NSU davası birinci ayını doldurdu

Sekizi Türk biri Yunanlı, biri de beylik tabancasını alabilmek için bir Alman polis memuresini katleden Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü NSU üyelerinden geriye kalan bir sanığın ve örgüte yardım ve yataklık suçlamasıyla haklarında dava açılan 4 sanığın daha yargılandığı davada 1 ay ve 12 duruşma günü geride kaldı.

Dava başlarken Türk medyasına yer ayrılmadığı için Alman Anayasa Mahkemesi’nin müdahale edip, Türk medyasına da basın tribününde yer açtırması yüzünden patlayan tartışmalar, davanın başlamasından sonra bir süre duruşmalara hâkim olan itiraz dilekçeleri savaşları, yerini kararlı bir hâkimin “ustalıkla” yönetmeye başladığı bir ceza davası sürecine bıraktı.

Nitekim ilk duruşmalarda, mahkeme salonunda seyircilere ayrılan 51 kişilik yer için sabahın yedisinde sıra savaşları yaşanırken, şimdi bu seyirci koltuklarında, dava için akredite olamamış gazeteciler de yer bulabiliyor.

Öte yandan davayı izleyen gazetecilerin sayısında genel bir azalma var. Özellikle hem Alman hem Türk kamuoyunda tartışma yaratan Türk medyasının bir bölümü, çoktandır basın tribününde kendisine ayrılan yerleri kullanmıyor.

Ne var ki NSU dava süreci konusunda yerli ve yabancı medyanın, ilgiyi ayakta tutması çok da kolay değil.

En nihayetinde Münih Eyalet Yüksek mahkemesinde bir ceza davası görülüyor.

Almanya’nın yakın tarihindeki en önemli siyasi içerikli dava olması nedeniyle, Alman basınının yüksek tirajlı ve ciddi gazeteleri ve dergileri ayrıca kamu radyo ve televizyonları davayı gün gününe izliyorlar.

Ama ilk duruşma günlerinde davayı geniş ekiplerle izleyen özel televizyonlar ve radyolar çoktandır ortada yoklar.

NSU davasının daha en az iki buçuk yıl sürmesi bekleniyor.

Ve bu süreçte medya ilgisinin tekrar patlama yapacağı duruşmalar olacak.

Örneğin Köln de 2004 yılında meydana gelen ve kentin küçük İstanbul olarak bilinen Keup Str. caddesinde çok sayıda Türk’ün yaralanmasına, dükkânlarının da ağır zarar görmesine sebep olan çivili bomba saldırısına dair dosyaya sıra geldiğinde, gerek basın gerekse seyirci tribününde ilgi patlaması yaşanacağına şimdiden kesin gözüyle bakılıyor.

Şimdiye kadar NSU’ya yardım ve yataklık suçlamasıyla yargılanan 4 sanıktan ikisi ifade verdi.

Mahkemenin sorguladığı 2 sanıktan biri NSU’ya olayda kullanılan Ceska marka silahı tedarik ettiği öne sürülen Carsten S. idi.

Carsten S. bu duruşmada hem sanık hem tanık durumunda.

Ancak NSU davasının iddianamesinin önemli bir bölümü sanık Carsten S’nin daha önce yaptığı itiraflara dayanıyor.

Bu yüzden Carsten S. tanıkları koruma programında yer alıyor. Kimse nerede hangi kimlikle yaşadığını bilmiyor, Avukatları bile duruşma günleri hariç, ancak savcılık üzerinden kendisiyle irtibat kurabiliyorlar.

Carsten S’nin bir özelliği de tüm sanıklar arasında müdahil avukatların sorularına gönüllü olarak cevap vermeyi kabul etmiş olması.

Bu da Carsten S’yi dava süreci için daha da önemli ve kıymetli kılıyor.

Nitekim yaklaşık 10 yıl önce Neonazi çevrelerden kopan Carsten S. aradan geçen yıllarda üniversiteyi bitirmiş. Mahkemeye çıkana kadar Hannover kentinde çeşitli derneklere Neonazi çevrelerle ilgili bilgi veren projelerde çalışmış, kendi Neonazi geçmişini de saklamamış.

Bu yüzden silahı tedarik ettiği tarihte 19 yaşında olmasına istinaden, Alman gençlik ceza yasasına göre cezalandırılması ihtimali var.

Carsten S’nin mahkemeye verdiği destek ve müdahil avukatların sorularını cevaplamaya razı olması da bu yüzden.

Son 1 aydır sorgulanan Holger G isimli ikinci bir sanık da NSU’ya en yakın isimlerden biri.

Üçlünün intihar eden iki erkek üyesinden biri tam 10 senelik bir zaman diliminde sanık Holger G’nin kimliğini onun rızasıyla kullandığı için, NSU'ya yardım ve yataklık yapma suçundan yargılanıyor.

İlgili haberler