Diyarbakır: Yeni liste AKP'ye artış getirecek mi?

Telif hakkı ensarioglu1

7 Haziran'da Diyarbakır'da seçmenin yüzde 77'si oyunu HDP'ye vermişti. 641 bin 689 seçmen HDP'ye, oy vererek meclise 10 milletvekili göndermişti.

TIKLAYIN - BBC TÜRKÇE'NİN 1 KASIM'LA İLGİLİ HAZIRLADIĞI TÜM HABER VE ANALİZLER

AKPi ise yüzde 14, 8 oran ile 122 bin 012 oy almıştı. Bu oran ile AKP Diyarbakır'da sadece birinci sıra adayı Cevdet Yılmaz'ı meclise gönderebilmişti. Yılmaz bu sefer doğduğu şehirden, Bingöl'den birinci aday.

AKP'nin Diyarbakır listesinin neredeyse tamamı değişti. Eski listeden son sıralarda yer alan Netice Arslan ve Alaattin Parlak listede yerlerini korurken, ilk sırada Galip Ensarioğlu'nu adını görüyoruz. İkinci sırada Ebubekir Bal ve sırasıyla Abdullah Atik, Beran Çelik, Tahsin Arslan, Şafak Yontürk, Mehmet Fatih Kayhan, Aziz Alper Biten, Neşe Özden listede yer alan yeni isimler.

AKP'nin Diyarbakır'da aday listesinin oluşmasında büyük bir payı olan birinci sıra adayı Galip Ensarioğlu ile röportaj yapmak için Yenişehir'deki seçim bürosunu ziyaret ediyorum.

AKP de Diyarbakır'da sessiz bir seçim kampanyasını yürütüyor. Kısa bir zamanda iki büyük seçiminin hem partilerin hem de halkın enerjisini tükettiğini söyleyen Ensarioğlu, bölgede yaşanan şiddet olaylarının moralleri çok bozduğunu ve seçim havasının olmadığını ifade ediyor.

"Bu kadar acının yaşandığı bir ortamda karnaval havasında seçim kampanyasını doğru bulmuyoruz. Halkta bir taraftan kırgınlık var ve şiddetin neden başladığını anlamaya çalışıyorlar. Kızgın ve kırgınlar" diyor.

"Halk kime kırgın olduğunu sorusuna, "Yüzde 90'ı PKK'ye, HDP'ye" diyor.

"Bize de kırgınlıkları var tabi. Çünkü o kadar kirli propaganda yürütülüyor ki. Çözüm sürecini zora sokan, ateşkesi bitirdim demelerine rağmen, şiddeti sivil alana çekme gayretlerine, çoluk çocuk ölümüne rağmen çok fazla kirli kara propaganda yürütülüyor.

''Bu savaşı niye başlattı diye PKK'ye; bu savaşı neden önleyemedi diye HDP'ye kızıyor insanlar."

Sokağa çıkma yasaklarının olduğu yerlerde görüştüğümüz insanların HDP'ye oy verdikleri için cezalandırıldıklarına inandıklarını söylediğimde "Cezalandırıldıkları doğru ama PKK tarafından" cevabını veriyor.

"Ateşkesi bitirdim diyen devlet değildi. Adam öldürmeye başlayan da devlet değil PKK'ydi. Şehirlere hendek kazıp bomba yerleştiren de devlet değil, PKK'ydi. Şehir merkezinde sırtında roketatar ve keleşle dolaşıp devletin oraya operasyon yapmasını bekleyen de PKK. Onun için yalanla falan bu işler olmaz, her şey aşikar ortada. Bugüne kadar yapılan yalan propaganda bugün artık tutmayacak" diyor.

'PKK ateşkesi bitirdi, adam öldürmeye başladı'

Çözüm sürecinin Cumhurbaşkanı tarafından bitirildiği yönündeki yaygın kanaatin olduğunu ve bu konu hakkında ne düşündüğünü sorduğumda biraz tepki gösteriyor.

"Bunlar kara propagandanın devamıdır. Süreci nasıl devam ettirebilir? PKK ateşkesi bitirdi ve adam öldürmeye başladı. Cumhurbaşkanı ne yapabilir, yalvarması mı gerekir? Bunu ileri sürenler, nasıl olması gerektiğini de açıklayabilmeli. İlk defa savaşı sivil alana çekiyor, bombalı tuzaklar kuruyorsun, çocukların ölümüne neden oluyorsun. Okullara bombalar koydular. PKK'nin attığı roket Bismil'de bir çocuğu parçaladı. Burada Cumhurbaşkanının ne yapması gerektiğini söyleseler de biz de bilsek. Belki bu yönde Cumhurbaşkanına telkinde bulunuruz" cevabını veriyor.

Halk görüşmelerinde insanların tepkileri ne olduğunu, görüşmelerde nelerin ön plana çıktığını sorunca şöyle cevap veriyor.

"Bizi kurtarın diyorlar. Bunlar silahlandılar, her yere yerleştiler, bize yaşam hakkı tanımıyorlar. Adeta onlara oy verdik diye PKK bizi cezalandırıyor. Gitmemize dahi izin vermiyorlar, bizi bunlardan kurtarın, bu savaşı durdurun artık' diyorlar. Hepimizin beklentisi bu yönde"

Peki nasıl duracak bu savaş?

"Artık sivil, demokratik siyasetin önü Türkiye'de açık. Türkiye'de herkesin, istediği fikri, düşünceyi savunabileceği bir zemin var. Burada silahın ve şiddetin hiçbir meşruiyeti yok. PKK çok net bir şekilde Türkiye'deki silahlı varlığına son verecek, samimi olarak son verecek. Yani iki yıl önce çıkıyor gibi yaptı çıkmadı, silahı bırakıyor gibi yaptı bırakmadı. Daha da fazla silahlandı, örgütlendi. Bunun adı barış çözüm falan değil. Bizler barışı inşa ederken onlar savaşa hazırlık yapmışlar. Kalkıp da devleti ve Erdoğan'ı suçlayarak bu işler olmaz. Sen barış istiyorsan gereğini yapacaksın."

KCK'nin ilan ettiği ateşkesi hatırlatınca "Var olan bir ateşkes yok, ilan var ama kendi yok" diye cevap veriyor.

"Bugün Hani ilçemize gittim. Gittiğim yola üç tane bombalı tuzak kurmuşlar. Öyle barış falan yok. Her gün bomba koy sağa sola, asker öldür. Nasıl bir ateşkesmiş bu? Bu sadece ayın birine kadar HDP'ye ip atlatmak olur.

Onların her türlü eylemi ortadayken, birileri ısrarlar devletin yapmadığı, Ak partinin yapmadığı bir şeyi ona yüklemeye çalışıyor. Senin niyetin ateşkes değil, HDP'ye ip atlatmak. Senin niyetin ateşkes değil, buna da kimse kanmaz. Kaldı ki ateşkes yapmadı zaten. Her gün eylem yapıyor."

AKP'nin Kürt oylarını gözden çıkardığı yorumlarını nasıl değerlendirdiği sorusuna da şu cevabı veriyor.

"Bizler neyiz, Kürt dediğin sadece PKK'li, HDP'li midir? Bu Kürtlere hakarettir, tek tipçi anlayıştır. Yani bizden olan Kürttür, bizden olmayan değil. Bizden olmayan haindir, ya burdan gitmeli, ya öldürülmeli mantığıyla bakıyorlar. Öyle şey olmaz, biz de Kürdüz, bize oy verenler de. Kürtler adına konuşmasınlar."

Peki bundan sonra bir çözüm süreci olacak mı sorusuna "Seçimden sonra ya onlarla olacak ya da onlara rağmen" cevabını veriyor.

"Yani eğer bu işe samimi bir şekilde katkı sunarlarsa onlarla olacak, ama yok yine örgütlenmeye, savaşmaya devam edip bu işi istismar etmek isterlerse, istismara müsaade edilmeyecek ve yine bir barışı ve çözümü inşa edeceğiz burada" diyor.

Başbakan Ahmet Davutoğlu 29 Ekim'de Diyarbakır'da gelecek. Birkaç gün önce Van konuşmasında sarf ettiği "Beyaz Toroslar geri gelebilir" sözünün bölgede birçok insanın rahatsız söyleyince HDP'nin bu açıklamayı manipüle ettiğini savunuyor.

"Bakın, HDP siyaset üretmiyor, sadece yalan üretiyor. Başbakan orada, Türkiye'nin 90'lara döndürülmek istenmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi. 'Biz var olduğumuz müddetçe ne beyaz Toroslar, ne faili meçhuller, ne baskılar… biz var olduğumuz müddetçe olmaz' dedi. Onlar da şu anlamı çıkarıyor, 'Demek ki AK Parti'ye oy vermezseniz, bunlar olacak' demeye getirdi. Yani şimdi bu açıklamadan bu anlam mı çıkıyor? Manipülasyon yapıyorlar. Çünkü siyasetleri iflas etti ve ellerinde hiçbir siyasi argüman kalmadı. Yakalayabildikleri şeylere sarılmaya çalışıyorlar.

Önce Ankara bombasına sarıldılar, şimdi de buna. Bir de Cizre'de sürüklenen cenazeyi de aynı şekilde. Bu ülkede her türlü kötü muamelenin karşında duruyoruz. Bakın o muameleyi yapan polisleri de biz açığa aldık. Soruşturma devam ediyor ve hiçbir şekilde kötü muameleye izin vermeyeceğiz. Fili meçhulleri de ortadan kaldıran biziz, devlet içindeki çeteleri ve kirli odakları da ortadan kaldıran biziz. Bizim ortadan kaldırdıklarımızı bu sefer biz yapacakmışız gibi gösterenler siyasetleri iflas ettiği için manipülasyon yapıyorlar."

Telif hakkı AFP

İki isim dışında AKP Diyarbakır listesi tamamen değişti. Önceki seçimde AKP'den aday olan Salim Ensarioğlu (amcası) ve Haşim Haşimi bu sefer Diyarbakır'dan bağımsız aday oldular.

''Bu durum Ak Parti'ye gelecek oyları bölebilir mi'' sorusuna şu cevabı veriyor.

"Haşim Haşimi ve Salim Ensarioğlu demokratik haklarını kullanıyorlar. Bizi kimin aday olduğu ilgilendirmez, biz dava adamıyız. Bizi Ak Parti ilgilendirir. Ben sadece aileden değil bu şehirde herkesten oy aldım."

Geçen sefer aday başvurusu yaptığını ama amcasının tercih edildiğini söyleyen Galip Ensarioğlu'na, bu durumdan dolayı kırgınlık olup olmadığı soruna "Ben dava adamıyım" diye cevap veriyor.

"Partime çalışmaya devam ettim. Sadece Diyarbakır'da değil, başka yerlerde de parti için çalışmaya devam ettim. Dediğim gibi, ben dava adamıyım."

AKP Diyarbakır listesinde iki kişi hariç dokuz isim değişti. Bu listenin bir öncekinden farkını sorunca "Bunlar yerli ve milli liste. 11 aday da Diyarbakırlı ve burada yaşıyorlar. Halkın tanıdığı, bildiği, temas ettiği insanlar."

2 Kasım'dan sonra Türkiye'yi ne bekliyor sorusuna da "Türkiye'ye yeniden istikrar gelecek" cevabını veriyor. "Türkiye seçimden dolayı bir takım tavırları geride bırakacak. Artık dört yıl bu ülkede seçim olmayacak ve herkes bu ülkede mevcut sorunların çözümü için elini taşın altına koyacak. Burada en büyük sorumluluk ve görev de AK Parti'ye düşüyor" diyor.

Liste değişikliği sonucu etkiler mi?

Peki AKP'nin liste değişikliği Diyarbakır'da milletvekili sayısını arttırmasını sağlar mı?

Diyarbakır'da yaşayan Avukat Sedat Yurttaş, değişikliğin oy kazandırmayacağı görüşünde.

"AKP muhtemelen önceki listeyi oy getirmediği düşüncesiyle değiştirmiştir, ancak Diyarbakır'da oy sonuçlarının değişmeyecek. Çünkü bölgede AKP'nin mevcut politikası Kürtlere hitap etmiyor.''

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Vahap Coşkun da AKP'nin Haziran'da beklediği sonucu alamaması üzerine liste değişikliğine gittiğini söylüyor.

Bölge insanını bu süreçte çatışmalardan çok rahatsız olduğunu ifade eden Coşkun, her iki partiye kırgın kesimin sandığa gitmememe eğilimi göstereceğini ve seçim sonucunda bir değişiklik beklemediğini belirtiyor.

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi Başkanı Mehmet Kaya ise, listenin 7 Haziran sonuçlarını korumaya yönelik olduğunu söyleyerek AKP'nin Kürtlerle çok büyük bir kopuş yaşadığını savunuyor.

Kaya, seçim güvenliği ve PKK'nin yeniden şiddet yöntemine başvurmasına karşı olan bir kesimin de sandığa gitmeyeceği görüşünde.

"Bölgede ve Diyarbakır'da AKP'nin oy oranında nispeten düşüş olacak. Ancak sandığa gidişte düşüş olacağından AKP'nin vekil sayısı artabilir. Sokağa çıkma yasağı ve yerlerde göç yaşandı. Buralarda HDP'nin aldığı oy oranı yüzde 80'inin üzerinde. Sandığa gitme oranı yüzde 40-50 oranında düşecektir ve bu durum HDP'nin hanesinden düşecek" değerlendirmesini yapıyor."

İlgili haberler