz. Sloganlar atılıyor. Polis sloganlara biber gazıyla cevap veriyor 10 dakikada bir.

Kalabalığın sesi her biber gazından sonra daha gür çıkıyor. 1 Mayıs marşı daha güçlü söyleniyor.

KESK’li bir işçi biber gazından sonra ara sokaklara kaçanlara bağırıyor: “Kaçmayın, 1 Mayıs’ı kutlamaya geldik, kötü bir şey yapmadık!”

Bu mücadele uzun süre devam ediyor. BJK taraftarlarının Çarşı grubu, “Çarşı faşizme karşı!” sloganları atıyor.

Bir süre sonra biber gazına bağışıklık kazanıyoruz adeta. Yanıbaşıma düşen biber gazına bir an bakıp kalıyorum. Fotoğraf çekmekle koşmak arasında kalıyorum ve ikincisini seçiyorum.

Sonunda Beşiktaş Meydanı'na çıkışların açıldığını duyuyoruz. Temkinli de olsa ilerliyoruz sokaklarda. Her an karşımıza bir TOMA çıkacak gibi tedirginiz. Yanımızdan ıslanmış eylemciler geçiyor.

1977'yi hatırlamak

Beşiktaş Meydanı’na çıkınca gerçek bir “1 Mayıs kutlaması” tablosu çıkıyor karşıma. Devrim şehitleri için saygı duruşu yapılıyor, herkes bir ağızdan 1 Mayıs marşını söylüyor.

Mücadele edilerek kazanılmış bir alanın tadını çıkarıyor herkes. Yerler suyla, biber gazı kutularıyla kaplı.

Ardından kürsüden anons geliyor: “Arkadaşlar, dağılıyoruz. Kutlamamız bitti.”

Bu anonstan en fazla 2 dakika sonra polis yeniden müdahale ediyor. Sonrası tam bir karambol... İyi ki geniş bir caddedeyiz. Kazancı Yokuşu'nu düşünüyorum, 1977’yi düşünüyorum...

Herkes birbirine sesleniyor. Arada birisi, “Koşmayın, izdiham yaratmayın, eziliriz!” diye uyarıyor. Göz gözü görmüyor.

Ara sokaklara insanlar yığılmış; biraz şaşkın, çokça öfkeli. Bir dükkana sığınıyoruz. Limonlar, sular elden ele dolaşıyor. Gaz bulutu dağılınca, dışarı çıkıyoruz.

Bir esnaf, elinde sendika bayrağı olan bir işçiye çıkışıyor: “Böyle bayram mı olurmuş!” İşçi yanıt veriyor: “Bu bayramı kim böyle yaptı?”

Yolda, 17 yaşındaki Dilan Alp’in “başına geleni” öğreniyoruz. Kafasına biber gazı kapsülü “isabet etmiş”, durumu ağırmış.

Soruyoruz sessizce, sahi bu bayramı kim böyle yaptı?

İlgili haberler