Türkiye ve Irak yeni bir sayfa mı açıyor?

Ortadoğu’nun bir zamanlar en güzel ve kişilikli şehirlerinden kabul edilen Bağdat, savaşın sona ermesine ve Amerikan askerlerinin çekilmesine karşın istediği istikrâra ve huzura kavuşamamış.

Kentin hemen her köşesinde konuşlanan güvenlik noktalarıyla, savaş ve yıkımı anımsatan cadde ve binalarıyla son 20 yılın yorgunluğunu hissettiren Bağdat, bütün güvenlik önlemlerine karşın giderek artan terörle mücadele etmeye çalışıyor.

BM rakamlarına göre, ayda ortalama 1000 kişi terör saldırıları sonucunu yaşamını yitiriyor.

İşte bu ortamda Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, son 2,5 senedir durağanlaşan Ankara-Bağdat ilişkilerini düzeltmek ve yeniden rayına koymak için 2 günlük ziyaret kapsamında Irak’a geldi.

Güvenlik sorunlarına karşın ziyaretine Necef ve Kerbela gibi Şiilerin kutsal kentlerini de ekleyen Davutoğlu, oldukça zorlu ve hatta maraton gibi geçen bir programın ardından ziyaretini tamamladı.

Davutoğlu ve ekibinin geride bıraktığı Irak ise bir yandan artan terörle mücadele etmenin yollarını ararken diğer yandan da yaklaşan parlamento seçimlerinin heyecanını yaşıyor.

Terörün yanı sıra artan ekonomik sıkıntılar, bölgesel huzursuzluklar Irak Başbakanı Nuri al-Maliki’nin karşısındaki en önemli sorunlar olarak görülüyor.

30 Nisan 2014’de yapılacak seçimlerde adaylığını koyup koymayacağını henüz açıklamayan Maliki, son dönemde attığı adımlarla iç politikada zayıflanan pozisyonunu güçlendirmeye çalışıyor.

Bu yönde en önemli girişimini geçen haftalarda ABD’ye yaptığı ziyaretle atan Maliki, ikinci bir adımı da Türkiye ile ilişkileri normalleştirme kararını alarak atmış oldu.

Irak Başbakanı, yaklaşan seçimler öncesinde bu iki ülkeyle ilişkilerini yumuşatarak, zaten giderek belirsizleşen Ortadoğu bölgesinde nispeten daha rahat bir konum elde etmek istiyor.

Görüş ayrılıkları

Ancak Davutoğlu’nun ziyareti de gösterdi ki, iki ülke arasındaki ilişkilerde her ne kadar “yeni bir sayfa” açılsa da bu sayfa sanıldığı kadar temiz değil.

Başta Türkiye’nin Kuzey Irak’la geliştirmekte olduğu enerji işbirliği olmak üzere iki ülke arasında önemli görüş ayrılıkları bulunuyor. Bu görüş ayrılıkları da Davutoğlu’nun ziyareti sırasında göze çarptı.

Enerji kaynakları açısından Rusya’ya yaklaşık yüzde 60 civarında bağımlı olan ve bunu azaltmayı planlayan Türkiye için Irak Kürdistan Bölgesel Hükümeti’nin petrol ve doğalgaz kaynakları büyük önem taşıyor.

Bölgedeki enerji kaynaklarının aranması, çıkarılması, dağıtım ve taşımasının yapılması için yeni kurulan TEC şirketi ile bölgesel hükümet arasında kapsamlı bir anlaşma yapıldığı artık sır değil. Hatta bu anlaşma kapsamında boru hatlarının da kurulması ve Kuzey Irak’ın enerji kaynaklarının bu hat üzerinden taşınması söz konusu olabilecek.

Bu süreçteki en önemli engel ise Irak merkezi hükümeti ile bölgesel hükümetin enerji kaynaklarından elde edilecek gelirlerin paylaşımı konusunda henüz nihai bir anlaşmaya varılmamış olması.

Anayasal olarak ülkenin tüm enerji kaynaklarından elde edilecek gelir merkezi hükümetle bölgesel hükümet arasında 83-17 oranına göre paylaştırılacak ancak bu anayasal maddenin nasıl işletileceğine ilişkin Petro-Karbon Yasası’nın çıkarılamamış olması sorunu derinleştiriyor.

Bakan Davutoğlu, yapılan anlaşmaların merkezi hükümetin anayasal haklarını göz ardı etmediğini belirtirken, Irak’ın Kürt asıllı Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, konunun teknik komisyona havale edildiğini bildirmekle yetindi.

Zebari’nin bahsettiği komisyonun Aralık ayı başında iki ülke dışişleri bakanlıkları müsteşarları başkanlıklarında ve ilgili bakanlıklardan yetkililerin katılımıyla gerçekleşmesi öngörülüyor.

Bu toplantı bir yandan iki ülke arasında kesilen siyasi diyalog mekanizmasını yeniden aktive edip, mevcut sorunların çözümü için çalışacakken; aynı zamanda ya Aralık ayı içinde ya da yeni yılın başlarında Başbakan Maliki’nin gerçekleştireceği Ankara ziyaretine de hazırlık yapacak.

Türk yetkililer, Kuzey Irak’ın zengin petrol ve doğalgaz rezervleri olduğuna, Türkiye’nin bu kaynakları göz ardı edemeyeceğine, bölgesel yönetimin de bunların pazarlanması için Bağdat’la uzlaşmayı bekleyemeyeceğini kaydediyorlar.

Irak anayasasında öngörülen oranlar üzerinden Ira’a yapılacak ödemenin oluşturulacağını belirten yetkililer, ancak enerji kaynakları alımından doğacak ödemenin ilk hangi kesime yapılacağı konusunda görüş belirtmekten kaçınıyorlar.

El Kaide’ye kim destek veriyor?

İkinci önemli bir sorun da Suriye ve bölgede giderek artan aşırı İslamcı gruplar konusunda yaşanıyor.

Irak hükümeti, uluslararası toplumla birlikte hareket etmesine karşın, Esad rejiminin devrilmesi konusunda farklı düşünüyor.

Maliki yönetiminin uzunca bir süre İran’dan Suriye yönetimine giden silah ve lojistik desteğine göz yumması, daha çok Tahran yörüngesinde olan Irak Başbakanı’nın konumunu da net olarak ortaya koyuyordu.

Son ABD ziyareti sırasında elinde yeterli askeri gücü olmadığı için engelleyemediği iddiasını dile getiren Maliki yönetimi, özellikle el-Kaide gibi aşırılık yanlısı silahlı grupların Türkiye’de eğitilip Suriye’de savaşmaya gönderildiği algısını yaratmaya çalışıyor.

Davutoğlu’nun basın toplantısı sırasında ard arda gelen benzeri soruları sakin ama kararlı bir yalanlamayla karşılayan Bakan Davutoğlu, Pazartesi günü yaptığı açıklamada ise Irak basınının uluslararası basın organlarının Türkiye’ye dönük karşı propagandasından etkilendiği değerlendirmesini yaptı.

“Ne doğrudan ne de dolaylı olarak böyle bir iddiayı Iraklı yetkililerin ağzından duymadığını” belirten Bakan, bu söylemin gerçek hayatta karşılığı olmadığını da kaydetti.

Türkiye’nin Irak’la normalleşme çabalarının arkasında ise son dönemde Ortadoğu bölgesinde yitirdiği pozisyonunu yeniden inşa etme arayışı bulunuyor.

Suriye diplomasisinde eskisi kadar söz sahibi olamayan, İran’da göreve gelen yeni liderliğin dünya ile sorunlar çözmeye dönük bir irade sergilemesi, Türkiye’nin de kaybettiği müttefiklerini kazanmaya çalışması sonucunu doğurdu.

Ulaştırma, ticaret, ekonomi ön planda

Her ne kadar siyasi konularda yaşanabilecek sorunlar olsa da Türk ve Iraklı yetkililer, son 2 senedir askıya aldıkları Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey toplantısını gerçekleştirip, somut alanlarda işbirliği yapamaya hazırlar.

İlk aşamada ticaret, ekonomi ve ulaştırma bakanlarının konsey toplantısı öncesinde bir araya gelerek işbirliği alanlarını belirlemeleri bekleniyor.

Demiryoluyla Türkiye-Irak arasında yeni ulaşım hattı getirilmesi, ticaret miktarının mevcut 12 milyar dolardan daha da yukarı çıkarılması ve uzun süredir bekleyen yeni sınır kapılarının açılması tarafların gündemindeki en önemli konular olarak görülüyor.

“Türkiye ile Irak arasında karşılıklı bağımlılığı ne kadar artırırsak, ilişkilerdeki istikrarı da o kadar sağlamış,” oluruz diyen bir Türk diplomat, “karşılıklı bağımlılık” ifadesiyle belki iki ülke arasındaki yeni dönemin şifresini de açıklamış oldu.

İlgili haberler