AKP’de Gül’ün önü mü kesildi?

Telif hakkı AP

AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısından olağanüstü kongrenin cumhurbaşkanlığı devir teslim töreninden bir gün önce yani 27 Ağustos’ta yapılması kararı çıktı. Kimin parti başkanı ve başbakan olacağı ise açıklanmadı.

Bu karar sonrası gündem, genel başkan ve başbakanlık için kongrede hangi ismin işaret edileceği ve kongrenin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül görevi devretmeden yapılmasının ne anlama geldiği soruları üzerinden şekilleniyor.

AKP içinde Erdoğan sonrası için "Gül" adının azımsanmayacak oranda destek bulduğu biliniyor. Gül, seçimlerin hemen ertesi günü cumhurbaşkanlığı muhabirlerine verdiği resepsiyonda, "28 Ağustos’ta partime döneceğim, doğal olan budur" diyerek AKP’nin geleceğine ilişkin onlarca sorunun fitilini ateşledi.

'Seçim tarihiyle alakalı'

Kimi yorumcular, Erdoğan’ın aldığı yüzde 51,8’lik oy oranının 'büyük bir başarı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini' belirtiyorlar ve Erdoğan’ın gelecekteki planlarının, bu sonuçlarla "bozulduğunu" vurguluyorlar.

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı ve AKP İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu, yüzde 51,8’in, partinin yetkili kişilerince dillendirilen yüzde 57-58’den küçük olduğunu kabul ediyor. Kuzu, "Ama bunu, yenilgiden öte seçimle alakalı algılamak lazım. Seçimin yapıldığı tarih çok kötü bir tarih. Anayasa gereği seçimi öne çekemiyoruz. Anketlerde gösterilen rakamlar yine de doğruydu" diyor.

Seçime katılmayanların oranını anımsatan Kuzu, sandığa gitmeyenlerin muhalefete gidecek oylar olmadığını, büyük oranda kendi oyları olduğunu öne sürüyor ve kendi seçmenlerinin, "Tayyip Bey zaten kazanıyor, benim bir oyumdan ne olur şeklinde yaygın bir kanaate kapıldığını" ileri sürüyor.

'Başarısızlık' değerlendirmesini "eksik" olarak niteleyen Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Yayman da “Değerlendirmeye 12 yıllık bir iktidar, 12 yılın sonunda biriken toplumsal, siyasal muhalefet penceresinden baktığınızda ise Erdoğan’ın gerçekten Türkiye tarihinde daha önce kazanılmamış büyük bir başarı elde ettiğini görürüz” iddiasında bulunuyor.

'Erdoğan kazandı ama'

Telif hakkı AFP

FOX TV Ankara Temsilcisi Sedat Bozkurt ise seçim sonuçlarına Yayman ve Kuzu’dan farklı olarak daha dışarıdan bakıyor. Bozkurt, Erdoğan’ın beklentisinin yüzde 60’a ulaşan bir oy oranı olduğunu ifade ediyor ve "Bunun üzerinden belki bir baskın seçim ve sonrasında oluşacak bir 330 üstünde milletvekilinden oluşan parlamento çoğunluğu ile başkanlık sistemini anayasa monte etmekti. Ya da kendisine mutlak bağlı bir genel başkan ve başbakan modeli ile yoluna devam etmekti" diye konuşuyor.

"Şimdi bunlardan uzaklaştı" değerlendirmesi yapan Bozkurt, "Çünkü profili düşük bir genel başkan ve başbakanla gideceği genel seçimler artık parti açısından risk. Bu sonuçlar üzerinden bakıldığında genel seçim sonrasında hükümet kuracak çoğunluğu bulamayacak bir AK Parti olasılığı var. Bu seçimi Cumhurbaşkanı olan Erdoğan kazandı ama AK Parti için aynı cümleyi kurmak mümkün değil" diyor.

Stratejik İletişim Merkezi (STRATİM) Direktörü eski AKP Çankırı Milletvekili Suat Kınıklıoğlu da seçimlerin birinci turda bitmesinin "Erdoğan için başarı" olduğunu belirtiyor ancak "Bu kadar para harcanmış, eşitsiz şartlarda bir seçim olmuşken ortaya çıkan sonucu pek başarılı bulmuyorum. AK Partililerin de bu sonuçtan pek memnun olduklarını sanmıyorum" diyor.

'Gül başbakan olamaz'

Telif hakkı AFP

Olağanüstü kongrenin, Gül’ün cumhurbaşkanlığını devretmeden bir gün önce yapılması birçok yorumu da beraberinde getiriyor. Gül, kongre öncesinde hem partiye üye hem de bu nedenle genel başkanlığa aday olamıyor.

Prof. Dr. Hüseyin Yayman, bu durumun "Gül’e rağmen" ya da onun "önünü kesmek için yapılmadığını", ilerisi için de partide "bir çatlak oluşturmayacağını" öne sürüyor.

Anayasa Komisyonu Başkanı AKP’li Burhan Kuzu da olağanüstü kongrenin "planlı, projeli" olmadığını savunuyor ve "27 Ağustos’ta kongre yapılacağını 15-20 gün önceden biliyordum. Gül’ün açıklamasıyla alakalı bir döneme denk geldi" diyerek "önü kesildi" yorumunu kabul etmiyor.

Gül’ün "milletvekili olmadığı için başbakan olamayacağını" ifade eden Kuzu, seçilecek kişinin hem parti başkanı hem de başbakan olacağını belirterek, Erdoğan’ın iki görevi de aynı kişinin yapmasını istediğini söylüyor.

‘Gül, partinin ikinci adamı. Kendisine durum anlatılıp, kongre devir teslimden sonra yapılamaz mıydı? Ya da kendisi partinin başına geçer, bir başkası da başbakan olurdu' şeklindeki sorumuza Kuzu, "Abdullah Bey dışlanıyor yorumuna inanmam. Partinin ve Tayyip Bey’in genel eğilimi, görevler aynı kişide birleşsin yönünde. Bizim gibi kitle partilerinde genel başkan ayrı, başbakan ayrı çok alışık olduğumuz bir şey değil" diye yanıt veriyor.

'Erdoğan’a rağmen'

STRATİM Direktörü eski AKP Çankırı Milletvekili Suat Kınıklıoğlu ise, Gül’ün 'önün kesildiği' yorumunu onaylıyor. Kınıklıoğlu, "Erdoğan ve ekibi tarafından partinin gelecek vizyonunda Abdullah Bey’e bir yer olmadığı anlaşılıyor" diyor.

'2015 sonrasında olağan kongrede çift aday ve çatlak yaşanır mı' sorusuna Kınıklıoğlu, "Şu an gelişmeler çok sıcak. İzlemek lazım. Abdullah Bey bir hamle yaptı, parti karşı bir hamle yaptı. Bu süreçte kanaatim, her iki tarafın da çok dikkatli hareket edeceği. Yalnız Abdullah Bey’in dikkate alması gereken husus, partinin kendisinin kurduğu ve uzun yıllar içinde görev aldığı parti olmadığı. Partinin bugün geldiği noktayı Sayın Cumhurbaşkanımız da görmek durumunda" şeklinde yanıt veriyor.

Cumhurbaşkanı Gül’ü uzun yıllardır yakından takip eden FOX TV Ankara Temsilcisi Sedat Bozkurt ise "Alınan oy oranı, tek yolun Gül olduğunu ortaya koydu" diyor. Gül’ün geçmişte kısa vadede siyasete dönme niyeti olmadığını anımsatan Bozkurt, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Ancak kurucusu olduğu partiden kendisine yönelik sistemli yapılan eleştiriler üzerine siyasete katılma sürecini hızlandırdı. Gül’ü harekete geçiren oy oranı değil, partisinden gelen ağır değerlendirmelerdir. Bütün bunlara karşın Gül, partiye üye olarak dönecektir ve bekleyecektir. Sonuçta, biraz zaman alsa da AK Parti’nin bugün Gül’e, Erdoğan’dan daha çok ihtiyacı var ve bu, Gül’ün önüne gecikmeli de olsa Başbakanlık koltuğunu getirecek. Belki Erdoğan’a rağmen olacak."

İlgili haberler