İran: Nükleer müzakerelerde son raund

Telif hakkı l

İran ve altı ülke, Tahran'ın 'nükleer sevdası'nı tartışmak ve müzakerelerin sonlandırılması gereken 24 Kasım'dan önce nükleer krizini çözmek için toplanıyor.

Ancak bu görüşmelerde son tarihten önce bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle bakılıyor.

İran ve altı dünya gücü, eğer anlaşmaya varabilirlerse -ki bu düşük bir ihtimal- Orta Doğu'daki en çetrefilli krizlerden biri çözülmüş olacak.

Bu sebeple, bugün Viyana'da başlayan görüşmeler hepimiz için büyük önem taşıyor.

Teoride, eğer bu görüşmelerde kapsamlı bir anlaşmaya varılırsa, İran istese bile ne şimdi, ne de yakın gelecekte nükleer bomba yapabilecek.

İran'a komşu ülkeler ve de özellikle İsrail, bu durumda rahat bir nefes alabilecek.

Çünkü bölgede 10 yıldır süregelen yeni bir savaş tehlikesi ortadan kalkmış olacak.

Ayrıca, ne Amerika Birleşik Devletleri, ne de İsrail'in İran'a saldırmak için elinde bir sebep kalmayacak.

İsrail, varlığının mutlak tehlikede olduğu hissinden kurtulabilecek.

İran oyuna geri dönebilecek

Görüşmelerde bir anlaşmaya varılırsa, Orta Doğu ülkelerinin nükleer silahlanma yarışına girmeye teşvikleri azalabilir.

İsrail'in nükleer silahları olduğu geniş çevrelerce kabul ediliyor. Ancak İsrail, bunu ne kabul ediyor, ne de reddediyor.

Telif hakkı AFP

Ayrıca, olası bir anlaşma, araları 35 yıldır açık olan İran ve ABD arasındaki ilişkileri geliştirebilir.

Hatta İran, Irak ve Suriye'de IŞİD'le mücadele eden güçlerle aktif bir şekilde iş birliği yapabilir. İran, Suriye'deki iç savaşın sona erdirilmesinde yapıcı bir rol oynamaya ikna edilebilir.

Anlaşmaya varılması halinde, İran'ı yalnız bırakan ve İran ekonomisini felce uğratan birçok yaptırım ortadan kaldırılabilecek.

Ülkede petrol ihracatından sağlanan gelirle beraber, paralarının değerini son üç yılda yarıya indiren ve bu yüzden eleştirilen İranlılar için, bu, harika bir haber olurdu.

Basra Körfezi, aynı zamanda Avrupa ve Uzak Doğu ülkelerindeki bankalar, tekrar İranlı bankalarla ilgilenmeye başlayacak, İran'la ticaret yolları tekrar açılacak.

Yani İran, yaptırımlardan kurtulup sisteme tekrar entegre olabilecek.

80 milyon insandan oluşan bir pazar gelişecek. Birçok ülke tekrar İran'dan petrol satın alabilecek.

Büyük endüstriler, istedikleri gibi mal satışı, sevkiyat, sigorta ve diğer hizmetleri sağlayabilecek.

Uzlaşma önündeki engeller

Bütün bunlara rağmen, birçok insan Viyana'dan bir anlaşma çıkacağına inanmıyor.

ABD Başkanı Barack Obama, "Hâlâ büyük boşluklar var ve bu boşlukları kapatabileceğimizden emin değiliz" şeklinde konuştu.

İranlılar da bu konuda hemfikir.

Telif hakkı AFP

Altı ülke de, İran'ın nükleer bomba yapmasını mümkün kılabilecek bütün yolların önünü kapamak istiyor.

Bu demek oluyor ki, İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin boyutunu daraltmak zorunda kalacak.

İran, santrifüj miktarını ve zenginleştirilmiş uranyum stoğunu öyle bir seviyeye indirmeli ki, bomba yapabilmek için gereken zenginleştirilmiş uranyumu altı ay ila bir yıl arası bir sürede ancak sağlayabilsin.

Uluslararası denetlemelerin de güçlendirilmesi gerekecek.

İran'ın nükleer bomba yapabilecek plütonyumu üretebilmesini katı biçimde sınırlayacak şekilde, ülkenin merkezindeki Arak şehri yakınındaki ağır su reaktörlerinin tekrar tasarlanması zorunlu olacak.

Şimdiki tasarımıyla reaktörler birkaç yıl içinde üretime geçtiğinde yılda iki nükleer bomba yapacak kadar plütonyum üretebilecek durumda.

İran ise nükleer silah üretmeyi planladığı iddialarını reddediyor.

Aksine, ülke yetkilileri, İranlı bilim insanlarının milli başarısı olarak tanımladıkları nükleer programını geri çekmeyeceğini söyledi.

İran, bu programın sadece barışçıl amaçlarla kullanacağı iddiasında ısrar ediyor.,

Bunlar arasında ileride yapılması planlanan nükleer elektrik santrali, tıbbi izotop üretimi ve araştırmalar için gereken yakıtı imal etmek var.

Direniş

Öte yandan, İran'da dini liderlerin ülkede nükleer programı destekleyen söylemleri, İran'ın programı daraltması ihtimalini zorlaştırıyor.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye muhalif bazı muhafazakar kesimler, İranlılar'ın milliyetçi duygularına hitap ederek, nükleer programı kendi sloganları haline getirdiler.

Programın daraltımasına karşı olan bu kesimler, İranlı dini lider Ayetullah Ali Hamaney'den de destek görebilir.

Hatta son olarak Cumhurbaşkanı Ruhani'nin programı yürüten İranlı araştırmacıların başarılarını başkalarına satacağı konusunda halkı uyardılar.

İran dışında, gelişmelerin endişelendirdiği bir isim de İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu.

Netanyahu, Amerikan hükümetinin, dış politikada bir başarı yakalama hevesiyle, kendisinin "kötü anlaşma" diye adlandırdığı bir "pazarlığın" peşinde olduğunu iddia ediyor.

Bu "kötü anlaşma" sayesinde ABD, hem İran'ın bomba yapabilme kapasitesini elinde tutmasına olanak sağlıyor, hem de İran'ı daha en başta müzakere masasına oturmak zorunda bırakan anahtar yaptırımları kaldırıyor.

Aynı şekilde Fransa da kaygılı olduğunu belirtti. Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius'a göre, İran bulunduğu noktadan bir adım öteye gidemedi.

Suudi Arabistan ise, eğer İran'a zenginleştirme araçlarını elinde tutma izni verilirse, kendilerinin de benzer araçları geliştirme niyetinde olduklarını söyledi.

Nükleer bilmecesi

Ülkeler arasındaki çok yönlü tartışmalar, gittikçe İran ve ABD, yani müzakerelerin iki ana öznesi arasındaki iki yönlü müzakerelere evrildi.

ABD, ara seçimlerinden sonra şimdi, başkan Obama, İran hakkındaki derin şüpheleri devam eden Cumhuriyetçi rakiplerinin baskın olduğu bir kongrede, müzakerelerden çıkabilecek olası bir anlaşmayı kabul ettirmek zorunda.

ABD delegeleri, sert ama uzlaştırıcı bir tutumla yaklaşmalı ve İranlı delegeler, Amerikalılar'ın önünde korkudan eğilmediklerini, aynı zamanda İran'ın programını geriye döndürmeyi kabul etmediklerini göstermeli.

Yaptırımların hızla kaldırılması gerekecek, ancak bu ne kadar zaman alacak?

İran yaptırımların bir seferde kaldırılmasını istiyor, fakat dünya güçleri İran'ın varılabilecek olası bir anlaşmaya riayet edeceğinden emin olmak istiyor.

Özetle, Amerikalı baş delege Wendy Sherman'ın sözleriyle, bütün bunlar dönüp dolaşıp hâlâ çözülemeyen birçok teknik ve siyasal meselenin halledilmesini, bilmecenin çözülmesini gerektiriyor.

İlgili haberler