Suruç köylerinde öldürülen koyunlar, sınırı geçmeyi bekleyen ekmekler

Telif hakkı bbc

Suriyeli Kürt çoban Hamma, Kobani’den geçeli 10 saatten az olmuş.

Suruç’un sınıra yakın olan "Tokçalı", Kürtçe adıyla "Harbeşiş" köyünden gelen çoban, onlarca koyunuyla bekleşiyor.

Suruçlu arkadaşımla yanaştığımızda önce, “Koyunlarımı satın almaya geldiler” diyor çevresindeki köylülere. Aslında kendisi de koyunlarının, sınırın bu tarafında ederini bilmiyor. Köylüler 350 Türk Lirası eder tanesi diyor. Sınır geçişine izin verilmediği için bir aydır sınırda bekletilmişler.

Hamma, gece karanlığında nasıl geçtiklerini anlatıyor: "Koyunların arasında, yerde çamurda süründüm, yürüdüm. Türkiye tarafından asker ateş açtı, sekiz koyunum öldü, üçünü de yolda çaldılar."

Kobani’nin çevre köylerinden gelen Hamma’nın buğday tarlaları, arazileri gözünün önünde bombalanmış. Karısı Ceyli ve birkaç çocuğuyla, koyunlarını güderek sınırı geçmiş.

Gece üstlerinde ne varsa onunla uyumuşlar. Az ötede yerdeki battaniyeleri gösteriyor ve en azından bu gece üzerlerini örtebileceklerini söylüyor. Köylüler, çamurlara bulanmış çıplak ayaklarıyla sınırı geçen Hamma’ya bir çift de terlik vermişler.

"Koyunları sattıktan sonra hanımı bırakıp Kobani’ye geri gideceğim" diyor Hamma. Karısı Ceyli ise henüz nerede kalacağını bilmiyor. Altı kız, dört erkek toplam on çocukları var. Dördü sınırı geçmiş, diğerlerinden 20 gündür haber alınamıyor.

Çevrede Hamma gibi birkaç çoban daha var. Ama koyunları satmak kolay değil. Dışarıdan gelip sahte çobanları kandıran, koyunları alıp ellerine sahte paralar tutuşturan çok oluyormuş.

Çocukların savaşa dair bildikleri

Kobani’den zar zor sınırı geçip Suruç’a varamadan sınıra yakın köylere sığınan, hayatları insafa bırakılan çok sayıda Suriyeli Kürt var.

Aynı köyde, bir duvarın gölgesine sığınmış beş-altı yaşlarındaki Holat, Sivar ve Kamuran da sınırı yaklaşık 20 gün önce geçmiş. Savaşa dair tek bildikleri "çok fazla ses geldiği".

Sınırdan geçtiklerinde aşı olduklarını hatırlıyorlar bir de. Anneleri köyde, babaları ise Kobani’de. Babaları son ayda ancak iki kere görmüşler.

Holat, Sivar ve Kamuran’ın yakınları Zozan Mustafa da çocuklarla beraber iki gün önce, köylülerin yardımıyla hazırlanan derme çatma bir eve başını sokabilmiş. Sınırın bu tarafında akrabaları yok. Kocası Adil Mustafa ile birlikte yardım bekliyorlar.

Telif hakkı bbc

Sınıra yakın köylerde Mustafa ailesi gibi, yardımların ulaşması için tespit edilmeyi bekleyen çok sayıda Suriyeli Kürt aile var. Yetkililer kendilerini kaydettirmeleri gerektiğini söylüyor ama yeni geçenlerin böyle bir sistem henüz haberleri yok.

Sınırda destek nöbeti

Arabayı nereye çevirsen oraya gidebilecek dümdüz sarı bir coğrafyası var bu toprakların.

Sınırın diğer tarafında, gündüzlerin nispeten daha sakin geçtiği, öğleden sonra ise ara ara çatışma, koalisyon bombardımanı ve keşif uçuşlarının sesini duyulduğu Kobani.

Türkiye’nin birçok farklı ilinden gelenler, yaklaşık bir aydır süren çatışmalarda Kobani halkına destek için, kendi ifadeleriyle "canlı kalkan" olarak sınırda nöbet tutuyor.

Nöbet tutulan köylerden biri de Musaynter. DBP Bozova Eşbaşkanı Fatma Doğan, “Bizim burada durmamızın temel amacı, Türkiye tarafından IŞİD üyelerinin geçtiği haberleri” diyor. Doğan, üç cephede yürütülen Kobani savaşı için nöbet tuttukları bu köyü de “dördüncü cephe” olarak tanımlıyor.

PKK'ya yakın Şırnaklılar

Suriyeli Kürtlerin yanı sıra, sınır köylerinde, İstanbul, İzmir, Antalya, Şırnak, Van, Siirt, Hakkari ve Batman’dan "manevi" destek için gelenler de var.

Çaykara, Kürtçe adıyla Maheser köyünde, kimliklerinin gizli tutulmasını tercih eden PKK ve KCK’ya yakın Şırnaklılara denk geldim.

Üzerilerinde haki rengi geleneksel Kürt kıyafetleri, boyunlarında poşularla bir evde oturan Şırnaklıların arasında siyasetle ilgilenenler ve Kobani’ye gidip gelenler de var.

"Eğer biz burada olmasaydık, burası da savaşın bir parçası olacaktı. IŞİD köylere sızacaktı. İster istemez onlara yardımcı olacak insanlar olabilirdi, hatta katılım da olabilirdi" diyorlar.

Şırnaklılar, Kobani’de yalnızca Kürt değil, Arap ve Türkmenlerin de olduğunu hatırlatıp "Bizim dünyamız artık Kobani. Kobani ne olursa olsun düşmeyecek. Biz bunun iradesiyle geldik, yaz kış fark etmez burada kalacağız" sözleriyle nöbete devam edeceklerini söylüyor.

İçlerinden biri, kendisine engel olmasınlar diye ailesinden sınırda olduğunu gizlemiş.

'Türkiye'den savaşa katılan var'

Kobani’de YPG’nin IŞİD’e karşı yürüttüğü savaşa "Türkiye’den katılım var mı?" diye sorduğumda hepsi bir "Evet, tabi kii var" diyor ve içlerinden biri şöyle devam ediyor:

"Zaten PKK’nin kuruluşu odur. Yani Kürdistan dev bir parça diyelim, her halktan her parçada yüzlerce binlerce gençleri var. Kobani’den nasıl binlerce genç Cudi Dağı’nda, Gabar’da şehit verilmişse, Kobani’de olan bir savaşa kuzeydeki gençlerin seyirci kalması ne kadar doğrudur?"

Bir diğeri sözü alıyor... "Biz Kuzey Kürdistanlılar olarak ne kadar Batı Kürdistan’da, Araplar dahil, Önder Apo’nun, Sayın Öcalan’ın dediği gibi demokratik özerklik çatısı altında kesinlikle dil, din, ırk ayrımı yapmaksızın her türlü şeyi yapmaya hazırız. Biz, Kürt halkı önderi Abdullah Öcalan’ın bize sunduğu felsefenin, paradigmanın parçasıyız."

Kobani’de kendilerinin savaşıp savaşmadıklarını sorduğumda "Yok biz gitmiyoruz" diyorlar ama kayıt cihazını kapattığımda içlerinden biri "Ben cihaza söylemedim ama, Kobani’ye gidiyorum. Çok güzel savaşıyor bizim çocuklar" diyor.

'Kobani düşerse iç savaş çıkar'

AKP hükümetini çözüm sürecine "ciddi yaklaşmadığını" ifade eden Şırnaklılar, Kobani’nin IŞİD’in eline düşmesinin Türkiye’deki Kürtleri de ayaklandıracağı görüşünde.

"Kobani düşerse, Kürtler bunu kaldıramaz. Normal bir siyasi parti bunun önünü kesemez. Son çağrı da zaten bir halk insiyatifine dönüştü."

"Eğer Kobani düşerse, Türkiye’deki hem IŞİD hücreleri, hem de Kobani’ye sahip çıkan halklar rahat durmazlar, iç savaş olur."

Bir diğer Şırnaklı bu sefer sözü alıyor ve Diyarbakır’da Kobani eylemlerinde yaşanan şiddet olaylarına atıfta bulunup "Diyarbakır’daki olayların daha kötüsü olur, bu sefer silahlanılır" diyor.

Sınırda bekleyen ekmekler

Telif hakkı bbc

Maheser köyünden Yumurtalık köyüne doğru ilerlediğimde, sınırda Kobani’deki akrabalarının yanına gitmek isteyen, onlara ekmek ulaştırmak isteyen Suriyeli Kürtleri görüyorum.

Göz yaşartıcı gaz bombası atılalı henüz yarım saat olmuş. Gözleri kıpkırmızı, iki-üç yaşlarındaki çocuklar ağlamaklı.

Az ileride de gazın etkisinden anca ayılmış engelli bir Suriyeli uzanıyor.

Ellerinde bir tomar ekmek, yanlarında ince battaniyeler, sınırı geçemedikleri takdirde geceyi bu tarlada geçirecekler. Çocuklar annelerinin kucağında, bedenlerine birkaç numara büyük ceketlerin içinde titriyor.

Yumurtalık köyüne yakın yolda bekleyen Suriyeli Kürtler, yakınlarının sınırın diğer tarafında olduğunu söylüyor. Gece sınırdan kaçak geçmeye çalışacaklar.

"Geçemesek bile, askerler izin verse de, ekmekleri onlara versek" diyorlar.

İlgili haberler