Avrupa'daki Türkler arasında 'ithal evlilikler' azalıyor

Telif hakkı Getty

Hollanda'daki belediyelerin son yıllardaki en önemli sorunlarından biri, Türkiyeli göçmenlere uygun düğün salonu bulmak. Çünkü Hollandalılar için yapılan 150-200 kişilik parti salonları, Batı medyasının da giderek ilgisini çeken "Türk düğünleri" için yetersiz.

En az 750-1000 kişiyle yapılan düğünler için, daha büyük salonlar gerek. Belediyeler; otopark, yangın çıkışı, yerleşim alanlarına uzak olması gibi zorunluluklar gerektiği için, her yere düğün salonu izni veremiyor.

Başta Türkiyeliler olmak üzere, göçmenlerin büyük bölümü, düğünlerini yaz tatillerinde memleketinde yapıyordu.

Ancak son 10 yıldır Avrupa'daki göçmen düğünlerinde büyük bir artış yaşanıyor. Gazetelerin hafta sonu eklerinde, yüzlerce kişinin halaya durup, göbek attığı, çocuk çığlıklarıyla yankılanan Türk düğünleri anlatılıyor.

Ya da Almanya'nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde bir pazar sabahı, yüzlerce aracın yasak olmasına rağmen klakson çalarak dolaşmasına tanıklık edebiliyorsunuz.

Üstelik, katı kurallara sahip Alman polisi, klaksonlara göz yumduğu yetmezmiş gibi, bir de düğün konvoyunun önüne geçip yolu açıyor.

"Eşler artık yaşanan ülkeden seçiliyor"

Yukarıda anlattığımız olayların asıl nedeni, Hollanda Kültürel ve Sosyal Planlama Kurumu'nun (SCP) hazırladığı "Evlilik Göçü" raporunda saklı.

Göçmenler artık eşlerini anavatanları yerine yaşadıkları ülkeden seçiyor. Rapora göre "ithal evliklerin" sayısında önemli ölçüde azalma var.

Bu azalma en fazla Türkiye ve Fas kökenli göçmenler arasında. 2001 yılında eşini Türkiye'den getiren Türkiyeli göçmenlerin oranı yüzde 60'ken, 2011'de yüzde 15'e geriledi.

Faslılarda da bu oran yüzde 55'ten yüzde 17'ye düştü.

Türkiyeli göçmenler arasında "ithal gelinlerin" oranı yüksek. Faslılarda ise, bu oran damatlar lehine.

Hollanda'ya evlilik yoluyla gelenlerin yüzde 70'i kadın. 2007 - 2011 yılları arasında bu yolla ülkeye gelenlerin sayısı 40 bin civarında.

Türkler ve Faslıların yanısıra eski Sovyet cumhuriyetleri, Surinam, Tayland, Endonezya, Çin ve Brezilya'dan gelenler de bulunuyor.

Rapora göre, göçmenlerin, geldikleri ülkelerde yaptıkları evliliklerde en büyük düşüş 2004 -2007 yılları arasında yaşandı. Bu tarihten sonra da azalmaya devam etti.

Azalmada, Hollanda hükümetinin 2004-2007 yılları arasında yurtdışından evlilikler konusunda aldığı önlemlerin etkisi büyük.

AB dışından gelen gelin ve damatların Hollandaca bilmesi ve sınav zorunluluğu ilk kez Hollanda tarafından yürürlüğe kondu. Evliliklerde 21 yaşını doldurmuş olma zorunluluğu, eşini Hollanda'ya getirmek isteyen kişinin işi ve evinin olması koşulu getirildi.

Hollanda'nın uyguladığı önlemlerin sonuç vermesi üzerine Almanya başta olmak üzere diğer AB ülkelerinde de benzer uygulamalar yaşama geçirilmeye başlandı.

SCP'nin raporunda, evlilik göçündeki azalmanın nedenleri arasında, göçmenlerin geldikleri ülkedeki akrabalık bağlarının zayıflaması da gösteriliyor.

Göçmen toplumunda evlilik yaşına gelen genç sayısındaki artış, daha önce yapılan ithal evliliklerde görülen olumsuzluklar da bu azalmaya örnek gösteriliyor.

Raporda göç evlilikleri ile aile içi şiddet arasındaki bağa ilişkin somut veriler yok. Ancak araştırmacılar, aile içi şiddetin yüksek olduğuna dikkati çekiyor.

Araştırmacılara göre, ithal evliliklerde namus cinayeti, terkedilme, sömürü, istismar, evlilik hapsi ve zorla izolasyon gibi olumsuzluklar da çok fazla.

Rapora göre evlilik yoluyla Hollanda'ya gelen gelin ya da damatlar ekonomik ve sosyal açıdan eşine bağımlı. Oturma izni evlilik süresine bağlı olduğu için, evlilik göçmenleri eşler tarafından baskıya maruz kalıyor. Ya da boşanması halinde oturma iznini kaybetmekle tehdit ediliyorlar.

Evlilik yoluyla Hollanda'ya gelen göçmenlerin, oturma iznini kaybetmemesi için 5 yıl aynı evde aynı eşle yaşaması gerekiyor.

"Yeni süreç kalıcı olmaz"

Göçmen sorunları üzerine çalışmalar yapan Psikoterapist Dr. Murat Can, ortaya çıkan yeni tablonun sağlıksız olduğunu değerlendiriyor.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Can, Avrupa'daki Türkiyeli gençler arasında giderek artan evliliklerin "kalıcı olmayacağını" söylüyor.

Bunun nedenini 50 yıllık ön yargıya bağlayan Dr. Murat Can, "Türkiyeli göçmenler anavatana ne kadar bağlıysa, birbirlerine de o kadar soğuklar" diyor.

Türkiye kökenli gençlerin, anavatanlarından getirdikleri gelinlerin davranışını, Avrupa'da yetişen kızlardan da beklediklerini vurgulayan Can, "Gençlerin çoğunluğu, babasının yaşadığı gibi davranmaya çalışıyor. Aynı okulda eğitim aldığı Batı kültürüyle yetişen kız arkadaşından, babasının annesinden gördüğü davranışı beklemesi ciddi sorunlar yaratacaktır" görüşünü dile getiriyor.

Can, Türkiye kökenli ailelerde, evlilikteki sorunların "geniş aile" kavramından da kaynaklandığını belirtiyor ve geniş ailelerde çocukların evliliklerine hala çok fazla müdahale edildiğini söylüyor.