Bugün gazetesi yayın yönetmeni Erhan Başyurt: Devlete, iktidara çok itibar ettik

Telif hakkı Bugun

İpek medya grubunun yönetimine el konmasıyla birlikte işini ilk kaybedenlerden biri Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt oldu.

Bugün de gruptan bazı gazetecilerin zorunlu izne çıkarıldığı, bazılarının da istifa ettiği haberleri geliyor.

Bu gazetecilerden bir grup sekiz sayfalık bir gazete çıkardı, bir grup da internet üzerinden yayın yapmaya çalışıyor.

Peki bundan sonraki süreçte İpek medya gazetecileri ne yapacak? Olaydan sonra gelen dayanışma ve tepki mesajları hakkında neler düşünüyorlar?

TIKLAYIN - TÜRKİYE'YE ÇİFTE ÖZGÜRLÜK UYARISI

TIKLAYIN - GUARDIAN: SEÇİMLER ÖNCESİ MEDYA BASKI ALTINDA

Erhan Başyurt her şeyden önce Yönetim Kurulu kararı olmaksızın görevden alınmasının hukuk dışı ve basın özgürlüğüne aykırı olduğunu söylüyor.

Başyurt; Ergenekon, Balyoz, Devrimci Karargah, KCK davaları döneminde gruba karşı yapılan eleştiriler için de "Devlete, iktidara çok itibar ettik, özeleştiri yapıyoruz" diye konuşuyor.

BBC: Kayyum atanmasıyla Bugün gazetesinin yönetimine el kondu, siz de internetten de paylaştığınız yeni bir gazete çıkardınız. Bundan sonra ne olacak?

Çok zor bir süreç var. Kayyumun atanması hukuksuz. Bizim şirketlerimiz İstanbul'da. Ankara'da Sulh Ceza Hakimi üzerinden karar alınmış. Halbuki CMK, Sulh Ceza Hakimlerini sadece bulundukları bölgeyle ilgili karar alacaklarını ifade ediyor. Yani Ankara dışında karar alamaz. Dolayısıyla gazetemize yönelik bütün operasyonların tamamı hukuk dışı. Yönetim Kurulu'na atanan isimlerin Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesi gerekiyordu, gazetemiz basıldığında ilan edilmemişti. Polisin elinde tebligat yok, sadece kapıyı kırıp zorla girdi.

Telif hakkı hurriyet.com.tr

Neresinden tutsanız hukuksuzluk. Şu an gasp edilmiş bir müessesimiz, 10 yıl emek verdiğimiz gazetemiz, televizyonumuz var. Kendi ellerimizle büyüttüğümüz bir çiçek bir çocuk gibi geliyor bize. Onları böyle haksız bir şekilde bırakmak da ağır geliyor.

BBC: Bundan sonra Özgür Bugün'le mi devam edilecek?

Ben Özgür Bugün'ün fiili olarak içerisinde değilim. Başında, Mehmet Yılmaz var. Gazetemizde genel yayın koordinatörüydü. Kayyumlardan biriyle muhatap olup hakaret işittikten sonra diğer arkadaşlarla birlikte, mağdur olan atılan arkadaşlarla bir araya gelip çok kısa süre içerisinde, zor şartlarda hazırladıkları 8 sayfalık bir gazete bu. Eğer Bugün'ü kapatıyorlarsa, biz de kolektif gazetecilik girişimi olarak gazeteciler ellerindeki üş beş kuruş birikimleri ortaya koyarak, biz kendi gazetemizi çıkaracağız, Özgür Bugün diyeceğiz, dediler. Tamamen bir ortak gazetecilik girişimi bu. Çok başarılı gazeteciler var içerisinde. Gazetenin dağıtımı olan abonelerine göndermişler bir kısmına. 1 TL fiyatı var gazetenin çünkü ancak satışla ayakta durabilir. Aslında bakarsanız şu an Türkiye'nin en değerli gazetesini çıkarmışlar, 1 TL Türkiye'de inanılmaz pahalı bir gazete gibi.

BBC: Değerli derken, içerik olarak mı?

Fiyat olarak da en değerli gazete şu an, içerik olarak da karşılaştırılamaz hiçbir şeyle çünkü bir demokrasi mücadelesinin eseri. Tarihte yerini alacağına inandığım, müzelerde kitaplarda yer edineceğine inandığım bir girişim. Her iki açıdan da en değerli gazete şu an.

'Gecikmiş tepkiler'

BBC: Parçası olduğunuz medya grubuna yönelik müdahale hem ülke içinde hem ülke dışında büyük tepki çekti. Bu tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gecikmiş tepkiler olarak değerlendiriyorum. Çünkü medya grupları çok uzun süredir baskı altındaydı. Tweet attığı için ağır cezayla yargılanan Sedef Kabaş'a şahit olduk. Sırf makale yazdığı için ve makalesinde hiçbir şiddet unsuru içermediği halde terör örgütü kurmak ve yönetmek, darbeye teşebbüs etmek, casusluk yapmakla suçlanan Gültekin Avcı 40 gündür Silivri'de yatıyor. Daha öncesinde Hidayet Karaca, bir dizi senaryosunda geçen bir kelimeden mesul tutuldu. Senaryoyu yazan, filmi üreten, yapan yöneten kendisi değildi. Ama hedef seçildiği için hapse atıldı ve tam 11 aydır yargılanmadan iddianamesi daha yeni kabul edildi, hapiste yatıyor. Ve dizi filmde geçen bir kelimeden dolayı silahlı terör örgütünden suçlanıyor.

BBC: Bu söyledikleriniz, parçası olduğunuz medya grubunuza yönelik Ergenekon, Balyoz, KCK, Devrimci Karargah davalarında da yeterli kanıt olmadan kamuoyu önünde basın aracılığıyla mahkum edilenleri, o dönemlerin mağdurlarını hatırlatıyor. Eleştiriler almıştınız. Şimdi o dönemle ilgili öz eleştiri yapıyor musunuz?

Şüphesiz yapıyoruz. Devletin ve iktidarın söylemlerine fazlaca itibar ve itimat ettiğimizi de değerlendiriyoruz. Hatta TMSF tarafından el konulan gazetelerle ilgili de içimizde çok ciddi şüpheler var. Çünkü tamamı el konulduktan sonra yandaş gazeteler ve televizyonlara çevrildi. "Başından beri böyle davranıyorlarmış ama çok iyi gizlemişler mi acaba?" diye bunu da sorguluyoruz.

Telif hakkı Bugun gazetesi

BBC: Peki neden bu kadar devlete, iktidara itimat edildi? Döneminde Bugün gazetesinde "Basın kadar yargı da hür" başlığı atıldı. Grubunuza ait medyada 'Gözaltıların gazetecilikle ilgisi yok' gibi söylemler vardı.

O metni okudunuz mu? Manşetin içeriğini okuduysanız, o sözler (dönemin) Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun sözleri. İkincisi de Bakan Ömer Çelik'in açıklaması bizim manşetimiz değil. "Kitap bomba kadar tehlikeli" diyen de başbakandı. (Bu cümleyi dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 2011 yılında söylemişti.)

BBC: Evet ama neden iktidarın sözlerini sorgulamadan yansıttınız manşetinize?

Niçin onları yargılamadınız derseniz, ben biraz bunu post 28 Şubat savunmasına bağlıyorum. Türkiye'nin 28 Şubat'taki yoğun mağduriyetinden çıkmış bir kesim olarak, askeri vesayetten kurtulmanın, demokratikleşmenin özlemini duyuyorduk ve bu iktidarın da bunu yaptığını sanıyorduk. Ya da o ana kadar gerçekten yapıyorlardı bilmiyorum. Bundan sonra sağlıklı bir neticeye varabilmek için geriye doğru çok ciddi bir tarama ve analiz yapmak gerekiyor. Şimdi gördüğümüz kadarıyla o maske düştü. Şu an maske de takarak olsa bunu yapmıyorlar. Fiilen gerçek, otoriter uygulamalara yönelmiş durumdalar. Açıktan açığa yapıyorlar artık.

Telif hakkı EPA

BBC: Cumhuriyet gazetesi de "Geçmiş hesaplaşmaları konuşma günü değil" mesajı verdi. O dönemin sorgulamaları, hesaplaşmaları ileride yapılacak mı?

Ben de öyle zannediyorum. Böyle bakarsanız, 28 Şubat'ta muhafazakar gazeteciler mağdur edilirken diğer gazeteciler, darbecilerle birlikte çalıştılar, onların ezilmelerine katkı sağladılar, sonrasında da o muhafazakar gazeteciler o travmayla tersine olumsuzlukları göremediler.

Şimdi bunların sağlıklı bir değerlendirmesinin, uzun araştırmalarla, bilimsel çalışmalarla ortaya çıkarılacağını zannediyorum. Benimkisi şu an tecrübeye dayalı bir analize yönelik.

"Niçin biz onları göremedik, niçin onlar bizi göremedi?" Çünkü burada bir kısır döngü var. Şunu dersek "28 Şubat'ta siz bizi mağdur ettiniz, onun için biz sizi Ergenekon sürecinde görmedik" onlar da "Siz bizi Ergenekon'da görmediğiniz için bizi sizin mağduriyetinizi görmüyoruz" derlerse, yarın onlar mağdur olduğunda, biz de sizi 'İntikam için görmüyoruz' deme lüksü doğar. Biten şey medya ve medya ahlakı artık.

Türkiye'de gazetecilik bitiyor, gazetecileri bitiriyorlar, topyekün meslek ölüyor. Tabii ki analizini, öz eleştirisini, geriye dönük hesaplaşma yapmak lazım. Geriye dönük suçlarda "Sen beni vurdun, ben seni vurdum, sen yanlış haber yaptın, beni katlettin, sen beni katlettim" noktasında değiliz. Topyekün medya saldırısı var.

Zaten açıklıyorlar, "Bugünden sonra Doğan Grubu'na da, Cumhuriyet'e de, Sözcü'ye de sıra gelecek" diye AK Parti milletvekili açıkladı. Ki o milletvekili, Erdoğan'ın metin yazarlığını yapmış isimlerden Aydın Ünal'dı.

İktidarın kalemşörlüğünü yapan Cem Küçük'ün yazdığı tehditler ortada. Ahmet Hakan, Hürriyet'in saldırıya uğraması... AK Parti Gençlik Kolları Başkanı ve hala AK Parti millevekili olan Abdürrahim Boynukalın'ın açıklamaları ortada. Cumhuriyet'e darbeye teşebbüsten açılan dava ortada. Bir kesimle ilgili bir şey yok şu an. Topyekün medya özgürlüğünü yok etme var. Otoriter ve totaliter bir rejime kayış söz konusu. Demokrasi içerisinde bir mağduriyet kalmadı artık. Ülkede özgürlükler yok oluyor.

BBC: Bu dönemde de ülke içinde medya grubunuza yönelik bir dayanışma olacağını düşünüyormusunuz?

Olması gerektiğini düşünüyorum, olmazsa sonrasında çok geç olacak.

İlgili haberler