Nerede o eski bayramlar?

Bayram dediğin… Biz peşine düştük de, eski bayramlar duruyor orada, bir fotoğrafta. Kalabalık bir yemek masası, etrafında aile, torunlar dedelerin solunda, gelinler çocuklara yakın menzilde, babaların önünde birer kadeh.

O zamanlar iPhone yok, iOS7 sürümünün derdi de yok. Uzayda hayata dair bildiğimiz şey Jetgillerden bir kare.

Eski bayramlar şimdi iPhone’larda, instagramda dünya turu, Foursquare’de Amsterdam Belediye Başkanı olmana iki check-in kalmıştır en fazla. Bayram ziyaretinin kısası, bayram tatilinin ise köprülüsü makbul.

Bayramlarda duygulanıp iki damla yaş dökmenin süresi de 1 dakika 4 saniye. Ölçülmüş, biçilmiş. Reklamın süresi bu. Kamera yaşlı dedeye zum yapar, fonda ‘Ayrılık’, torunlar görünürde yok. Trafik var. Neyse ki köprüler bedava.

Kamera iyice zumlarsa göreceğiz, bir kase şeker. Bademler lokumlar çocuklara, pek rağbet görmeyen bitterler ''Zahmet etmeyin, zati ben diyetteyim, bir tane kafi'' diyen bayram yengelerine.

Gümüşten gondollar parlatılır

Sahi kaldı mı o kaselerden? En son görüldükleri yer: Bir AVM’nin zemin katında 500 metrekareye yayılan ev aksesuarları dükkanlarında, ‘vintaj’ bölümünde tanesi 125 liradan satışta. Eski bir eşyadır nihayetinde o kase de, eski bayramlar gibi.

Vaktiyle, insanların ihtilal gibi baktığı günlerde, misafir gelecek diye piyasada ne kadar sigara varsa o gümüşten gondola doldurulur, Samsunlarla kırmızı uzun Marlborolar yan yana beklerdi.

Annen bir gece önce o pis kokan gümüş parlatıcıyla gondolu parlatır, sonra sigara külüyle de ovardı. Gümüş gondolun içindeki sigaralar senin çok iyi tanımadığın insanlara ikram edilirdi. Naci Amca’na mesela.

''Hatırlamadın mı Naci Amcanı? Hani bankanın lojmanının restoranında görmüştük de...''

Naci Amca’yı hatırlamazsın da yıllarca unutmazsın da. Aklında Naci Amca’dan kalan, pantalon paçasının altından görünen lacivert hafif şeffaf çorapları, bayramlık çorap.

Namaza gitmiş sabah. Oğlanı da zor kaldırmış. ‘Bizim zamanımızda’ diye eski bayramlardan bahsediyor. Israrlara dayanamayıp, bir demli çay rica ediyor yenganımdan (hikayede annen), bir de ortadan uzanıp Samsun’lardan bir dal alıyor.

Mendilsiz geçen Applestore bayramları

Eskiden dumanın içinde koşardık da şimdi o küçük çocuklar dumansız hava sahası evlerde, bir köşede ya kendi iPad’iyle ya da PSP’siyle. Yalandan el öpüp, bir köşeye geçiyorlar. Çok ağlar ya da tutturursa bayram hediyesi diye istediği application’ı alıyor anneleri. Mendilsiz geçen Applestore bayramları.

Eskidendi, Aysel teyzenlerin çapraz komşusu Nuri Bey’lerin geldiği günler.

Şimdi ne Aysel Hanım’la mutsuz kızı var apartmanda, ne de onların çapraz komşusu. Aysel hanımlar ucuz tur bulmuşlar, Kapadokya’dalar. Kızı daha da daralsın diye.

O Nuri Bey’in ''Güzel kızımız bana bir su verir mi?’'si de eski bir likör takımı gibi duruyor camlı dolapta. Annenin bir telaşla bardağın altına minik danteli sıkıştırdığı, ''Evladım tek elinle tut bardağı, düşürmezsin, bardağa değil ileri bak'' dediği günlerle vedalaşalı çok oldu.

O bardak altına konan danteller senin çeyizinde lakin ''Aman anne kim kullanacak bunları, Allahaşkına?''

Arabeske vaktimiz yok

Arabeske vaktimiz yok. Tek tek arayıp bayramlaşmaya da.

Bayramlar mesaj kutusunda, gönder tuşunun yanıbaşında: ''Toplu mesajınız iletilmiştir'' İnternetten bulunma, ''Kurban bayramınızı en içten dileklerimizle kutlar, sevdiklerinizle beraber nice bayramlara vs. vs.'' Yanında suflörün; ''Cevatları unutma, Sema Yengemlere de at.'' ''Sema Yengenler hiç kutlamaz bizi! Aman canım, bir mesaj işte, gönder gitsin, insanlık bizde kalsın.''

İnsanlık bir mesaj kutusunun içinde. Servis sağlayıcınıza göre maksimum 0.40 kuruştur nihayetinde.

O bayramdan bir gece önce babanın içine ıslak mendil koyup da ayakkabıyı genişletmeye çalıştığı ayakkabılar da yok artık.

Kaldı mı o ailelerden?

Şimdi pabuçlar ışıklı, çocuklar gazino gibi dolaşıyor sokaklarda. Anneler aynı. Bayramdan önce dip boyası, bayramdan bir gün önce kuaförün borçlu kaldığı fönü yaptır gitsin. İki gün idare etse yeter.

Mezarlık ziyaretleri için çantaya iki tane de fazladan eşarp atılıyor mu hala? Yusuf Tavaslı’nın çevirdikçe her sayfası tel tel ayrılan dua kitabı satılıyor mu yoksa .pdf olarak indiriyor musunuz telefonunuza?

Hani annen duaları mırıldanırken, sen arkada kardeşinle itişirsin de, arkasına döner ve Allahü la ilahe kısmında sesini yükseltir ya, kaldı mı o ailelerden? Duanın ortasında ses yükselirse mezarlık çıkışı çimdikler uçuşur mu hala havada?

Ağlaya ağlaya önce babaanneye, sonra halaya, sonra küs olduğun amcaları pas geçip, eve.

E, size de gelecekler ya, bir jetonla üç kişiyle konuştuğumuz günlerin hızıyla...

Şimdinin hızı bir mesaj mesafesinde. Aynı gün içinde aynı insanları iki kere görmenin ne anlamı vardı hala bilmiyorum da, şimdi aynı gün içinde aynı insan iki kere bayram tebriği atıyor ya, o da saçma, zaten o da yanlışlıkla.