DERGİ - Butan’daki mutluluğun sırrı ölümü düşünmek

Butan’ın başkenti Thimphu’yu ziyaretim sırasında Karma Ura adlı bir adamın karşısında oturmuş, dertlerimi dökerken buldum kendimi. Bir süre önce birdenbire nefes darlığı, baş dönmesi, el ve ayaklarda uyuşma gibi rahatsızlıklar baş göstermişti. Kalp krizi geçiriyorum sanmıştım. Doktora gittim, testler yapıldı ve…

“Hiçbir şey bulunamadı” dedi Ura daha ben cümlemi bitirmeden. Ölmüyor, sadece panik atak geçiriyordum.

Şimdiye kadar tamamen sağlıklıyken neden böyle bir sorun ortaya çıkmıştı ve ne yapabilirim diye sordum Ura’ya.

“Her gün beş dakika ölümü düşün. Bu seni iyileştirir,” dedi.

“Bu ölüm korkusu, yapmak istediğin şeyleri yapamadan, çocuklarının büyüdüğünü göremeden ölme kaygısıdır senin derdin,” dedi Ura.

“Batılı insanlar zengin; ne ölülere, ne bir yaraya, ne de çürüyen şeylere dokunmuşlardır hayatları boyunca. Herkes ölümü tadacak. Varlığımızın sona erdiği o ana hazır olmamız lazım.”

Himalaya sıradağları üzerindeki Butan krallığı Gayri Safi Milli Mutluluk politikasıyla biliniyor. Ülkede mutluluğun hüküm sürdüğü, üzüntüye kapıların kapalı olduğu söyleniyor.

Fakat gerçek durum bu mu?

Butan kültürü insanların günde beş kez ölümü düşünmesini gerektirir. Peki nasıl oluyor da mutlulukla ölüm düşüncesi bağdaştırılıyor?

Bazı araştırmalar, Butanlıların ölümü bu kadar sık düşünmesinin bir nedeni olduğunu gösteriyor. 2007’de Kentucky Üniversitesi’nden iki psikoloğun onlarca öğrenci üzerinde yaptığı bir deneyde, ölümün yarattığı psikolojik tehdidin insanları otomatik olarak mutlu düşüncelere ittiği sonucuna varılmıştı.

Bu bulgular ne Ura için, ne de Butanlılar için sürpriz değil eminim. Ölümün de yaşamın bir parçası olduğunu ve bu asli gerçeği görmezlikten gelmenin ağır psikolojik sonuçları olduğunu biliyorlar.

Mutluluk Rehberi: Butan’da Yaşam, Sevgi ve Uyanış Hakkında Öğrendiklerim adlı kitabında Linda Leaming de aynı şeyleri söylüyor: “Ölümü düşünmenin beni üzmediğini anladım. Anı yaşamayı ve normalde görmeyeceğim şeyleri görmemi sağladı bu düşünce. Tavsiyem, sizi korkutan bu konuyu günde birkaç kez düşünmeniz.”

Batı’dakinin tersine Butanlılar ölümü ve ölüm resimlerini her yerde sergiliyor. Özellikle Budist ikonografisi ölüme dair renkli ve ürkütücü görüntüler içeriyor. Bu görüntüler çocuklardan saklanmadığı gibi danslara da konu oluyor.

Butan’da ölen kişinin ardından 49 gün yas tutuluyor. Bu dönem çeşitli ritüeller öneriyor. Butanlı bir aktör bunun depresyon ilaçlarından daha iyi geldiğini belirtiyor.

Butanlıların ölüme yaklaşımındaki bu fark neden kaynaklanıyor olabilir diye sorulursa, nedenlerden biri çok farklı ölüm ihtimalleri denebilir. Burada insanın ölümle karşılaşması dolambaçlı yollarda, ayı saldırısıyla, zehirli mantarla ya da fazla güneşe veya soğuğa maruz kalmakla olabilir.

İkinci neden ise ülkedeki güçlü Budist inançlar, özellikle reenkarnasyon düşüncesidir. Yeniden dünyaya geleceğinize inanırsanız bu yaşamınızın sona ermesi sizi çok korkutmaz. Budistler, “eski giysilerinizi atmaktan korkmadığınız gibi ölümden de korkmayın” der.

Bütün bunlar Butanlıların korku ya da üzüntü duygularından uzak olduğu anlamına gelmiyor elbette; fakat farkları bu duygulardan korkmamaları. Leaming’in dediği gibi “Batıda bizler üzgünsek bunu gidermeye çalışıyoruz. Üzüntüden korkuyoruz. Butan’da ise bu duygu kabul ediliyor; yaşamın bir parçası olarak görülüyor.”

Bana gelince… Ura’nın tavsiyesine uyarak günde bir kez ölümü düşünüyorum. Özel bir sıkıntı ya da açıklanamaz bir korku duyduğum günlerde ise iki kez.

Bu makalenin İngilizce aslını BBC Travel'da okuyabilirsiniz.

Dergideki diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.