İran: Ruhani'nin yeni tonu, Batı ile eski ayrılıklar

Orta Doğu'da İran ile Amerika ve Batı arasında gerçek bir diyaloğa ihtiyaç var. Bunun gerçekleşip gerçekleşmemesi ise ayrı bir konu.

Hasan Ruhani'nin İran'ın yeni Cumhurbaşkanı seçilmesi, Tahran ile Washington arasında 30 yıldır işlevsiz olan ilişkinin gelişmesi yönünde beklentileri arttırdı. Obama ile Ruhani karşılıklı kibar mesajlar verdi.

Orta Doğu'nun, son yıllarda belirginleşen derin fay hattı nedeniyle Batı ile İran arasında diyaloga ihtiyacı var. Bu, bölgede İran'ı destekleyen ülkelerle ABD'yi destekleyen ülkeler arasındaki fay hattı.

Amerika ve müttefiklerinin 2003'te Irak'ı işgali ile bu hat daha da derinleşti. En büyük bölgesel düşmanı olan Saddam Hüseyin'in devrilmesiyle İran'ın stratejik konumu güçlendi.

Amerika ve İran'ın, bölgede taraf oldukları sorunları açıktan ve önkoşulsuz tartışmaya başlaması halinde Orta Doğu'da ortamın düzeleceği düşüncesi cazip gelse de, iki taraf arasında derin politik ve ideolojik farklılıklar olduğunu unutmamak gerekir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşmasında Ruhani bunları yansıttı.

Ruhani, kendi deyimiyle Batı'nın "medeni merkez ve medeniyetsiz çevre ülkeler" algısını reddetti. Bu anlayışın, tek taraflı bir konuşmanın olduğu uluslararası ilişkilere yol açtığını söyledi.

Her ne kadar İsrail delegasyonu onu boykot ettiyse de, Ruhani'nin BM'deki konuşmasının tonu, selefi Mahmud Ahmedinecad'dan çok farklıydı. Yeni Cumhurbaşkanı, Filistinlilere dayatılan "kriminal işgali" kınadı. Ama bunu yaparken Ahmedinecad'dan daha yumuşak bir dil kullandı.

Fakat bugüne kadar İran ile Batı arasındaki ilişkinin yumuşaması umudu, temel faktörler yerine yüzeysel gelişmelere dayanıyordu.

Bu hafta içinde İran ile BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi ve Almanya (5+1) arasında yapılacak görüşmeler, her iki taraf açısından tutumda bir değişiklik olup olmadığını gösterecek.

Bugüne kadar hiçbir taraf İran'ın nükleer projesi konusundaki görüşmelerde gelişme sağlayacak esnek yaklaşımı göstermedi. Her iki taraf da fazlasıyla temkinli olmaya devam edecek.

Fakat sorun, görüşmeleri yürüten tarafların, olumlu yüzeysel gelişmeleri diplomatik gelişmeye dönüştürecek türden önerilerde bulunmaya hazır olup olmamasıdır.

İlgili haberler