Gülsuyu: Mafya 1990'larda girdi

Mahalleye ilk yerleşimler çevresindeki fabrikalar nedeniyle 1950’lerde oluyor, 1960’a kadar bölge işçi dayanışması ve hemşerilik anlayışıyla büyüyor. 1970’den itibaren de hızla gecekondulaşma yaşanıyor.

Türkiye’de de sol hareketin yükseldiği bu dönemde mahallede sol hareketin sembol mahallelerinden biri haline geliyor ve ‘kurtarılmış mahallelerden’ biri olarak anılmaya başlıyor.

1980 darbesi ile mahallede var olan "yeni bir hayat , yeni bir mekan anlayışı" sonlanıyor ve karşı çıktıkları piyasa mekanizmasının içinde yer buluyorlar.

‘Mafya 1990’larda girdi’

1990’dan itibaren mahalleye tapu dağıtılmaya başlanıyor ve artık mafya girmeye başlıyor. Ama buraya arazi mafyası hiçbir zaman giremiyor, çünkü arazi mafyasının gecekondu mahallelerine girdiği dönemde mafyanın burada parçalayıp satabileceği arazinin artık bulunmaması ve 1970’lerde ise mahallenin politik kimliği nedeniyle giremiyor.

1980 öncesine kadar genelde Anadolu’dan göçenlerin 1980 sonrasında ise İstanbul’dan kiracı olarak gelenlerin yerleşim yeri oluyor.

Bu yeni yerleşenler daha önceden gecekondu yapamayan ve gecekondu yapma şansı artık kalmayan, yoksul kesim tarafından oluşmaktadır.

‘Bir Alevi mahallesi değil’

Ama 1980 sonrası asıl büyük artış 1990’larda başlayan zorunlu göç süreciyle yaşanıyor. Gülsuyu, her kentten göç almasına ve ağırlıklı olarak Alevilerin yaşamamasına rağmen Alevi Mahallesi olarak kabul görmüş durumdadır.

1950’lerde çevredeki fabrikalardaki işçilerin çalıştığı işçi mahallesi olarak kuruluyor.

1970’lerde işçi istihdamıyla beraber devlet memurları da mahalleye yerleşmeye başlıyor. 1980 sonrası memurlar çok azalıyor ve enformel sektörle inşaat işçiliği yaygınlaşıyor.

Güvencesiz çalışma yaygın

1990 sonrasında ise işçilerle beraber, krizlerle işsiz kalan bir nüfus profili karşımıza çıkıyor.

Mahallede yapılan görüşmelerde “buranın sorununun işsizlik olduğu, insanların parasızlık nedeniyle mafyaya ve - hırsızlık, gasp ve mafyaya tetikçilik gibi- kötü yollara bulaştığı” ifade edilmektedir.

Bir işçi mahallesi olarak kurulan mahallede, şu anda imalat sanayinde ya da sigortalı işçi olarak çalışan kesim küçük bir oran olarak bulunmakta, genel olarak erkekler inşaat işçiliği, kadınlar ise evlere gündelikçilik ve merdivencilik denilen günlük işlerde çalışmaktadır.

Bu durum özellikle mahallenin 1990 sonrası zorunlu göç alan üst tarafı için geçerlidir.

Mahallenin ilk kurulduğu yer olan Ankara Asfaltının üst kısmı araştırmanın yapıldığı yıllarda İslami hareketlerin yüksek olduğu ve kaçak kuran kursları ve tarikatların ayrı camilerinin olduğu bir bölgedir.

‘Akşam kurulan gezici karakollar’

Mahallenin metrekare birim fiyatı başına arsa bedelinin en yüksek olan yeri, yani rant artışı en yüksek olan yeridir.

Biraz yukarılara doğru çıkıldığında, mahallenin orta kısmı genel olarak Alevilerin yaşadığı bir yerdir.

Mahallede heykel olarak geçen bu yerinden sonrasına akşam hava karardıktan sonra taksicilerin çıkmadığı söylenmektedir. Ve mahallede bu kısmında akşam saat 6’dan sonra gezici karakollar, akrep olarak tabir edilen araçlar gelmektedir.

Mahallenin bu kısmında eski “kurtarılmış mahalle”si bulunmaktadır.

Mahallenin üst kısmının farklı yapısı

Mahallenin en üst kısmana çıkıldığında ise buraların 1990 sonrasında nüfusunun hızla arttığı ve zorunlu göçten en çok etkilenen mahallelerinden biri olduğu görülmektedir.

Burada yaşayan insanlar Maltepe Belediyesi ve Kaymakamlığından en fazla yardım alan yerleşim yeri olarak geçmektedir.

Suç oranlarının çok fazla olduğu, özellikle hırsızlık ve gasp suçlarının mahallenin en üst kesimindeki yaşayanlar tarafından yapıldığı yaptığımız görüşmelerde dile getirilen konu olmuştur.

1970’lerdeki politik kimliği, “kurtarılmış mahalle” olması, bu mahallenin hala tehlikeli olarak görülmesine neden olmaktadır.

Hala orta-üst sınıf mahallelerde hava karardıktan sonra polisin buraya sokulmadığı gibi şehir efsaneleri dolaşmaktadır.

İddia edilen suçlar mahalleliler tarafından mı işleniyor?

Eskinin siyasi suçlarının yerini bu günün adi suçları almıştır. Polisle ve mahalle halkıyla yapılan görüşmelerde en çok söylenen uyuşturucunun, fuhuşun, gasp ve hırsızlığın buralarda çok arttığı ve yakın çevrede işlenen bu suçların %50’sinin mahalle halkı tarafından işlendiğidir.

Gülsuyu mahallesinde son 3-4 aydır yaşananlar ne sadece uyuşturucuyla, ne sadece mafyayla, ne sadece kentsel dönüşümle, ne sadece rantla ne de bu ranta el koymak için mahalleye girmeye çalışan arazi mafyası/inşaat şirketleri/TOKİ ile açıklanamaz.

Hepsinin toplamından daha büyük olan bir sürecin sonuçları yaşanmaktadır. Bugün yaşanan şeyler ne sadece Gülsuyu’nun sorunu ne de 3-4 aylık bir sorundur. Uyuşturucu ve mafya son 20 yıldır Gülsuyu’nda dillendirilmesine rağmen yetkililerce görmemezlikten gelinmiş olmasının sonuçları bugün yaşanmaktadır.

İlgili haberler