Fransa'dan Kuzey Afrika'ya cenazelerin göçü

Fransa'da işçi sınıfı yaşadığı kent ve kasabalardan Cezayir ve Fas'ın köylerine farklı bir tür, tersine göç yaşanıyor: Cenazelerin göçü.

Her yıl Fransa'dan Kuzey Afrika ülkelerine binlerce Müslüman'ın cenazesi götürülüyor. Çok masraflı ve zahmetli bir yolculuk bu. Uçaklar, konsolosluk işlemleri, cenaze levazımatçıları. Peki neden bu kişiler Fransa'da toprağa verilmiyor?

Çünkü sonuçta Fransa bu ailelerin bundan sonra yaşayacakları ülke. Ayrıca öldüklerinde buraya gömülmek Fransa'ya entegre olduklarını gösteren iyi bir işaret olmaz mı?

Bu sorunun yanıtı, toplu göç dünyasında ulusal kimlikle ilgili olmalı.

Ve aynı zamanda Fransa'nın laik "cumhuriyet" değerlerine aşırı bağlılığı ve inanç meselelerine "alan açma" konusundaki gönülsüzlüğüyle.

Fransa'nın kuzeyindeki Lille kentinde "El Vacip" adlı cenaze levazımatçısında Abdullah Hadid, her gün yakınlarını kaybeden ailelerden üç-dört telefon alıyor.

Hadid'le Cezayir ve Fas konsolosluklarından alacağı belgeler için şehrin dört bir yanında zamana karşı yarıştığı cenaze arabalarından birinde konuşuyoruz.

"Ailelerin yüzde 70'inin cenazelerin Fas ya da ülkelerine gönderilmesini istediğini söyleyebilirim" diyor.

"Cenazeler yıkanıp kefenlenirken, elemanlarımız belediyeden, polisten ve konsolosluklardan alacağı belgeler için koşturuyor. Sonra aile için uçak biletleri alıyoruz ve tabutun kargo işlemini yapıyoruz. İnsanlar farkına varmıyor ama Fransa'dan Kuzey Afrika'nın büyük kentlerine giden uçaklarda, büyüklüklerine bağlı olarak her zaman bir-dört cenaze vardır" diye devam ediyor.

Bazen cenaze masraflarını köydekiler aralarında denkleştiriyor. Bir cenazenin nakli yaklaşık 2500 Euro'ya mal oluyor.

Hadid, "Fakat şimdi giderek daha fazla sayıda aile, öldüklerinde memleketlerine gömülebilmek için sigorta şirketlerine azar azar ödeme yapıyor" diyor.

Memleket özlemi

Abdullah Hadid'e göre, cenazelerin Mağrib'e gönderilmelerinin iki nedeni var.

Birincisi memleket özlemi.

İkincisi daha somut bir neden: Fransa'da Müslüman mezarlığı olmaması.

Mezarlıklardan belediyeler sorumlu ve cenaze konusunda inanç temelli bir düzenleme yapmıyorlar.

Müslümanlar yıllardır, mezarların Kıble'ye dönük olması gerektiğini belirterek mezarlıklarda kendilerine ayrı yer tahsis edilmesini istiyorlar.

Uygulamada, mezarlıklarda Müslümanlar için giderek büyük alanlar oluşuyor. Bunun nedeni Müslümanların yan yana gömülmesi. Ama bu bir izin sonucu değil "göz yumma" sonucu ortaya çıkan bir durum. Çünkü mezarlıklarda Müslümanlara ayrı yer tahsis edilmesi gibi bir resmi politika yok.

Müslümanlar için bir başka sorun da mezar yerlerinin geçici olması. Aileler mezar yerlerini 30 ya da 50 yıllığına kiralıyor. Sonrasında kemikler ortak mezarlara naklediliyor. Bu durum dinleri topraktaki cenazeye dokunulmamasını emrettiği için Müslümanları rahatsız ediyor.

Yakınlarına ileride mezarlığın kira süresinin uzatılması konusunda yük olmak istemeyenler kendi topraklarına gömülmeyi tercih ediyorlar.

Paris'teki büyük camimin imamı Delil Ebubekir, "Fransa'da altı milyon Müslüman var. Vergi ödüyorlar, oy kullanıyorlar, yerel yönetime katılıyorlar. Neden cenazelerinin defnedilecekleri yer konusunda söz hakkına sahip olmasınlar" diyor.

"Akdeniz'in bir yakasında annem, bir yakasında babam"

Öğretmen Kerim Saidi'nin ailesi Cezayir'den Saint Quentin'e 1960'larda gelmiş. Kendisi, kardeşleri burada doğmuş. Kendisini Fransız sayıyor.

Saidi, "Babam trafik kazasında öldüğünde cenazesini Cezayir'e göndermeye karar verdik. Bu otomatik bir karardı. Ama şimdi pişmanız çünkü mezarı ziyaret edemiyoruz. Cezayir'e gitmemiz gerekiyor. Annemle anlaştık. Ölürse buraya gömülecek. Akdeniz bir yakasında annem, bir yakasında babam" diyor.

Ölüm korkusu ve mezar

Amiens'daki gibi mezarları dolaşırken, ölüm ve kimliğe ilişkin değişen eğilimleri de görebiliyorsunuz.

Bazı mezarlar biraz toprak yığını ve mezar taşlarından ibaret. Ama yenileri büyük, mermer mezarlar. Fransız komşularınınkinden farkı yok gibi. Çiçekler, oyma yazılar, çerçevelenmiş sevgi mesajları ve çocuklar için oyuncak ayılar.

Akademisyen Yasin Şaibi, "Geleneksel İslam'da mezar toprağın bir parçasıdır. Yakınları olduğu sürece ziyaret edilir sonra kaybolur. Ama şimdi Fransızların ölüm tarzının simgeselliğini benimseyen Müslümanlar var: Kalıcı olma çabası. Bu gülünç. Mezarın üzerinde ne kadar şey varsa, o toplumun ölümden o kadar çok korkuyor demektir" diyor.

İlgili haberler