Urfalıların Apê Osman’ı ve 'Kepenk kapatırlar' korkusu

Telif hakkı HATICE KAMER

30 Mayıs 2015, Cumartesi

Urfa, AKP'nin kalelerinden biri. Partinin adaylarında da bunun verdiği bir rahatlık var.

HDP gibi Urfa'da yeni örgütlenmeye başlayan partilerin adaylarının işi zor.

Bundan önce BDP'nin kentteki oy oranı % 17'lerde iken, Osman Baydemir'in belediye başkanı adayı olduğu 2014 yerel seçimlerinde bu oran %30'un üzerine çıktı.

Burada Baydemir'e "Urfa'nın Demirtaşı" denildiğini çok duydum. Gençler arasında Baydemir'e büyük sempati var. Ama bu sempati oya evrilir mi acaba?

HDP Kadın Kollarından Sevinç İzol "Urfa'daki Kürt gençlerinin çoğu HDP'ye oy verecek. Hatta ailelerini ikna etmeye çalışan çok genç var. Bunda Kobani sürecinin çok etkisi oldu" diyor.

Seçimlerle ilgili insanlar ne düşünüyor, öğrenmek için çarşı pazar dolaşırken Osman Baydemir'in Rus pazarı esnafını ve Piazza adındaki yeni AVM'yi ziyaret edeceğini öğreniyorum.

Pazar esnafı Baydemir'e "Apê Osman" (Osman Amca) diyor. Neden böyle hitap ettiklerini sorunca " O bizden biri gibi" diyorlar.

Bir esnaf derme çatma tezgahını gösterip şikayet ediyor "İnan ki adaylardan sadece sen gelip halimizi sordun."

Bir inşaat işçisi de "20 yıldır çalışıyorum ama sadece bin günlük sigortam var. Meclise gittiğinizde inşaat işçileri de unutmayın" diyor.

Piazza adlı AVM'de de kadın, erkek, genç kız Baydemir'i gören selfie çekmeye geliyor.

Osman Baydemir'in ekibinden Yekta "Seçim çalışmalarının başından beri çekilen fotoğrafların haddi hesabı yok. Her bir foto bir oya dönse tamamdır" diyerek gülüyor.

Otel dönüşünde bindiğim taksinin şoförü Nurettin'e HDP'nin seçimlerdeki şansını soruyorum. "HDP'yi seviyoruz, muhtemelen dört aday çıkarır" diyor, "Ama başa gelirlerse kepenkleri kapatacakları yönünde bir inanç var. Bu yüzden insanlar korkuyor."

_____________________________________________________________________

'Suriyeliler yüzünden Urfa'nın yapısı allak bullak'

29 Mayıs 2015, Cuma

Urfa'da birçok tarihi mekan var. Gümrük Hanı da bunlardan biri. Tarihi çarşıda yüzlerce dükkanda çok yerel ürünler satılıyor. Rengarenk, cıvıl cıvıl bir yer burası. Tabi şehrin ticaret merkezlerinden olduğu için günlük konuşmalar hemen siyaset ve seçimlere dönüyor.

Gümrük Meydanı'nda, esnaf kahvesinde oturan bir grubun yanına gidiyorum. Dört kişi oturuyorlar. Selam veriyorum, buyur edip çay ısmarlıyorlar. Çayları çok güzel, birkaç tane içiyorum.

Emekli bir şoför olan Adnan amca, seçimle ilgili sorularımı geçiştiriyor, "Dünya işleriyle işim yok. Ama bunlar HADEPÇİ (HDP)" diyerek yanında oturanları işaret ediyor.

Ali adındaki arkadaşı biraz içerlemişe benziyor: " Ne olmuş yani Hadepçiysek! Kürdüz ve konuşma sırası biraz da bize gelsin" diyor.

Mehmet, Urfa'nın muhafazakar bir şehir olduğunu ve AKP'ye çok oy çıkacağını söylüyor. Ali Bey araya girerek "AKP de Hadep'in barajı geçmesini istiyor. Geçmemesi halinde iki partinin de zarar göreceğini çok iyi biliyor" diyor.

Mehmet alıyor yine sözü, "81 yaşındayım. Şimdiye kadar 20 hükümet gördüm ama en iyisi AK Parti" diyor.

"Gözüm kör olmuştu, ameliyat ettiler. Bana yaşlılık maaşı bağladılar. Doğruya doğru. Bana faydaları çok ve ben oyumu onlara vereceğim" diyor.

Burada her meselenin sonu illa ki Suriyeli mültecilere bağlanıyor. Bir öfke var. "Zaten gençlerimiz işsiz, güçsüz şimdi tümden iş bitti" diyor grubun en genci Fuat.

Bir de ekliyor: "Suriyeli bir çok kadın, ikinci üçüncü eş olarak alındı. Bu durum birçok sosyal soruna neden oldu. Urfa'nın yapısı allak bullak oldu."

Adnan amca daha kızgın konuşuyor. "Gençlerimiz mevsimlik işçiliğe gidiyor, her yıl onlarcası yollarda kaza geçiriyor. Bütün bu Suriyelileri başımıza hükümet bela etti."

Üçüncü çaylar geliyor. Adnan amca tabakasından çıkardığı tütün sigarasını ikram ediyor ve bir şoför manisi okumaya başlıyor: "Makinem geliyor tekeri kara, kontağı kapattım ciğerim yara, üç günlük gelini bıraktım hara, nen, neni şoförüm neni."

_____________________________________________________________________

Otobüs firmalarından 'çok süper bir uygulama'

Telif hakkı HATICE KAMER
Image caption "Bu da seçimde Diyarbakırlı firmaların da halkımıza hizmeti olsun."

28 Mayıs 2015, Perşembe

Şanlıurfa'ya gitmek üzere otogara gidiyorum.

Diyarbakır otobüs firmalarının başlatmış olduğu seçmen için %50 indirim kampanyasını sosyal medyada görmüştüm.

HDP'nin çağrısıyla seçimde oyunu kullanmak isteyen öğrencilere, çalışmak için başka şehre giden Diyarbakırlılara bir kolaylık sağlamışlar.

Oy kullanmak isteyenler 5 Haziran'dan itibaren %50 indirimle herhangi bir Diyarbakır otobüs firmasıyla buraya gelip oyunu kullanabilecek.

Halit Çırak, Öz Diyarbakır firmasının halkla ilişkiler servisinden. Uygulamayı nasıl karşıladığını soruyorum. "Çok süper bir uygulama" diyor.

Şimdiye kadar 5 bine yakın başvurunun olduğunu söyleyen Halit, hiç parası olmayanları da ücretsiz getirebileceklerini söylüyor.

Özlem Diyarbakır'ın çalışanı Nazif de aynı fikirde. "Bu da seçimde Diyarbakırlı firmaların halkımıza hizmeti olsun" diyor.

Diyarbakır'ın yedi otobüs firması var. "Ticari firmasınız bu kampanya ile zarar etmez misiniz?" diye soruyorum.

"Kısa vadede öyle olabilir ama uzun vadeli düşündüğünüzde, barışa ve huzura yatırım yaptığımızı biliyoruz. Barış ve huzur çok önemli, onlar olmadan ticaret de olmaz. Bu yüzden HDP'nin barajı geçmesi hepimiz için çok önemli" diyor.

Uyuşturucu araması

Otobüs hareket etmeden bir polis memuru yanıma gelerek kimliğini gösterip, çantamı üstünkörü kontrol ediyor. Ne için olduğunu soruyorum, "Rutin asayiş uygulaması" cevabını veriyor.

Gazeteci olduğumu söyleyince sadece "Çantanızı üstten kontrol edicem" diyor. Çantayı şöyle bir kolaçan edip, arka koltukta oturan gencin kimliğini istiyor.

"Memur bey ne arıyorsunuz?" diye sorunca, uyuşturucu kaçakçılığı için rutin asayiş uygulaması yaptıklarını söylüyor. Hoppala, koskoca otobüste sadece benim çantam kolaçan ediliyor.

Acaba otogarda yaptığım röportajlarla bir ilgisi var mı diye düşünmeden edemiyorum.

Otobüsün muavini Ogün yaklaşık bir yıldır bu uygulamanın var olduğunu söylüyor. "İyi de neden sadece benim çantam?" diye sorunca "Demek ki çok dikkat çekmişsiniz abla" diyerek gülüyor.

Bir saat sonra Siverek'te yine aynı rutin asayiş uygulamasından dolayı polis otobüsü durduruyor. Gazeteci kimliğimi gösteriyorum, "Tamam" diyerek geçiyor.

Yolculardan biri "Sırf Diyarbakır otobüsü diye durduruyorlar" diyor. Polisle biraz tartışıyor.

Polis rutin bir uygulama olduğunu ve ayrım yapmaksızın her aracı kontrol ettiklerini söylüyor. Muavin de İstanbul'a kadar bazen sekiz defa arama yapıldığını anlatıyor.

Özel harekat timlerinin araçları durdurup kimlik kontrolü yaptıkları dönemleri hatırlıyorum. Eskiden terördü, şimdi de uyuşturucu. Bakalım, daha neler göreceğiz.

_____________________________________________________________________

HDP Mahalle Meclisleri ile anket yapıyor

Telif hakkı Hatice Kamer

27 Mayıs 2015, Çarşamba

HDP Mahalle Meclisi üyeleri, Diyarbakır'da ev ev dolaşıp birkaç sorudan oluşan bir anket yapıyorlar. Ellerinde resmi veriler olan HDP'liler, evde kaç seçmenin olduğunu, seçmenlerin oy kullanıp kullanamayacaklarını, HDP'ye oy verenleri-vermeyi düşünenleri, diğer partilere oy verecek kesimleri tek tek tespit ettiklerini söylüyor.

"Eğilim yoklaması" da diyebileceğimiz bu çalışma için benim evde olmadığım bir akşam bizim kapıyı da çalmışlar.

Evdekilere seçmen kağıtlarının gelip gelmediğini, kaç seçmenin olduğunu, hangi partiye oy verdiklerini, bölgenin ve Türkiye'nin en önemli sorununun ne olduğunu sormuşlar. Bir de Kürt Sorunu'nun kimler tarafından çözülebileceğini…

Huzurevleri mahallesindeki HDP kadın bürosu çalışanlarından Lamia, yaklaşık bir aydır bu anketi yaptıklarını ve her ilçede 15-20 ekip halinde çalıştıklarını söylüyor ve ekliyor:

"Ben Kantar semtinde yaklaşık 100 binayı dolaştım. Dolaştıklarımın yüzde 80'i HDP'ye oy vereceğini söyledi. Bu semtte oturanların büyük bir kesimi memur"

Lamia'ya seçimin neden bu kadar sessiz ve heyecansız geçtiğini soruyorum. Yanıtı, "Kobani ve Şengal'den beri Diyarbakır'a ve bölgeye, Rojava'da IŞİD'le savaşıp hayatını kaybeden gençlerin cenazeleri geliyor. Aralıksız bir yas hali var. Bu yüzden bu yıl coşku hiç yok" oluyor.

Akşam anket çalışmasına çıkacakları zaman onları izlemek istediğimi söyleyince "Bu gün iptal ettik. Rojava'nın Haseke bölgesinde IŞİD'le savaşta hayatını kaybeden 9 YPG'li savaşçının cenazesi geldi. Hala hastanede bekletiyorlar, cenazelerin otopsi işleminden sonra kitlesel uğurlama töreni yapacağız. Biliyorsunuz, şehitlerimizin cenazeleri önceliğimiz. Onları uğurlamadan diğer işlerimize başlamıyoruz" diyor ve son bir hafta içinde Diyarbakır'a 25 YPG'linin cenazesinin geldiği bilgisini veriyor.

Fotoğrafını çekmek istiyorum, izin vermiyor. "Polis zaten gece gündüz bizi takip ediyor. Fotoğrafımı da görürlerse tamamdır" diyor.

TIKLAYIN: HDP'li seçmen ve baraj tartışmaları

Diyarbakır'daki seçim kampanyalarını izlemeye birkaç gün ara verip, Şanlıurfa'ya gitmek üzere hazırlanmam gerekiyor.

Birkaç gün Şanlıurfa'da seçmenlerin nabzını tutmaya çalışıcam.

_____________________________________________________________________

'Sözün kıymeti yoksa...'

26 Mayıs 2015, Salı

Bölgede yıllardır seçim haberlerini takip ediyorum. 7 Haziran seçimlerinin çok önemli olduğuna vurgu yapılıyor fakat yerel seçim döneminde bile heyecanın daha yüksek olduğunu belirtmem gerekir.

Siyasi partilerin seçim büroları önüne asılan bayraklar ve arada bir şehrin sokaklarında tur atan araçlardan yükselen "Dengê xwe Bidin HDP" (Oylarınızı HDP'ye verin) sesi olmasa, iki hafta sonra burada bir seçimin olacağına inanmak zor geliyor.

Ben de önce Diyarbakır sonra da Şanlıurfa'da seçim süreci nasıl geçiyor, insanların seçimden beklentileri neler, partiler nasıl bir kampanya süreci yürütüyor, bunları öğrenip sizlere aktarmaya çalışacağım.

Önce memleketim Diyarbakır: Burada insanlar seçimin barış süreci için kritik önemde olduğunu düşünüyor. Bu yüzden her fırsatta karşılaştıkları adaylara bu konuyla ilgili sorular soruyorlar.

Çarşıda pazarda Ak Parti adaylarından çok HDP adaylarını görüyoruz. Bunun sebeplerine AKP'nin Diyarbakır seçim stratejisi yazısında biraz değinmiştim.

Telif hakkı HATICE KAMER
Image caption Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz esnaf ziyaretinde

Ak Parti Diyarbakır birinci sıra adayı, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'ı geçenlerde etrafında kalabalık bir koruma ordusu ile Balıkçılar ve Ofis tarafında esnaf ziyaretleri yaparken gördüm.

Partinin en meydandaki adayının o olduğunu söyleyebilirim. Onun dışındakileri pek göremedik.

Cevdet Bey'in danışmanından röportaj için randevu istedim tabii, hala bana dönüş yapılmış değil. Ben de randevuyu beklemeden Bakan Bey'i izleyip insanların tepkisini ölçmeye çalıştım.

Balıkçılarbaşı'nda bir dükkanda "Selamünaleyküm" diye içeri giren bakanı, mağaza sahibi büyük bir saygıyla karşılayıp, sadece seçimler döneminde hatırlanmaktan dolayı sitem ediyor.

Tesettür sohbeti

Mağaza sahibi özellikle tesettür giyimin çok pahalı olduğunu ve kadınların bu konuda çok şikayetçi olduğunu söyleyince bakan, içerdeki kadınlara "Hanımlar çok mu pahalı?" diye soruyor. Kadınlar da söz birliği etmişçesine "Sadece giyim değil, her şey çok pahalı Bakan Bey" diyerek cevap veriyorlar.

"Artık tesettürün önünde engel kalmadı çok şükür. İnşallah giyim de ucuzlar" diyen Cevdet Yılmaz, esnaf ziyaretlerini sürdürmek için başka dükkanlara yöneliyor.

Mağazadaki kadınlara yaklaşıp Diyarbakır'da hangi partinin galip geleceğini sorduğumda "E tabii ki bizim parti" cevabını alıyorum. "Peki sizinki hangi parti?" diye sorunca, yüzüme tuhaf tuhaf bakıp, "Sen buralı değilsin galiba, hangisi olacak tabii ki HDP" diyorlar.

Vakıflar Hanı'nda ise esnaf uzaktan izliyor bakanı. Fırat, handa kadın giyimi sattığı tezgahın önünde bakanı izliyor.

"Diyarbakır'da bir fabrika yok, insanlar kışın ortasında terlikle dolaşıyor. En büyük sorun yoksulluk. Hani neden burada Kayserili, Adanalı vatandaş çalışmıyor. Madem burası ortak vatan neden eşit değiliz?" diyor.

Bir başka esnaf da "Siyaset olunca illa kandırmaca mı olması gerekir. Bu sefer AKP'nin oyları çok düşecek çünkü insanları din üzerinden bağlamaya çalıştılar" diyor.

Fırat, insanların gözünün zamanla açıldığını ve AKP'nin verdiği sözleri yerine getirmediğini gördüklerini söylüyor.

Ali adındaki bir diğer esnafa, bakan ile neden konuşmadıklarını soruyorum. Bana Kürtçe bir deyimle cevap veriyor:

"Genim bajo ser bigire, gotin bêje ber bigire." -- "Sözün kıymeti yoksa söylemeye de gerek yok" diye çevirmek mümkün.

İlgili haberler