Özel bisikletle 90 günde Amsterdam'dan İstanbul'a

  • Yusuf Özkan
  • Lahey

Funda Müjde, Adanlı göçmen bir ailenin kızı. Küçük yaşta geldiği Hollanda'nın Zaandam kentinde büyümüş. Hollanda'nın tanınmış tiyatro sanatçılarından biri. Sahne gösterilerini sürdürüyor. Radyo programı yapıyor, ülkenin en çok satan gazetesi Telegraaf'da yazılar yazıyor.

Şimdilerde ise, bambaşka bir heyecan içerisinde. Bisikletle Amsterdam'dan İstanbul'a uzun bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyor.

Ama öyle bildiğiniz bisikletlerden biriyle değil. Özel yapılmış bir taşıt. Çünkü Funda Müjde, 7 yıldır tekerlekli sandalyeye mahkûm. Yürüyemiyor, hareket edemiyor. İstanbul yolculuğunda sadece ellerini kullanacak.

Her şey, 2007'deki bir İstanbul ziyaretiyle başlamış. Bindiği taksiye bir başka aracın çarpması sonucu geçirdiği kazada omurilik felci olmuş. O günden bu yana tekerlekli sandalyeye mahkûm.

İlk zamanlar çok zorlanmış. Kendi deyimiyle, "her şeyden korkmuş." Yaşamdan, gelecekten, bedeninden... Sonra, 10 yaşında, rüzgârın ve ağaç dallarının çıkardığı seslerden korktuğu bir akşam teyzesinin kendisine söylediği sözler aklına gelmiş:

"Korkularını, kendin yaratıyorsun. Kafanda kurduğun şeylerden korkuyorsun."

Korkularından sıyrılıp hayata yeniden sarılmış. Bu yıl, Türkiye'den Hollanda'ya işçi göçünün 50. yılı. Babası ve onun gibi "yeni bir gelecek" uğruna bilmediği bir yaşamı seçenler için bir şeyler yapmak istemiş. "Misafir işçi" diye anılan birinci kuşak Türkiyeli göçmenleri anlatan bir dizi kültürel etkinlik planlamış. Tiyatro, sergi gibi etkinliklerle konunun gençlere anlatılması, okullarda ders olarak işlenmesini içeren bir proje hazırlamış.

Özel tasarım bisiklet

Hepsi çok beğenilmiş. Ancak ekonomik krizin de etkisiyle bu projeleri yaşama geçirecek maddi desteği bulamamış. Canı çok sıkılmış.

O an her şeyi bırakıp, alıp sırt çantasını taa Nepal'e kadar yürümek geçmiş içinden. Ya da, öfkeyle ayaklarını yere vura vura tepinmek. Yapamamış... Mutlu olunca dans etmek, öfkelenince tepinmek onun için olanaksız...

Konusu yürüyüş olan bir televizyon programına çağrılmış. O programda nasıl yürüyeceğini düşünürken, elle kullanılan ama ayakları da çalıştıran özel yapım bir bisiklete rastlamış. Satıcı firmanın da katkılarıyla 10 bin euroluk bisikletten bir tane satın almış.

Bütün tekerlekli sandalye kullanıcılarının ortak sorunu olan "obezite"ye karşı, uzun yürüyüşler yapmaya başlamış, Önce çevre köylerde başlayan bisiklet yürüyüşü, zamanla Zaandam - Amsterdam arasına kadar uzamış. İşte o anların birinde, hep aklında olan "gitme" fikri canlanmış. "Madem 50. yıl projesi için para bulamadım, ben de bisikletle İstanbul'a giderim" diye düşünmüş.

Bu fikrini paralimpik olimpiyatlarında altın madalya alan tenisçi Esther Vergeer'e açmış. Onun yardımıyla antrenör Linda van Vliet'le tanışmış. Derken çok sayıda sağlık kontrolü, testler. Haftanın 6 günü yoğun bir antreman serisi, kısa sürede yüzde 17 oranında ilerleme. Antrenörüne göre bu, "olağanüstü" bir gelişme. "Bu potansiyelim olduğunu bilsem gençken daha önce spora başlar olimpiyatlara katılırdım" diyor gülerek.

Törenle uğurlanacak

Artık her şey tamam. 28 Mayıs'ta yaşamında yepyeni bir dönem başlayacak. Yıllarca, babasının kullandığı minibüsle ailecek gittikleri "memleket yolunu" bu kez özel yapım bisikletiyle kat edecek. O tarihi güzergâhta, 50 yıl önce göç yollarına düşen "misafir işiçilere" kendince bir selam gönderecek. 50. yıla bu yöntemle dikkati çekip, babasının kuşağına bir saygı yolculuğu yapacak.

Yolculuk 90 gün sürecek. Kocası ve kayınbiraderi de bir karavanla Funda Müjde'ye eşlik edecek. Bir de masörün gelmesi planlanmış. Gün boyu pedal çeviren omuzları için. Ama finans sorunu nedeniyle bu gerçekleşemeyecek.

Çarşamba günü, Amsterdam Olimpiyat Stadı'nda bir tören düzenlenecek. Hollanda'nın tanınmış komedyenlerinden Jörgen Raymann, Fas kökenli ünlü rapçi Ali B., tiyatrocular, sinemacılar, sporcular ve gazetecilerin de aralarında bulunduğu kalabalık bir grup Müjde'yi uğurlayacak.

Yolculuğun ilk 10 ve 50. Kilometrelerinde çok sayıda bisikletli kendisine eşlik edecek. Ondan sonra, 4 bin kilometrelik güzergâhta tek başına sürdürecek yolculuğunu. İstanbul'da özel bir yörenle karşılanacak.

Hazırlıkları tamamladıktan sonra bir an yine korkular belirmiş kafasında. "Tek başına ilerlerken ya bir kamyon çarpsa, ya da vahşi köpekler saldırsa ne yaparım" diye paniklemiş. Ama beyninde yeniden yankılanan teyzesinin sesi, bütün korkuları alıp götürmüş:

"Korkma. Yine kendi düşüncelerinin sen panikletmesine izin verme!..."