Fenerbahçe şampiyonluk için dakikaları sayarken…

Telif hakkı AFP

Fenerbahçe henüz matematiksel olarak şampiyon değil. Ama futbolu biraz takip edenler sarı-lacivertli camianın, 19. zaferini bu hafta sonu ya da en geç gelecek hafta ilan edeceğini kestirebilir.

3 şampiyonluğu 34. haftanın uzatma dakikalarında kaybeden Fenerbahçe gibi bir camia bile artık bu hatayı yapmaz.

Şimdi, "Fenerbahçe nasıl şampiyon oldu, kim şampiyon yaptı?" sorularına yanıt arayalım.

Zaman zaman kaosa neden olabilecek krizlerle boğuşarak da olsa Fenerbahçe mücadele ederek, kendi işine bakarak şampiyonluğa yürüyor.

Burada en büyük pay kuşkusuz ki futbolcular ile Teknik Direktör Ersun Yanal'ın.

Kadroya bakarsak ligin en dengeli ekibi Fenerbahçe.

İleri dörtlünün gücü

Öncelikle, kenar orta yapabilen 2,5 beke sahipler. İki buçuk derken; Gökhan sağ kenarda, Caner sol kenarda, onlar sakatlandığı zaman da Mehmet Topuz ve Hasan Ali devrede...

Yine savunmanın göbeğinde oynayan Bruno Alves, Egemen, zaman zaman Bekir, futbolun sadece savunma yönüne değil, ön bölgedeki etkinliğine de katkı yapıyorlar, ki özellikle sakatlanana kadar Egemen ve kart krizine girmediği maçlarda Alves, sürpriz golleri ve asistleriyle ön plana çıktılar.

Yine, Mehmet Topal, Türkiye'nin en iyi çapası. Yani kesici, ya da modern ifadesiyle ön liberosu. Rakip atakları kesiyor, hücum başlatıyor, 1. sınıf pas yapamasa da oyunu öne taşıyor...

Ayrıca hırçın Emre'nin sıkışan maçlarda attığı ara paslar ve ateşleyici gücü de ortada...

Bu ikiliye zaman zaman Meireles, zaman zaman Salih, Holmen ve yeni transfer Alper de destek verdi uzun maraton boyunca.

Ancak, Fenerbahçe'nin en önemli gücü ilerideki 4 futbolcusu: Emenike-Sow-Kuyt-Webo

Zaten bakın, Sarı-Lacivertliler'in puan kaybettiği maçlara ya ilerideki bu dörtlüden ikisi, üçü sakatlığa, karta teslim olmuş ya da benzeri aksilikler yaşanmış.

Çünkü teknik direktör Ersun Yanal biliyor ki, kenar beklerden, yani Caner ve Gökhan'dan muz orta geldiği sürece, top bu dörtlüden herhangi birinin baldırına çarpsa gol olur; nitekim oldu da sezon boyu...

Bu bağlamda, Fenerbahçe'nin hücum üretkenliği, Almeida'lı, Mustafa Pektemekli, Fernandes'li, Ömerli Beşiktaş'tan da; Drogba'lı, Snejder'li, Buraklı, Umutlu Galatasaray'dan da çok iyi. Zaten atılan goller bunun kanıtı.

Ve gelelim Ersun hocaya.

Sevin, sevmeyin; Ersun Yanal, bu ligin tozunu yutmuş, deneyimli bir teknik direktördür.

Her ne kadar Fenerbahçe'ye gelene kadar, 'başladığı işi bitirmeme' gibi bir özelliğe sahip olduğu algısı yaygın olsa da bunu sildi.

Çünkü, takımın başına geldi, kadrosu şampiyonluğun eşiğinde.

Peki rakipler?

Ne var ki, Fenerbahçe'nin üstelik krizlerle boğuşurken yaklaştığı şampiyonluğunda ya da en azından puan farkının bu denli ezici olmasında rakiplerinin de katkısını gözardı etmemek gerek.

Galatasaray, daha ligin 5. haftasında son 2 yılın şampiyonu ve ligin nabzını tutan Fatih Terim'i yollamasa Fenerbahçe zirve yarışında bu denli yalnız kalır mıydı?

Ya da tersten gidelim; Fatih Terim yönetimindeki Galatasaray, çıktığı deplasmanlarda 27 puan bırakır mıydı?

En azından Rize, Konya, Sivas maçları kazanılıp son 5 haftaya başa baş girilmez miydi?

Bunlar şimdi sarı-kırmızı camianın sorduğu sorular... Yanıtını bilemeyiz kuşkusuz ama Galatasaray’ın kendi kendini içine soktuğu kaosun ezeli rakibinin işini kolaylaştırdığı açık.

Benzer soruları Beşiktaş ve Trabzonsporluların sorduğuna da kuşku yok.

Beşiktaş, stadını yıkıp göçebe gibi bir orada, bir öteki tarafta oynamasa, 5. haftada seyircisi sahaya dalıp ceza almasa, Fenerbahçe arayı açabilir miydi?

Ve Trabzonspor!

3 Temmuz sürecinde takılı kalıp, Fenerbahçe maçlarında sahayı 'harp meydanına' çevirmese, Fenerbahçe Avni Aker'den elini kolunu sallaya sallaya 3 puan çıkarabilir miydi?

Rakipleri kendi yarattıkları sorunların çözümünü ararken, sarı-lacivertliler 19. sampiyonluk için saat sayıyorlar...

İlgili haberler