Göçmen adaylara kapılar neden geç açıldı?

Almanya’da 22 Eylül’de yapılacak genel seçimlerde 50’den fazla göçmen kökenli aday Federal Meclis’e girmek için yarışacak.

Cemile Giousouf da onlardan biri. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Giousouf’la göçmen kökenlilerin sempatisini kazanmak ve aday olduğu bölge, Hagen kentinde kendisine epey mesafeli duran Türkiye kökenlilerin oylarını toplamayı umuyor.

Sosyal Demokrat Parti’nin ön plana çıkan adayı ise Hamburglu Aydan Özoğuz.

Geçen seçimlerde meclise giren Özoğuz aynı zamanda Sosyal Demokrat Parti (SPD) Genel Başkan Yardımcısı. Hem CDU, hem de SPD, göçmen kökenlilere kapılarını geç açan iki parti olarak tanınıyor.

Bu konuda çok daha önce harekete geçen Yeşiller ve Sol Parti, göçmen kökenli adaylar konusunda bu seçimlerde de başı çekiyor.

Peki CDU ve SPD neden göçmen kökenlilere kapısını bu kadar geç açtı?

Bunda kuşkusuz CDU’nun genel olarak göçmenlere yönelik muhafazakâr politikası etkili oldu. Ayrıca göçmenler arasında en büyük gruplardan birini oluşturan Rusya’dan gelen Alman kökenlilerin oylarının "çantada keklik" olduğu duygusu da etkiliydi.

Profil değişti

Rusya’dan gelen Alman kökenliler Kohl hükümetinin kendilerine kucak açan politikalarına müteşekkir olmalarını, sandık başında hep gösterdi. Sosyal Demokrat Parti ise işçi göçünden bu yana ağırlıklı olarak sendikalarda örgütlenen ve kendilerini tercih eden Türkiye kökenli seçmenlerin oyuna güveniyordu. Ancak bu durum son yıllarda değişti.

Almanya’da göçmen kökenlilerin seçimlerdeki eğilimi üzerine araştırmalar yapan siyaset bilimci Andreas Wust’un çalışmalarına göre her iki partininin klasik göçmen kökenli seçmen profili değişiyor.

Aileleri Rusya’dan Almanya’ya gelen göcmenlerin çocukları, genç nesil seçmenler Kohl’ün partisi Hristiyan Demokrat Birlik’den çok, sorunlarına eğildiklerini düşündükleri sol partilere sempati duyuyor.

Wust’un araştırmasına göre Sosyal Demokrat Parti de Türkiye kökenli seçmenlerin güvenini kaybetti. Özellikle, Almanya Kendini Yok Ediyor‘ kitabıyla göçmenlere hakaretler yağdıran Sosyal Demokrat Partili, Merkez Bankası eski yönetim kurulu üyesi Thilo Sarrazin’ın bunda payı büyük. Ayrıca Sosyal Demokrat Parti sıralarında genç göçmenlerin sayısının az olması, partiye sempatiyi azaltan bir başka faktör.

CDU ve SPD bu gelişmelerin farkında. CDU’nun geçen yıl sonunda Yönetim Kurulu’na dört göçmen kökenliyi alması, Cemile Giousouf’u bu seçimlerde aday göstermesi, SPD’nin ise Göç ve Çeşitlilik başlıklı bir çalışma grubunu kurması tesadüf değil.

Peki bütün bunlar CDU ve SPD’nin aynı zamanda Almanya’daki çok kültürlülüğün farkına vardıkları ve buna uyum sağlamaya çalıştıkları anlamına mı geliyor? Berlin’deki Bilim ve Politika Vakfı’ndan göç politikaları uzmanı Dr. Yaşar Aydın’a göre bu olumlu bir adım olsa da, genel olarak siyasi partilerin çok kültürlülüğe tam anlamıyla uyum sağladıkları anlamına gelmiyor.

Almanya’da kültürel çeşitliliği Sosyal Demokrat Parti, Sol Parti ve Yeşiller’in savunduğunu söyleyen Aydın, „Hristiyan Birlik partileri ise çok kültürlülüğe karşılar. Merkel’in bu yönde açık ve net söylemleri var. Çünkü tabanları muhafazakar. Kültürel ve dini çeşitliliğe sıcak bakmıyorlar. Ancak diğer yandan şunu da unutmamak gerekiyor, eyalet düzeyinde Almanya’da Türkiye kökenli ilk bakan, Aygül Özkan da CDU’dandı “ diye konuşuyor.

Aydın’a göre partilerin büyük eksikliği, göçmenlere birey olarak yaklaşmamaları. Bunun yerine göçmen kökenlilere üyesi oldukları dernekler üzerinde ulaşmaya çalıştıklarını ve bu nedenle sadece örgütlü azınlıkla ilişkiye geçtiklerini söylüyor.

'Dayanışma güdüsü'

22 Eylül seçimleri için Yeşiller bu seçimlerde 23 göçmen kökenliyi milletvekili adayı olarak gösterdi. Yeşiller’i 18 adayla Sol Parti ve Sosyal Demokrat Parti takip ediyor. Liberal Demokrat Parti‘de (FDP) 9, Hristiyan Demokrat Parti’de ise 6 göçmen kökenli aday var. Bu adaylar arasında Türkiye kökenlilerin 5 ya da 6’sinin meclise girmesi bekleniyor.

Peki göçmen kökenliler sandık başına giderken kendileri gibi göçmen kökenli adaylara oy vermeyi önemsiyor mu? İskandinav ülkelerinde yapılan araştırmalara göre bu sorunun yanıtı „evet.“ Bilim ve Siyaset Vakfı’ndan Dr. Yaşar Aydın’a göre göçmen kökenliler öncelikle dayanışma güdüsü nedeniyle göçmen kökenli adaylara destek veriyor. Onların kendi sorunlarını daha iyi bildiklerini ve kendilerini daha iyi temsil edeceklerini düşünüyorlar. Ancak Yaşar Aydın, seçmenlerin tercihlerini yaparken sadece kökene değil, siyasi duruş, dünya görüşü ve partilerin siyasi performansını da göz önünde bulundurduğunu söylüyor.

Forsa Araştırması’na göre (17.09.2013) iktidardaki Hristiyan Birlik-Liberal Demokratlar‘ın oy oranı toplam yüzde 44. Ana muhalefet partisi Sosyal Demokrat Parti SPD’nin yüzde 25, Sol Parti’nin yüzde 10 ve Yeşiller Partisi’nin de yüzde 9.

Uzmanlar bu seçimlerde değil belki, ama 2000 yılından bu yana geçerli olan yeni vatandaşlık yasası ile ebeveynleri gerekli şartları yerine getirdiği için Almanya’da dünyaya gelen ve doğuştan vatandaşlık hakkı kazanan gençlerin önümüzdeki dönem Almanya'daki siyasi dağılımda önemli rol oynayacağını belirtiyor.