Bir bilge aydın: Andrew Mango

Telif hakkı hurriyet.com.tr

Londra'da BBC Türkçe Bölümü'nde muhabir, yapımcı ve sunucu olarak çalışmak amacıyla başvuran bir genç kız düşünün. Yazılı sınavları geçmiş ama ardından sözlü sınavı da başarıyla geçmesi lazım.

Sözlü sınavı yapacak kişi ise Türkiye'yi ve Türkçe'yi kendisinden kat kat iyi bilen biri. Ancak genç kız hiç mi hiç bilincinde değil karşısındaki değerli kişinin.

Onun amacı İngiliz müdüre kendini ispatlamak, ne kadar iyi İngilizce bildiğini göstermek.

O amaçla da koltuğunun altına İstanbul'da bulabildiği İngilizce gazeteleri, en son İngilizce siyasi dergileri sıkıştırıp kendisiyle mülakatın yapılacağı yere gidiyor.

İngiliz müdür ise hiç oralı değil. İlk karşılaşmalarında konuştuğu bir iki İngilizce cümlenin ötesinde habire Türkçe konuşuyor kendisiyle.

Onun da sorularına Türkçe yanıt vermesini istiyor. İşe almayı planladığı genç kızın İngilizcesinin yeterli olduğunu biliyor da Türkçesi ve Türkiye siyasi ve sosyal yaşamı hakkındaki bilgisi nasıl acaba? Müdürün derdi de o.

Yukarıda size Dr. Andrew Mango ile yaptığım ilk görüşmeyi anlattım.

BBC'de işe girmek için yaptığım başvuru ardından 1973 yılında yağmurlu bir Nisan günü, İstanbul'da Andrew Mango ile ilk buluşmamı bugün gibi hatırlarım.

Türkçe'ye ve Osmanlıca'ya çok hakimdi

Çok nazik, mütevazı, ilk rastladığınızda sizi rahatlatan bir kişiydi o. Gerçek bir centilmendi. Benim gibi o da İstanbul'da doğmuş ve büyümüştü ama aramızdaki benzerlik burada sona eriyor.

Andrew Mango İstanbul'u ve Türkiye'yi değme Türk'ten daha iyi bilen, gerek öz Türkçe'ye gerekse Osmanlı diline bir çok Türk akademisyene taş çıkartacak kadar vakıf olan bir kişiydi.

Onun Türkçe dil bilgisine ve Türkçe ve Osmanlıca kelime haznesine hayran olmayan bir Türk'e rastlamadım bugüne kadar.

Yalnız Cumhuriyet devri Türkiye tarihini değil Osmanlı tarihini de çok iyi bilen, eski Türkçe okuyup yazan, 19. ve 20.yy Türk yazarlarının eserlerini okumuş, kimi yazarları şahsen ve yakından tanımış bir kişiydi.

21. yüzyılda Türkiye'nin dünyadaki konumunu en iyi değerlendiren Batılıydı. Batılı diyorum ama Andrew Mango, Türkiye'yi yalnız bir Batılı gözüyle değil, Türkiye içinden bakan bir kişi olarak inceleyip değerlendirmesini de becerebilen bir bilge kişiydi.

Benim 1973 yılı sonbaharında BBC Türkçe Bölümü'ne katıldığım sırada Andrew Mango artık Türkçe Bölüm Başkanlığı'ndan ayrılıp, Türkçe Bölümü'nün de bir parçasını oluşturduğu Güney Avrupa Dilleri Servisi başkan yardımcılığına yükselmişti.

Kısa süre sonra da o servisin başkanı olarak atandı. 1986 yılında BBC'den emekli oluncaya kadar çok yakın çalışma içinde olduk.

Ayağı yere basan, analiz gücü olan aydın

Başkanı olduğu bölümler içinde en çok bizi severdi gibi gelirdi bana...

1974'de Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesi, 1980 öncesi Türkiye'de onlarca cana kıyan sağ sol çekişmesi ve ardından askeri darbe, derken Türkçe Bölümü radyo yayın saatlerinin uzatılması hep Andrew Mango'nun döneminde tanık olduğum gelişmelerdi.

Andrew Mango, BBC'yle ilişkilerini emekli olduktan sonra da sürdürdü.

Görüşlerinden yararlanmak için onu çağırır, özellikle seçim ertesi programlarında onun değerlendirmelerini dinleyicilere aktarırdık.

BBC Türkçe Bölümü'nün kuruluşunun 70. yıldönümü olan 2009 yılında yazdığı mektupta, BBC'nin yayın ilkelerini vurgularken, "Biz tarafsızız ama Merih'te yaşamıyoruz" diyordu.

Her zaman ayağı yere basan, olayları ileri görüşlü aydınlara yakışır biçimde analiz etme gücüne sahip bir insandı.

Andrew Mango BBC'den emekli olduktan sonra Türkiye'nin siyasi yaşamını değerlendiren bir çok kitap yazdı.

Atatürk biyografisi bu konuda o güne dek yazılmış en kapsamlı kitaptı

1999 yılında yayımlanan Atatürk biyografisi, bilinmeyen arşiv bilgilerini ortaya çıkaran, bu konuda o güne dek yazılmış en kapsamlı kitap olarak büyük beğeni topladı.

Ondan önce hiç bir yazar, Atatürk'le ilgili anıları karşılaştırarak bu anıların ortak yanları olup olmadığını araştırmamış, birbirlerine aykırı yönlerini saptamamıştı.

Andrew Mango, kendisiyle yaptığımız sohbetlerlerde bu biyografiyi yazmak için harcadığı beş yıllık araştırma döneminde olası gerçeklere ulaşabilmek için büyük çaba gösterdiğini söylerdi.

Sevr ve Lozan antlaşmalarını değerlendirdiği, 2009 yılında yayımlanan ve Türkçeye "Sultan'dan Atatürk'e Türkiye" adıyla çevrilen, "From the Sultan to Atatürk: Turkey" adlı kitabından sonra kitap yazmaya son verdi ama bir çok akademik dergide Türkiye'deki siyasi gelişmeleri yorumlamayı, Türkiye'ye ilişkin kitap eleştirileri yazmayı sürdürdü.

Andrew Mango hastalığının son dönemlerinde yatağa düşmüş olmasına rağmen zihni hep açıktı.

Her gün düzenli gazetelerini okuyor, Orta Doğu'da, özellikle Türkiye'de olup bitenleri yakından izliyordu.

Kendisini ziyaret eden Türk konuklarıyla Türkçe konuşmaktan çok büyük zevk alıyor, Türkiye'den Londra'ya dönüşümde kendisine götürdüğüm gazete ve dergilere seviniyordu.

Son nefesine kadar doğduğu memlekete sevgisi sürdü.

Büyük Türk dostu Andrew Mango'nun anısının uzun yıllar taze kalmasını, eserlerinin Türkiye'yi yakından tanımak isteyenlere yol göstermeye devam etmesini dilerim.

İlgili haberler