MGK: Paralel yapı ulusal güvenliğe tehdit

Türkiye'nin en üst düzey güvenlik koordinasyon birimi olan Milli Güvenlik Kurulu, isim vermeden Fethullah Gülen cemaatiyle özdeşleşen "paralel yapıyı" ulusal güvenliğe tehdit oluşturan yapılanma olarak tanımladı ve böylece 17 Aralık süreciyle başlayan hükümet-cemaat savaşını "devleti" de içine çeken yeni bir boyuta taşıdı.

MGK'nın Şubat ayı toplantısından sonra yapılan yazılı açıklamada, ülke genelinde güvenliği ilgilendiren hususlar ve yürütülen çalışmaların değerlendirildiği; bu kapsamda da "halkın huzurunu ve ulusal güvenliği tehdit eden yapılanmalar ve faaliyetlerin" görüşüldüğü kaydedildi.

MGK bildirisinde açık şekilde Gülen Cemaati ya da Hizmet Hareketi tanımlanmazken, hükümet yetkililerinin son dönemde sıkça kullandıkları "yapılanma" kelimesine atıfta bulunulması dikkat çekti.

Tekil bir tanım yerine "yapılanmalar" diyerek daha muğlak ve çoğul bir hedefi işaret eden MGK bildirisi, birçok açıdan mevcut gergin siyasi ortama yeni bir boyut katacak gibi görünüyor.

Bunun en önemli nedenlerinden biri, MGK'nın yapısı ve görevleriyle ilgili. Cumhurbaşkanı başkanlığında, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı'nın katılımının yanısıra Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve diğer önemli üst düzey güvenlik kurumlarının da yer aldığı MGK, devletin en üst düzey güvenlik kurumu olarak görev alıyor.

'Tüm güvenlik kurumlarının ortak görüşü'

Dolayısıyla MGK'da alınan kararlar tavsiye niteliğinde olsa bile adı geçen tüm güvenlik kurumlarının ortak görüşü olarak değerlendiriliyor ve ulusal güvenliğe tehdit olarak görülen iç ve dış unsurlara karşı ortak ve eşgüdüm içinde mücadele edilmesini öngörüyor.

Bu süreçte yanıtı en çok merak edilen soru ise Türk Silahlı Kuvvetleri'nin de bu mücadele bir şekilde yer alıp almayacağı.

Başbakan Erdoğan, daha önceki konuşmalarında "Orduya da sızmışlar" ifadesini kullanmış ve böylece polis, yargı ve istihbarat kurumlarına yerleşen "paralel yapının" aslında ne kadar etkin ve yaygın olduğunu ifade etmek istemişti.

Bu yeni durumda, hükümetin paralel yapı olarak tanımladığı hatta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "örgüt lideri" olarak suçladığı Fethullah Gülen liderliğindeki cemaate karşı devletin tüm güvenlik kurumlarını arkasına alarak bir mücadele yürüteceği değerlendirmelerine neden oluyor.

Hükümetin, MİT'e olağanüstü yetkiler veren yasal değişikliği de bu mücadele kapsamında değerlendirdiği, yaklaşan yerel seçimler öncesinde elindeki tüm olanakları güçlendirme arayışında olduğu belirtiliyor.

Yerel seçimlere vurgu

MGK bildirisinde 30 Mart'ta gerçekleştirilecek yerel seçimlere de atıfta bulunulması bu açıdan bakıldığında daha önem kazanıyor.

Bildiride, "Ayrıca, önümüzdeki dönemde icra edilecek olan mahalli idareler seçimlerinin, huzur ve güven içinde gerçekleşmesine yönelik tedbirler gözden geçirilmiştir" denilirken, mevcut güvenlik tehditlerinin de bu çerçevede değerlendirildiği öngörülüyor.

MGK kararının Başbakan Erdoğan ve oğlu arasında geçtiği iddia edilen konuşmanın internete sızdırılmasının ve binlerce kişinin yasadışı yollarla dinlendiği haberlerinin basında yer almasının hemen ardından gündeme gelmesi dikkat çekti.

İlgili haberler