IŞİD'in Ürdün'deki verimli tarlası

Ürdün'de kamusal alanlarda cihatçılarla karşılaşmak olağan bir durum değil, çünkü güvenlik kuvvetlerinden uzak durmaya çalışıyorlar.

Ama ben Ürdün'ün Selefi cihatçı hareketinin ruhani lideri Ebu Muhammed el Makdisi ile Amman'daki bir kitap fuarında tanıştım.

İsam Muhammed Tahir el Barkavi olarak da bilinen Makdisi, Amerikalı bir düşünce kuruluşu tarafından bir seferinde dünyanın en etkili cihatçı ideoloğu olarak nitelendirilmişti.

Cihatçıların literatüründe Makdisi en fazla alıntı yapılan isim ve onun yazdıkları Irak El Kaidesinin lideri Ebu Musab El Zarkavi'ye ilham verdi.

Dolayısı ile son gelişmeleri takip eden gözlemciler Filistin doğumlu Ürdünlü bu imamın Irak El Kaidesinden doğan ve Irak ve Suriye'de önemli büyüklükte alanları ele geçiren IŞİD hakkında dediklerini takip ediyorlar.

Mayıs ayında, IŞİD Irak'ta Musul'u ele geçirmeden önce, Makdisi halen "teröristlere yardım etmek" suçundan beş yıllık hapis cezasını çekerken bir açıklama yayımladı ve El Kaide tarafından da reddedilen IŞİD'i kınadı.

Önce kınama, sonra Haçlı seferi yorumu

Makdisi bu açıklamasında IŞİD'i "sapkın bir örgüt" olarak niteledi ve "mücahitlere saldırdığını" söyleyerek, Suriye'deki IŞİD militanlarını örgütü terk edip El Kaide'nin kolu olan El Nusra Cephesi'ne katılmaya çağırdı.

Makdisi ayrıca Müslüman kanının "hukuksuzca" döküldüğünü söyledi.

Fakat ben Makdisi ile serbest bırakılmasının üzerinden üç ay geçtikten sonra, Ürdün'ün başkentinde buluştuğumda IŞİD'i eleştirmeyi reddetti. Sebep olarak ise hali hazırda "Müslümanlara karşı bir Haçlı seferi hazırlığı" içinde olunmasını gösterdi.

Bu tabirle önce Irak'ta başlayan, sonra Suriye'de süren ABD öncülüğündeki hava saldırılarını kastediyordu.

Makdisi ayrıca IŞİD ile El Kaide arasındaki anlaşmazlığın onları "İslami kardeşlik çemberinden çıkarmadığını" söyledi.

Telif hakkı EPA

Filistinli-Ürdünlü bir imam olan ve 2013 yılında Birleşik Krallık'tan sınır dışı edilen ancak Ürdün mahkemeleri tarafından terörle ilgili suçlamalardan beraat ettirilen Ebu Katada ise IŞİD'i eleştiriyordu ve örgütü "bir süre sonra patlayacak bir balon" olarak niteliyor, yabancı gazetecileri "öldürmesini ve katletmesini" kınıyordu.

Ancak ismini gizli tutmak kaydı ile BBC'ye konuşan Ürdünlü genç bir IŞİD sempatizanı kendisi gibi cihatçıların ideologların ne söylediğini umursamadığını söyledi.

Genç adam, her kim söylerse söylesin, bir fikri Şeriat'a göre değerlendirdiklerini belirtti.

Ona göre "IŞİD üyelerinin Şeriat'a bağlı olanlar oldukları açık."

El Nusra ile IŞİD arasındaki ayrılık Ürdün'deki cihatçılara da yansımış.

Çoğunluk tercihini El Kaide kolundan yaparken, şimdilerde ise duruşlarını IŞİD'den yana değiştiriyorlar.

IŞİD Irak'ta büyük ilerlemeler kaydettiğinden ve işgal ettiği topraklarda halifelik ilan ettiğinden bu yana bu değişim açıkça göze çarpıyor.

Telif hakkı Reuters

Makdisi IŞİD'in "özellikle genç kuşaklar arasında" birçok destekçisi olduğunu kabul ediyor ve hava saldırılarının ardından bu desteğin artacağını söylüyor.

İslami gruplar üzerine Ürdünlü bir uzman olan Mervan Şahadeh şu anda Ürdün'de IŞİD destekçilerinin El Nusra destekçilerinden daha fazla olduğunu düşünüyor.

Şahadeh, ABD hava saldırılarının genç cihatçılar açısından IŞİD'in retoriğini daha çekici hale getireceğini söylüyor.

Şahadeh ayrıca bölgedeki bazı siyasi rejimlerin ABD ile birlikte hareket etmesinin onları cihatçıların hedefi haline getireceğini söylüyor.

ABD'ye göre Ürdün, birkaç Körfez ülkesi ile beraber Suriye'deki IŞİD hedeflerinin vurulmasına ya katkıda bulundu ya da destek oldu.

Bir hükümet yetkilisi Ürdün'ün kendi sınırının "güvenliğini ve istikrarını temin etmek" istediğini söylüyor. Ayrıca Ürdün kamuoyunun cihatçı grubu ülkede aktif hale gelmeden engelleme ihtiyacını da anlayacağını söylüyor.

Yetkililer halı hazırda ülkedeki IŞİD destekçilerine karşı bir operasyon düzenledi, gelen haberlere göre Ağustos sonundan bu yana 140'tan fazla kişi gözaltına alındı.

Cihatçılar ile Ürdün hükümeti arasındaki ilişki yıllar boyunca o zamanki siyasi duruma göre çeşitli şekillerde devam etti.

11 Eylül saldırıları ve arkasından gelen ABD'nin Irak işgali bu ilişkiyi açık bir çatışma haline getirdi. Suriye'deki hava saldırılarının yeni bir gerilimi tetiklemesi olası görünüyor.

İlgili haberler