LGBTİ’lere özel cezaevi: Tecrit mi, güvenlik mi?

Telif hakkı AP

Adalet Bakanlığı, lezbiyen, gay, biseksüel, transeksüel ve interseks (LGBTİ) bireyler için ayrı bir hapishane açmayı planlıyor.

Bakan Bekir Bozdağ, hapishanelerde ayrımcılık ve şiddete maruz kalan LGBTİ’lerden gelen şikayetlerle kararın alındığını söylerken, eşcinsel örgütleri ve konuyla ilgilenen uzmanlar bu durumun hiçbir sorunu çözmeyeceği görüşünde.

Samsun/Bafra T Tipi Cezaevinde kalan trans birey Tolga Erkuşak 60 günü aşkın bir süredir hapishanede açlık grevinde.

Erkuşak LGBT örgütü KaosGL'ye gönderdiği mektupta cezaevi personeli tarafından cinsel şiddete uğradığını öne sürüyor.

Erkuşak'la beraber hapishanenin 21 numaralı koğuşundaki transların da açlık grevinde olduğu yönünde iddialar var. Ancak bu iddiayı bağımsız kaynaklarca doğrulatmak mümkün olmadı.

Özel ihtiyacı olan mahpuslarla çalışan Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Mart ayı sonunda birçok kuruma başvurarak hapishanede neler olup bittiğine dair bilgi almak istemiş. Derneğin internet sitesinde yer alan bilgiye göre hapishane yönetiminin verdiği cevap “Kurum olarak dışarıya bilgi veremeyiz. Burası cezaevi, açlık grevi de olur her şey de olur.”

Hapishanelerde kalan LGBTİ bireylerin şiddete ve ayrımcılığa uğradığına ilişkin iddialar yeni değil.

Radikal gazetesinin internet sitesinde yer alan habere göre Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, tüm bu iddia ve şikayetleri adres göstererek, kendisinden önceki bakan döneminde başlatılan proje ile LGBTİ’lere özel bir cezaevi yapılacağını söylüyor.

Henüz nereye yapılacağı belli olmayan cezaevi için Bozdağ, yaşanan istismarlar ve sorunlar nedeniyle özel cezaevi kurulmasına ihtiyaç var diyor ve şikâyetlerin, mevcut cezaevlerinde kalan eşcinsellerden geldiğini sözlerine ekliyor.

Konuyla yakından ilgili uzmanlar ve LGBTİ örgütleri ise bu projenin karşısında.

"Şiddet hapishane personelinden"

CİSST’ten Mustafa Eren’e göre hapishanelerde yaşanan şiddet ve ayrımcılık genelde diğer mahpuslar tarafından değil cezaevi personeli tarafından uygulanıyor.

Bu nedenle Eren'e göre çözüm LGBTİ’lere özel cezaevi değil, ayrımcılığı ve şiddeti ortadan kaldıracak şekilde personelin eğitilmesi, buna dair önlemler alınması.

LAMBDAİstanbul LGBT Dayanışma Derneği’nden Elif Avcı da aynı kaygıyı paylaştığını söylüyor.

“Hapishanede çoğu tacizin geldiği nokta personel. Bu yeni hapishanenin personeli gökten inmeyecek,” diyen Avcı, hapishanedeki arkadaşlarını ziyarete giden LGBTİ bireylerin dahi aşağılanmaya ve şiddete maruz kalabildiğini kaydediyor.

Avcı “(Özel bir hapishane açma projesini) kolaya kaçmak olarak görüyoruz… Mevcut hapishanelerdeki homofobi ve transfobiyi çözmek yerine bir tane hapishane açıp LGBT mahpusları oraya koymayı planlıyorlar. Bu aslında toplu tecrit anlamına geliyor” diyor.

Halihazırda Türkiye’deki hapishanelerde bilinen LGBTİ mahpus sayısı bakanlığın 2013 Temmuz ayı verilerine göre 79.

LGBTİ bireyler genelde kendilerine özel koğuşlarda kalıyor.

Bakan Bozdağ, CHP Milletvekili Veli Ağababa’nın soru önergesine yanıtta mahpusların “ortak kullanım alanı ve sosyal faaliyetlere çıkartılırken diğer hükümlü ve tutuklularla bir araya gelmeyecek şekilde planlama yapılmakta,” diyor.

"Çözüm tecritte değil"

Avcı, yetkililerin çözmesi gereken asıl mesele bu tecrit iken, bunu başka bir tecritle çözmeye çalıştıkları görüşünde.

Eren de Avcı’nın görüşlerini paylaşıyor. Eren’e göre LGBTİ’lerin tek bir hapishanede toplanması, onları aile ve arkadaş çevrelerinden de tecrit edecek, hatta sürgün anlamına gelecek ve yargılama süreçlerini de olumsuz etkileyecek.

Konunun uzmanlarını endişelendiren bir diğer nokta ise özel cezaevinin LGBTİ’leri toplu şekilde damgalama ihtimali.

Eren, “Kendi cinsel yönelimini ailesine, çevresine açıklamayan insanlar tutuklandıklarında gönderilecekleri yer bu hapishane olduğunda bu cinsel yönelimlerini ifşa anlamına gelecektir” diyor ve aynı tehlikenin hapishaneye ziyarete giden aile bireylerini ve arkadaşlarını da kapsadığını söylüyor.

Erkuşak'ın durumunu meclise bir soru önergesi ile taşıyan BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy da, özel cezaevi uygulamasına karşı. Aksoy da damgalanma ve tecrite dikkat çekiyor.

"Mahpusların görüşü muhakkak alınmalı"

Uluslararası İnsan Hakları Hukukunun Cinsel Yönelim ve Cinsel Kimlik İle İlişkili Olarak Uygulanması Konusunda Yogyakarta İlkeleri, 2006 yılında Endonezya’nın Yogyakarta kentinde bir araya gelen 25 ülkenin uzmanı tarafından kabul edildi.

Bu ilkelere göre mahpusların yerleştirilmeleri sırasında onların görüşleri ve kaygıları muhakkak dikkate alınmalı ve güvenlikleri için en uygun ortama konmalı. Birleşmiş Milletler’in yayınladığı Özel İhtiyaçlara Sahip Mahpuslar El Kitabı’nda da trans mahpusların her birinin durumunun kendi içerisinde değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Adalet Bakanı Bozdağ’ın özel cezaevine ihtiyaç olduğu konusunda LGBTİ bireylerin şikayetlerini adres göstermesi ise CİSST’ten Eren’i tatmin etmiyor. Eren, “LGBT’ler açısından katı bir tecrit ve ayrımcılık var, elbette bu insanlar kendilerinin bir arada kalabilecekleri bir hapsihaneyi seçenek olarak görür. Bu şaşırtıcı değil,” diyor.

Eren’e göre sivil toplum kuruluşları mahpuslarla buluşmalı, onlara özel cezaevinin olası sonuçlarını anlatmalı, bunun yerine personelin eğitileceği bir sistemi önermeli ve mahpuslar bundan sonra nerede kalmak istediklerine karar vermeliler. Hem Eren hem Avcı, LGBTİ ve ilgili örgütlerin sürece katılması görüşünde.

Eren bir şeyin daha altını çiziyor. CİSST’e iletilen Bafra T tipinden gelen açlık grevi iddialarının ilk kaynağı aynı hapishanede kalan ve LGBTİ olmayan Osman isimli bir mahpus.

Eren “(Özel cezaevi) bilgi almayı tabi ki daha da zorlaştırır. Çünkü sadece o mahpuslara özgü inşa edileceği için onlara özgü bir infaz rejimi uygulanacaktır… Osman’ın mektubu gelmemiş olsa, açlık grevleri gündeme dahi gelmeyecekti” diyor.