Yeryüzü sofrasından izlenimler: İftarla direniş

Taksim Meydanı beyaz örtülü masa ve sandalyeleriyle bir açık hava düğün organizasyonunu andırıyor.

Ramazan ayının ilk gününde Beyoğlu Belediyesi'nin düzenlediği iftar yemeğine katılım çok yüksek.

İftar saatine dakikalar kala Atatürk Kültür Merkezi'nin hemen önünde bekleyen polis memurlarında hafif bir hareketlilik var.

Gezi Parkı'nın merdivenlerde bekleyen bir grup insan arada sırada alkış tutuyor, ıslık çalıyor.

İnsan kalabalığı yüzünden İstiklal Caddesi'nin başına kadar bile yürümek zor.

Caddenin girişi hantal bir TOMA ve çevresini saran polis memurları nedeniyle kapalı.

TOMA'nın arkasında bekleyen insanlar ıslıklarla polisi protesto ediyorlar. Arka sokaklardan İstiklal Caddesi'ne çıktığımızda bizi şaşırtıcı bir manzara karşılıyor:

Yere büyük bir sofranın çevresine oturmuş yüzlerce insan ve TOMA'nın ilerlemesini engellemek için önünde oturan eylemciler. İstiklal'den aşağı indikçe caddenin soluna yerleşmiş sofranın daha da uzadığını görüyoruz. Ramazan sofralarından eksik olmayan ürünler gözümüze çarpıyor: Hurma, pide, zeytin, güllaç..

Yeryüzü İftarı sofrasına (katılımcılar böyle tanımlıyor) yeterince yakın yürürseniz mutlaka birisi size ya birşey ikram ediyor ya da sofraya buyur ediyor. Farklı yaş ve sosyal çevrelerden gelerek yeryüzü iftarlarında birleşen yüzlerce insan arada sırada alkış tutuyor ya da slogan atıyor.

'İnsaf edin, hakkımızı helal etmeyiz'

Galatasaray Lisesi'nin önünde iftar açan gıda mühendisi Alper Ilgaz bu iftar sofrasının tarihe geçeceği kanısında. "Tarihe geçeceği için buna yüzyıl sofrası da deniliyor. Buraya gelen insanlar Gezi ruhuyla paylaşmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerini göstermiş oldular. Yani direniş farklı ama barışçıl şekillerde devam ediyor" diyor Ilgaz.

Caddenin başında bekleyen TOMA ve polis ekiplerine getiriyoruz lafı. "Burası Müslüman bir ülke. Eğer burada oruç açanlara saldırı olursa kendi yüzde 50'sini bile elinde tutamaz arkadaşlar" diyor gülerek.

O sırada caddede yürüyen biri "Nerdesin aşkım" diye bağırıyor. İftar sofrasındakiler "Buradayım aşkım" diye yanıtlıyor hep bir ağızdan. Sonra bu nakarat üç dört kere tekrarlanıyor. Sonunda bir alkış tufanı kopuyor. Tüm sokak bir anda tek bir ağızdan "Her yer Taksim her yer direniş" diye slogan atıyor.

20'li yaşlarda başörtülü öğrenci Esma yeryüzü iftarlarında olmaktan son derece memnun. "Ben belediyenin değil burada gerçekten halkla ve kendi yemeklerimizle iftar açmak istedim. Onların yemeğine ihtiyacımız yok" diyor. İftar sofrasının da bir çeşit direniş olduğunu düşünüyor Esma. Gezi parkının yanısıra farklı istekleri olduğunu söylüyor ve "Bu neye karşı durduğumuzun bir devamı. İmkan buldukça geleceğim" diye ekliyor.

İftarın sonuna yaklaştıkça kimileri mavi poşetlere çöpleri doldurmaya başlıyor. İstiklal'in başındaki TOMA ve polis hala bekliyorlar. TOMA'nın arkasında genç bir polisle yaşlı bir kadının tartıştığını görüyoruz.

"İnsaf edin" diyor yaşlı kadın. "Yoksa size hakkımızı helal etmeyiz". Polis kalabalığa "dağılın" diye bağırıyor.

Sonradan polisin İstiklal Caddesi'nden çekildiğini ve yeryüzü iftarına katılanların yürüyüşüne izin verdiğini öğreniyoruz. Gezi Parkı bir kez daha şenlik havasına bürünüyor.

İlgili haberler