Ayasofya önünde sabah namazı

Telif hakkı GOKHAN TAN

Sabah namazına dakikalar kala binlerce insan, Sirkeci’den Sultanahmet Meydanı’na ulaşmaya çalışıyor.

Meydana yaklaştıkça bu insan trafiği çift yönlü hale geliyor; çünkü kalabalıkta ilerleyemeyenler geri dönmeye başlıyor. “Yukarı çıkıp abdest alacak ve namaz kılacak yer bulmamız imkânsız, namazı Gülhane’de kılalım” diyor geri dönen biri.

Meydandaki insan sayısını ise kestirmek mümkün değil.

Anadolu Gençlik Derneği’nin (AGD) “seccadeni al da gel” çağrısıyla Sultanahmet’te toplanan binler, Ayasofya Müzesi’nin cami olarak ibadete açılması için sabah namazını burada kılıyor.

Namazın hemen arkasından bastıran şiddetli sağanağa rağmen insanlar meydandan ayrılmıyor.

Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi İslami İlimler Öğretim Üyesi Halil İbrahim Kutluay’ın, meydana kurulan platformdan okuduğu dualara eşlik ediyor.

Namaza 13 yaşındaki oğluyla gelen Murat Abatay (48) “Ayasofya’nın tapusu Müslümanlar üzerinde olduğu için ibadete açılmaması İslamiyet’in üzerinde vebal olarak kalacaktır” diyor.

Abatay, “cami olarak açılmamasının önündeki engel nedir?” sorusunu ise “uluslararası bir kısım güçlere” bağlıyor.

“Hükümet sadece hiç cemaati olmayan kiliseleri açarak onlara mı meşruiyet kazandıracak? Bunlara meşruiyet kazandıracağına, uluslararası güçlerin mülkünün bize ait olduğunu bildiği camiyi niye açmiyor? Öyle birşey yok. Onlar bu konuda ne kadar çabalarsa çabalasın Ayasofya yeniden cami olarak açılacaktır” diyor.

"İstanbul’u fetheden orduların hakkı"

AGD üyesi olmadığını ama çağrıyı anlamlı bulduğunu belirten Ömer Çiçek (43), “Oğlumla birlikte her sabah kıldığımız sabah namazımızı Ayasofya önünde kılmak istedim” diyor.

Çiçek, müzenin camiye dönüştürülmesini “ortak bir ideal” olarak görüyor: “Ayasofya fethin bir sembolü. Bu mabetlerin kilise ya da cami olması bence aslının bozulduğu anlamına gelmiyor. İslam dininin, fetihten sonra İstanbul’a bir armağanı diye düşünüyorum. Ve fetheden orduların da bir hakkı olduğunu düşünüyorum.” Fatih’in vasiyetinin Üstad Said Nursi’nin kitaplarında da geçtiğini söyleyen Semra Memiş (20), böyle bir ortamda olmaktan çok memnun olduğunu söylüyor. Namaza öğrenci arkadaşlarıyla katılan Memiş, “Belki açılması için birçok şey hazır değil. Açılsa birçok tepkiye neden olabilir. Ama biz istiyoruz ki, tepki olmadan açılsın ve minaresinden ezanları duyalım” diyor.

"Namaz kılarken ağlayacaktım"

Telif hakkı GOKHAN TAN

Kırklareli’nden dört arkadaşıyla birlikte ve kendi imkanlarıyla geldiğini söyleyen Zuhal Demir (23) “Yatsı namazıyla geldik, sabaha namazını bekledik. Hayatımda kıldığım en güzel namazdı. Hatta kılarken ağlayacaktım ve bu nedenle abdestim kaçar mı diye düşündüm” diyor gülerek. Demir’e, özgün yapısı bir kilise olan Ayasofya’nın, müzeye çevrildikten sonra tekrar cami olarak hizmete girmesinin Hıristiyanları inciltip inciltmeyeceğini soruyorum. “İslam ülkesindeyiz. Kendi ülkemizde kendi camimizi kullanmak hükmündeyiz. Zaten onlar için kiliseler açılıyor” sözleriyle yanıtlıyor.

"Uluslararası engeller"

Sohbete dahil olan Aygün Songur “Şekline bakarsak, zaten camiden başka hiçbir şeye benzemiyor Ayasofya” diyor. “Cami yapılmasının önünde ülkeler arası engeller olabilir” diye devam eden Songur, “onları kaldırmak için dua ettim” diyor.

AGD’in birçok şehirden otobüsler kaldırdığı namaza İstanbul dışından katılım belki de yüksek.

Bu otobüslerle Aksaray’dan gelenlerden biri de Mustafa Ayhan (39).

Ayhan, Ayasofya’nın cami olmasına neyin engel olduğunu bilmiyor. “Ama yasal bir nedeni herhalde vardır. Uluslararası anlaşmalar engel oluyor olabilir” diyor.

AGD’nin organizasyonuyla kent dışından gelenler Eyüp Sultan ve Necmettin Erbakan’ın mezarını ziyaret ettikten sonra, Kocaeli’nde yine AGD tarafından organize edilen Fetih Şöleni’ne gitmeye hazırlanıyor.

“Cami olmadan içine girmeyiz”

Namaza katılanlar arasında, kent dışından gelip geceyi Sultanahmet Camii’nde geçirenler de var. Konya’dan gelen Abdülkadir Büyükatıcı’ya (31) tekrar namaz kılmak için Sultanahmet Camii’ne giderken rastlıyorum. Büyükatıcı’ya daha önce Ayasofya’yı görüp görmediğini soruyorum. “Anadolu Gençlik olarak, cami olana kadar Ayasofya’nın içine girmemek gibi bir prensibimiz var. Biletle değil abdestle girelim, namaz kılalım diye düşünüyoruz. Devlet yetkilileri isterse tekrar cami yapar” diye cevaplıyor.

Büyükatıcı’ya devletin neden istemediğini soruyorum. “Bizim için önemli olduğu kadar Hıristiyanlar için de önemli diye tahmin ediyorum” diyor. “Peki o zaman onları incitmez mi?” diye sorduğumda ise “zaten onlara da açık olacak. Sultanahmet Camii herkese açık” diye cevaplıyor.