Bursa: Kadınların coşkusu erkekleri gölgede bıraktı

Kurulmasından bu yana Adalet ve Kalkınma Partisi'ne güçlü destek veren kentlerden Bursa, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın parti başkanlığını bırakmasının ardından ilk kez Başbakan Davutoğlu'nu ağırladı.

Kentin merkezine yakın bir noktada bulunan Gökdere Bulvarı'na doğru yürüyorum.

Miting alanına insanlar henüz gelmeye başlamış, güneş tepede, hava bir yaz günü kadar sıcak.

AKP teşkilatı vinçler ve itfaiye yardımıyla alanın girişlerinden birine dev pankartlar asmaya çalışıyor.

Trafik belirli yönlerden akıyor, çatılarda keskin nişancılar var.

Karşıma çıkan ilk giriş noktasından alana girmek istiyorum, polis beni "Kadınların girişi arka tarafta" diyerek başka bir sokağa yönlendiriyor.

Kadın ve erkeklerin alanda bulundukları yerler birbirinden bariyerlerle ayrıldığı için, girişlerde bu ayrıma azami dikkat gösteriliyor.

Kadınların girişlerinden birine vardığımda, polis memuru çantamı aramaya başlıyor ve kalemliğimin içindeki rengarenk kalemleri buluyor.

"Bunları alana sokamazsınız" diyor kadın polis, "Buraya bırakmak zorundasınız." Yüzümdeki şaşkınlığı görünce, "Başbakanlığın emri, alana keçeli kalem sokmak yasak, pankart yazılıyor" diyor.

Gazeteci olduğumu söyleyip ısrar ettiğimde, amirini çağırıyor. Amir, kalemlerimi kontrol ederek pankart yazmaya elverişli olmadıklarını onayladıktan sonra içeri girmeme izin veriyor.

Kadınların coşkusu erkekleri gölgede bıraktı

Mitingi izlemeye gelen kadın sayısı erkeklere göre daha az, ama coşku konusunda alanın diğer tarafını gölgede bırakıyorlar.

Kadınlara ayrılan giriş noktalarında küçük çadırlar var. Aranmaları gerekirse o noktalarda görünmeden aranabiliyorlar. Alana giren kadınlar, hemen girişlerde bulunan bayrak noktasından muhakkak Türk bayrağı ya da AKP bayrağı alıyor.

Bayrak dağıtan parti görevlilerinden birine kadın ve erkeklerin neden ayrı yerlerde olduğunu soruyorum.

"Daha önce çok izdiham oluyordu, kadınlar eziliyordu," diyor ve taciz olaylarının yaşandığını söylüyor.

Miting alanında konuştuğum diğer kadınlar da kalabalık bir etkinlik olan mitinge mahsus olmak üzere uygulamadan memnun olduklarını söylüyor.

Elinde bayraklarla kenarda bekleyen 50 yaşındaki İpek Hanım'la sohbet etmeye başlıyoruz.

Neden AKP'yi desteklediğini soruyorum, "Türkiye Cumhuriyeti'ne en güzelini o yaptı. Hırsız diyorlar ya, cebe cuk yapmadan en iyisini o yaptı" diyor, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanı kastederek.

"Tayyip Erdoğan'dan sonra Davutoğlu'na ısınamadım" diyor. Sonra hemen başarısız bulmadığını, ancak 12 yılllık Erdoğan döneminden sonra "göz aşinalığı" nedeniyle alışamadığını söylüyor.

Soyadını vermek istemeyen İpek Hanım, AKP'den memnuniyetini şu sözlerle ifade ediyor: "Özgürlük geldi ülkeye, çalışma olsun, (başı) kapalı-açıklar açısından olsun, ulaşım imkanları, ben sigara içiyorum ama sigarayı yasaklamasın" diyor.

'İşsizlik var diyen yalan söylüyor'

İpek Hanım geçim sıkıntısının artıp artmadığı sorusunaysa "Fakir zaten eziliyor, ama bak herkes çalışıyor, herkesin işi var, işsizlik var diyen yalan söylüyor" diyor.

Önümüzden geçen, kolsuz bir bluz ve kot pantolon giyen, kısa kızıl saçlı kadın bir polis memurunu işaret ediyor "Bak Fransız gibi nasıl güzel giyinmiş" diyor "Bu daha önce mümkün müydü?"

Kadınlar alan içinde neşeyle dolaşıp selfie çektiriyorlar. Kürsüden çalınan şarkılara eşlik ederek oynayanlar da var, sıcaktan yorularak kaldırımlara oturanlar da.

Üç genç kadına yaklaşıyorum. Üçü de üniversite öğrencisi olduğunu söylüyor. "Neden AKP?" sorusuna ikisi aynı anda "Türkiye daha hoşgörülü oldu" diyerek yanıt veriyor.

22 yaşında Felsefe okuyan Rümeysa Özer devam ediyor: "Daha önce Kürtler ya da başka gruplar, konuşamıyordu ses veremiyordu, (başı) kapalı-açık, Kürt-Türk büyük bir platform oldu" diye tarif ediyor özgürlüğü.

60 yaşındaki Necla Defter'e kaldırımın kenarında soluklandığı sırada yaklaşıyorum.

Defter'e Erdoğan'a yöneltilen otoriterlik eleştirilerini soruyorum: "Bir anne baba evladına karışmıyor mu, o da halkına milletine karışacak, güzellik için uğraşıyor" diyor.

Defter AKP sayesinde ülkenin geleceğinden umutlu olduğunu söylüyor ve sağlık sisteminde yapılan değişikliklerden çok memnun olduğunu ifade ediyor. "Doktora gidiyorum 1 günde işimi hallediyorum hiç uğraşmıyorum" diyor.

Biraz sonra kürsüden Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun helikopterle alanın üzerinde olduğu anons ediliyor.

'Reisin emanetisin sen bize'

Davutoğlu bir süre sonra alana kurulan dev ekranda otobüsün içinde alan yaklaşırken görülüyor.

Mitinge gelenler Başbakan'ın gelişini ekrandan seyrediyor.

Arkamızda vinçlere asılı olan "Reisimizin emanetisin sen bize" pankartı var.

Başbakan'a eşlik eden Bursa milletvekili Bülent Arınç ve Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, en çok alkışı alanlar arasında.

Siyasiler kürsüden halkı selamlarken, ticari taksi sahibi olan 44 yaşındaki Serdar Vural'la sohbet ediyoruz.

Vural işi gereği İsviçre ve Almanya'ya sık gittiğini, eskiden yurt dışında gittiğinde Türkiye ile aradaki farkın "uzay" kadar olduğunu söylüyor. Şimdiyse Vural'a göre yol, sağlık açısından bir fark kalmamış durumda.

Miting alanındaki bir çok insan AKP'nin kendilerine güven verdiğini söylüyor.

Vural da öyle. "Her yönden güven veriyor" diyor.

Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasını da çok olumlu bulduğunu söylüyor, Davutoğlu'nun başbakanlığından da memnun. "Davutoğlu'nun da o vizyonu bırakmayacağını düşünüyorum" diyor.

Miting alanı AKP'nin 2014 yerel seçimlerindeki haline göre oldukça tenha.

Kürsü önündeki kalabalık bir hayli neşeli ve coşkulu. Arka taraflarda ise geniş boşluklar var. Çocuklar su şişeleriyle futbol oynuyor.

Vural, yolsuzluk iddialarını sorduğumda "Meyve veren ağaç taşlanır" diyor. "İçimizde her tür insan olabilir, özeleştiri de yapıyoruz, aile içinde herkes olabilir ama ailedir" diyor.

Vural, 17 Aralık'ta yolsuzluk iddialarının üzerine biraz daha fazla gidilebileceğini düşünüyor, "Sanki korunuyorlar gibi bir izlenim kaldı" diyor. Ancak Vural Erdoğan ailesiyle ilgili yolsuzluk iddialarına inanmadığını söylüyor.

35 yaşındaki Metin Kaçar, kasap dükkanı işletiyor. Mitinge İnegöl'den gelmiş. Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasını desteklediğini, "Başkası (Cumhurbaşkanı) olsaydı (Erdoğan'ın) önünü kesmeye kalkarlardı" diyor.

Kaçar da yolsuzluk iddialarının "yüzde 80'ine" inanmadığını söylüyor. Geriye kalan yüzde 20'yi ise "Çürük yumurtalar illa vardır, zaman içinde onlar da temizlenir" diye açıklıyor.

Başbakan Davutoğlu'nun konuşması sürerken, alanda sıcağa dayanamayanlardan ayrılanlar oluyor.

Başbakan'ın, Adnan Menderes benzetmesi yaparak AKP'ye yönelik tehditlerden bahsetmesi, ve alanı desteğe çağırması insanlardan alkış ve destek alıyor.

Muhalefet partilerine yönelik sözlerine de yuhalamalar ve alkışlarla eşlik ediliyor.

İlgili haberler