DERGİ - Çin’de üniversite sınav maratonu

Zhang Hao son bir buçuk yıldır günde 12 saat ders çalışıyor. Okulda 9 saat boyunca yaptığı testlerin ardından eve döndüğünde de çalışmaya devam ediyor. Ailesi endişeyle bazen bu çalışmanın günde 17 saati bulduğunu söylüyor.

Zhang Çin’de Gaokao olarak bilinen üniversite giriş sınavlarına hazırlanıyor. Gençlerin üniversiteye girmesinin yolu bu sınavdan geçiyor. Çoğu insan bunu dünyanın en zor sınavı olarak görüyor.

9 milyon Çinli öğrencinin Zhang gibi aylardır, hatta yıllardır hazırlandığı üç günlük sınav 9 Haziran’da sona erdi.

Çin’in kuzeydoğusundaki Harbin’de Zhang ailesi sınav merkezine yakın bir otel odası kiralamış, ona sınava giderken eşlik etmeyi bekliyor. Üç yıl önce Zhang’ın iyi bir liseyi kazanmasıyla ailesi köyden ayrılıp eyalet başkentine göç etmişti.

Zhnag’ın 45 yaşındaki işçi annesi Wu Ying Qiu “Çocuklarını desteklemek için buraya gelen ebeveyneler ordusuna mensubuz biz de” diye anlatıyor durumu.

Okula yakın bir ev tutmak için akrabalarından borç almışlar. Wu oğlunun sınava hazırlanmasına yardımcı olmak için işi bırakmış.

İşte Çin’de yukarı doğru tırmanma yarışının hikayesi bu. Zhang’ın bu üç günlük testte alacağı sonuç hangi üniversiteye gideceğini belirleyecek. Bu ise ailesinin yaşamını değiştirmenin en iyi yolu olarak görülüyor. Başarılı olursa iyi bir üniversiteye gidip Çin’in yeni orta sınıfına katılabilir.

İstihdam sorunu

Fakat son zamanlarda bu testin gerçekten bir değeri olup olmadığı ve genel olarak Çin’deki eğitim sistemi konusunda hararetli bir tartışma var. Bu sistemi eleştirenler, ezbere dayalı eğitimin ve öğrenciler üzerindeki iyi puan alma baskısının yaratıcılığı ve problem çözme yeteneğini körelttiğini ve öğrencilerin işgücüne katılmak için gereken becerileri edinmesine zaman bırakmadığını belirtiyor.

1999’da Çin’de yüksek öğrenime devam eden öğrenci sayısında artış oldu ve o günden bu yana üniversite mezunlarının sayısı yedi kat artışla 7 milyona ulaştı.

Telif hakkı BBC World Service

Üniversite mezunları arasındaki yüksek işsizlik oranı hükümet açısından önemli bir sorun. Resmi veriler 2013’te bu mezunların ancak yüzde 30’unun iş bulabildiğini gösteriyor. Bu durum, mezunların iş piyasasında ihtiyaç duyulan becerilerle örtüşmemesi sorununu gündeme getirdi.

Uzmanlar, öğrencilerin uzun saatler boyunca ders çalışmak zorunda olmasının başka beceriler geliştirmeye zaman bırakmadığını, Çinli üniversite mezunlarında iletişim ve problem çözme sorunu olduğuna işaret ediyor. Herhangi bir uluslararası şirketin bugün Çin’de kolayca stajyer bulacağı, ama 10 yıl sonra bu kişinin müdür yardımcısı konumuna gelmesini sağlayacak becerilerden yoksun olduğu belirtiliyor.

'Yaşamın parçası'

Geçen yıl ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in, çok sayıda üniversite mezununa rağmen Çin’in inovasyona yönelmesi gerektiği yönündeki yorumları tartışmalara yol açmıştı.

Aslında Biden, uluslararası şirketlerin çekincelerini ifade ediyor, Çin’de beceri gerektiren işlerde işe alım konusunda karşılaşılan sorunları dile getiriyordu.

Fakat bazı uzmanlar da Çinli mezunların inovasyondan yoksun oldukları iddiasının eski bir klişeden ibaret olduğunu söylüyor. Çin internet arama motoru devi Baidu yöneticilerinden Kaiser Kuo, şirketin üniversitelerle işbirliği halinde çalıştığını ve iyi öğrencileri daha mezun olmadan tespit edip işe aldıklarını belirtiyor. Pekin’in kuzeyinde Çin’in kendi Silikon Vadisi’ni kurduğunu düşündüğümüzde inovasyon yapacak yetenekli bireyleri bünyesine katmanın önemi daha da anlaşılır diyor Kuo.

Çinli gençler açısından üniversite giriş sınavları güçlü bir çalışma ahlakı, disiplini ve dayanma gücü yaratmak için de bir vesile olarak görülüyor.

Kimya öğretmeni Song Yandong bu sınavların Çin’deki yeri hakkında şunları söylüyor:

“Bu sınavların öğrenciler üzerinde büyük baskı oluşturduğu doğru. Ama ‘mücadele’ kelimesini kullanmayı doğru bulmuyorum. Bu öğrenciler hayallerinin peşinde koşuyor. Bu tecrübeyi yaşamazlarsa kendilerini geliştirmek için iyi bir fırsattan mahrum kalmış olabilirler. Bu nedenle onlara bu sınavların Çinlilerin yaşamının bir parçası olduğunu söylüyoruz.”

Bu makalenin İngilizce aslını BBC Capital’da okuyabilirsiniz.

Dergideki diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.