Barzani Diyarbakır'da: Rojava gölgesinde ziyaret

Mesud Barzani

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin Diyarbakır’ı ziyaret edip Başbakan Tayyip Erdoğan ile buluşmasından daha çok, bu ziyarette vereceği mesajlar önemli görülüyor.

Barzani’nin sözlerinin, Kürt siyasi hareketleri arasındaki zıtlaşmaları derinleştirmesi mümkün.

Diğer yandan, Barzani vereceği mesajlarla Türkiye’de sene başından beri süren Kürt sorununa diyalogla çözüm arayışında “kolaylaştırıcı” bir rol oynayabilir.

Hemen herkesin hemfikir olduğu görüş ise bu ziyaretin Suriye’deki Kürt bölgesi Rojava’da etkin olan PKK çizgisindeki Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) gölgesi altında gerçekleşeceği.

Rojava ve PYD gölgesi

Barzani, Diyarbakır ziyareti öncesi yaptığı yazılı açıklamada, Rojava'da diğer bazı parti ve toplum liderleriyle birlikte "geçici yönetim meclisi" oluşturan PYD'yi sert ifadelerle eleştirdi. Barzani imzalı açıklamada PYD, Suriye'deki Kürtlerin birliğine aykırı davranmakla ve hatta Suriye rejimiyle işbirliği yapmakla suçlanıyor.

PYD, Kürdistan Topluluklar Birliği'nin (KCK) bir parçası. KCK hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan'ın rehberliğinde kuruldu ve şu anki KCK Eş Başkanı Cemil Bayık.

Rojava'da PYD öncülüğündeki geçici yönetim girişimi doğrudan KCK Sözleşmesi perspektifine dayanıyor.

Paris'te yaşayan sosyal bilimler doktorası sahibi Mustafa Peköz, Rojava'daki 3 kantonlu özerklik sisteminin, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nde uygulanan özerklik sistemine bir alternatif oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

BBC Türkçe'ye konuşan Peköz'e göre, Rojava'daki bu gelişme, 30 yıldır savaştığı PKK'nın 'kardeş partisi' ile yüzlerce kilometrelik bir sınıra sahip olmaktan çekinen Türkiye ile Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi'nin (KDP) ortak rahatsızlık konusu.

Dr. Cengiz Güneş, PYD'nin "stratejik" öne çıkışının, muhfazakâr Kürt hareketini rahatsız ettiği görüşüne katılıyor.

"Türkiye'deki Çağdaş Kürt Ulusal Hareketi" kitabının yazarı Güneş, Suriye'de iç savaşı sona erdirmeye yönelik Cenevre konferansına PYD'nin katılması konusunda Rusya'nın ısrarcı olduğuna dikkat çekerek şöyle diyor: "PKK ile KDP arasında geçmişten beri Kürtleri kim temsil edecek diye bir hegemonya mücadelesi var. PYD’nin güç kazanması KDP’yi o konumundan uzaklaştıracak gibi; özellikle de PYD’nin uluslararası arenada meşruiyetini artırması."

Suriye ve Irak'taki Kürt bölgelerini 'içeriden' izleyen Hollandalı Wladimir van Wilgenburg, PYD ile KDP arasındaki gerginliğin yüksek olduğuna dikkat çekerek, "Bu görüşmede ateşe körükle gidilebilir." diyor.

Wilgenburg, Barzani PYD'yi "Kürtleri kendilerinin olmayan bir savaşa sürüklemekle" eleştirirken, El Kaide'ye karşı savaşta Kürt milis gücünü örgütleyen ve kitle örgütleri kuran PYD'nin, normalde diğer Kürt partilerine yakın kesimleri de etrafında birleştirdiğine dikkat çekiyor.

Barzani zayıflıyor mu?

Barzani'ye bağlı sınrı muhafızlarının PYD lideri Salih Müslim'in Rojava'dan geçişini engellemesi, Kürt kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı.

Dr. Güneş, BBC Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede, KDP'nin Kürtlerin "doğal yönetici partisi" olarak görülmesine karşın, Müslim'e karşı bu hareketin ciddi bir tartışma yarattığına dikkat çekiyor.

Peköz, daha da ileri giderek, Barzani'nin bölgesel yönetim içinde eskisi kadar güçlü olmadığını ve yaklaşık %65'lik bir kesimin KDP'ye oy vermediğini vurguluyor.

Wilgenburg ise esas güç kaybedenin, %21'lik oy oranıyla, Goran listesinin 1 puan gerisinde kalan Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) olduğunu belirtiyor.

KYB ve Goran hareketi ile çok sayıda parti dün bir açıklama yaparak, Suriye'nin geleceğiyle ilgili konferansta Kürtleri İslamcı muhalefet çatısı altındaki temsilcilerin değil, PYD liderliğindeki geçici yönetiminin doğrudan temsilini savundu.

Bu durum, Irak Kürtleri arasındaki zıtlaşmalarla Suriye'deki kopuşun ne kadar yakından ilişkili olduğunu gösteriyor.

Konuyu SOSYAL MEYDAN'da tartışıyoruz, siz de katılın

'İhtiyatlı tepki'

Kürt edebiyatçı ve gazeteci Fehim Işık, "Mesud Barzani’nin bu gelişi zamanlama açısından Kuzey Kürtleri arasında bir tepkiyle karşılandı ama ihtiyatlı bir tepkidir bu." diyor.

Nitekim, Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı ve Mardin Milletvekili Ahmet Türk, Barzani'nin daha önce Newroz törenlerine davetleri geri çevirmesine sitem etti. Türkiye'deki Kürtlerin diğer sembolik ismi Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana ise, "Kürtlerin bir birleri ile rekabet değil, bir birlerini tanıma, tanımlama ve tamamlama sürecidir." diyerek ziyareti selamladı.

Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) bir yandan Erdoğan'ın çözüm sürecinde beklentileri karşılamayan tutumunu protesto ederken, diğer yandan Barzani'yi belediye binasında ağırlayacağı belirtiliyor.

Barzani tarafından toplanması üçüncü defa ertelenen Kürt Ulusal Kongresi'nin Diyarbakır'daki hazırlık komitesi üyeleri tutumlarını Evrensel gazetesine aktardı. Azadi İnisiyatifi, Devrimci Demokrat Kürt Derneği ve KADEP temsilcilerinin tutumu başlığa, "Hassasiyetler dikkate alınmalı" olarak yansıdı.

Işık'a göre, Diyarbakır'da verilecek mesajlarda "Rojava’da ortaya çıkan durumu baskılamaya dönük bir yaklaşım sergilenirse, bir iç çatışmanın çıkmaması muhtemel değil."

Öbür taraftan, PKK ve BDP'nin görüşlerinin dinlendiği, Rojava'daki tablonun dikkate alındığı mesajları verilirse, Barzani'nin çözüm sürecine önemli katkısı olabilir Işık'ın deyimiyle.

Türkiyeli Kürtleri temsil gücünü elinde bulunduran PKK, BDP ve DTK gibi yapıların yerine KDP inisiyatifiyle AKP'ye yakın çevrelerin muhatap alınması ise yeni bir çatışma sürecine yol açabilir.

Işık, bu ziyaretin yerel seçimlere doğru gidilirken gerçekleşiyor olmasının kaygıları artırdığını dile getiriyor. AKP'nin KDP kozunu kullanarak, BDP'yi Kürt illerinde güçsüzleştirmek isteyeceğini söylüyor.

Hangi mesajları verecek?

Dr. Cengiz Güneş'e göre, KDP'nin Türkiye'deki Kürtlerin temsiliyetine aday olması o kadar kolay değil. Bunun için Barzani'nin Kürt haklarını en az PKK-BDP çizgisi kadar savunması gerekeceğini belirten Güneş, "Bu AKP ile ilişkilerini nasıl etkiler, o da belli değil." diyor.

Güneş, "Barzani’nin geçmişten beri söylediği bir şey var: Silahlı mücadele ile haklarımızı alamayız. Bunu PKK’ye baskı yapmak anlamında söylüyordu." diye hatırlattıktan sonra, silahların sustuğu ve binlerce Kürt siyasetçinin tutuklu olduğu bir ortamda Barzani'nin neler söyleyeceğinin önemli olduğunu ifade ediyor.

Dr. Peköz, Barzani aşiretinin "Hakkari, Şırnak, Cizre, Botan bölgesinde belli bir ağırlığı olduğunu" belirterek, AKP'nin bu bölgelerdeki oy oranını artırmayı da amaçladığını belirtiyor ve ekliyor: "Kürtler arasında sembol olmuş Şivan’ın getirilmesi de AKP’nin politikalarına bir destek."

Her iki yorumcunun dikkat çektiği son bir nokta ise hem Irak'taki Kürt yönetiminin, hem KDP'lilerin, hem de bizzat Barzani ailesinin Türkiye ile olan yakın ekonomik ilişkileri.

Dr. Peköz, Rojava'daki gelişmelerle birlikte, Irak ve Suriye'deki petrol kaynakları ve boru hatları üzerinde stratejik değişimler olabileceğini söylüyor.

İlgili haberler