AB: Barış sürecinin yeniden başlaması şart

Telif hakkı AFP

Avrupa Komisyonu, Türkiye ile ilgili yıllık İlerleme Raporu'nu yaklaşık 1 aylık bir gecikmenin ardından yayımladı.

Rapor, özellikle insan hakları ve demokrasi alanında sert eleştiriler içeriyor.

Avrupa Birliği'nin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu raporunda, AB'nin 'terör örgütleri listesinde' yer alan PKK’ya karşı kapsamlı bir askeri operasyon başlatıldığını, Kürt Sorunu'nda çözüm sürecinin durma noktasına geldiğini vurguladı.

Raporda, "Barış görüşmelerinin yeniden başlaması gereklidir" ifadesi yer aldı.

TIKLAYIN-AB BAKANLIĞI: RAPOR HAKSIZ, HATTA ÖLÇÜSÜZ

Türkiye’ye yönelik yıllık İlerleme Raporu’nda Ankara’ya insan hakları, demokrasi ve yargı bağımsızlığı konusunda eleştiriler getirildi.

Göçmen krizi ve 1 Kasım seçimleri nedeniyle ertelenen raporda, Türkiye'de son yıllarda arka arkaya yapılan seçimler ve siyasi bölünmeler nedeniyle reformların yavaşladığı kaydedildi.

'Yargı bağımsızlığı zarar gördü'

Ankara'daki bombalı saldırılara da değinilen raporda konuyla ilgili soruşturmaların "hızlı ve şeffaf bir biçimde yürütülmesi" tavsiyesi de yer alıyor.

Komisyona göre, "paralel yapıya" karşı yürütülen kampanya 2014'ten bu yana yargı bağımsızlığına zarar verdi.

Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde Temmuz'dan bu yana artan şiddetin insan hakları konusunda ciddi endişeler yarattığı görüşü de raporda yer aldı. "İfade özgürlüğünde birkaç yıllık ilerlemeden sonra bu alanda son iki yılda önemli bir gerileme görüldü" deniyor.

Raporda gazetecilere, yazarlara ve sosya medya kullanıcılarına karşı açılan davaların basın özgürlüğünü azalttığı yönündeki endişeler de dile getiriliyor.

Türkiye'deki yeni internet yasasının Avrupa standartlarının çok gerisinde olduğuna da dikkat çekiliyor.

Komisyon raporundaki önemli başlıklar şöyle:

Demokrasi

7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerine katılım oldukça yüksekti. Cumhurbaşkanı'nın seçim kampanyasındaki aktif rolü ve iktidar partisini destekliyor görünmesinin yanı sıra medya üzerindeki artan baskı endişe konusu oldu. Seçim döneminde medya özgürlüğü ciddi bir endişe konusu olmayı sürdürdü. Öncelikle yüzde 10'luk seçim barajı olmak üzere seçimlere yönelik düzenlemelerdeki eksiklikler giderilmeli.

Yönetim

7 Haziran'dan sonra hükümet kurulamadı. Giden hükümetin devlet içindeki 'sözde paralel yapıya' karşı kampanya aktif olarak sürdürüldü ve bu bazı durumlarda yargının bağımsızlığını baltaladı. Cumhurbaşkanı iç ve dış meselelerde etkin kalarak ülke içinde anayasal haklarını aştığı eleştirisine neden oldu.

Yargı

Türk yargı sistemi 2007-2013 arasında bağımsızlık, duruşmaların kalitesi, gözaltı süreleri, insan hakları gibi konularda önemli ilerlemeler sağladı. Ancak 2014 başından bu yana bu alanda hiçbir ilerleme görülmedi. Yargı bağımsızlığı ve güçler ayrılığına saygı yargıçlar ve savcılar eliyle zarar gördü. Yargıçlar ve savcılar büyük bir siyasi baskı altında kaldı. Türkiye gelecek yıl yargının bağımsız ve tarafsız bir biçimde görevini yapabilmesi için gereken siyasi ve yasal ortamı sağlamalı.

Yolsuzluk

Türkiye yolsuzlukla mücadelede son yılda hiçbir ilerleme sağlamadı. Yolsuzluk algısı ülkede yaygın. Önemli yolsuzluk davalarında soruşturma ve kovuşturmada hükümetin etkisine olanak sağlayan yasal ve kurumsal çerçeve büyük endişe kaynağı. Türkiye bağımsız bir yolsuzlukla mücadele kurumuna sahip değil. Gelecek yıl büyük yolsuzluk davalarında polis ve savcılığın bağımsızlığı güçlendirilmeli. Yolsuzluk suçlarına caydırıcı yaptırımlar getirmeli ve etkin bir biçimde uygulamalı.

İfade özgürlüğü

Birkaç yıllık ilerlemeden sonra son iki yılda ciddi bir gerileme görüldü. Son yıllarda hassas ve tartışmalı konuları ele almak mümkündü ancak gazeteci, yazar ve sosyal medya kullanıcılarına karşı açılan davalar ciddi bir endişe konusu. İnternet yasasında yapılan değişikilikler Avrupa standartlarının çok gerisinde ve hükümetin mahkeme kararı olmaksızın internet içeriğini engelleme yetkisini artırıyor. Türkiye gelecek yıl gazetecilere özellikle de fiziksel saldırı ve tehditler başta olmak üzere her türlü göz dağına karşı çıkmalı.

Kürt meselesi

Kürt sorunu çözmeye yönelik ilk olumlu adımların ardından barış süreci PKK'nın şiddete başvurması ve hükümetin buna güçlü bir şekilde yanıt vermesinin ardından Temmuz ayında bütünüyle durdu. Türk ordusu Irak ve Türkiye'de, AB'nin terör örgütleri listesinde yer alan PKK'ya karşı hava saldırıları düzenledi. Temmuz-Eylül arasında 20'si çocuk onlarca sivil ve 120 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Güvenlik güçleri tarafından işlendiği ileri sürülen ciddi insan hakları ihlallerine yönelik bilgiler var. Cizre'de 9 günlük sokağa çıkma yasağında 20'den fazla sivilin öldüğü yönünde haberler görüldü. Kürt barış sürecinin yeniden başlaması zorunlu. Bu çok fazla insanın hayatını alan bu çatışmanın çözülmesi için en iyi fırsat olmayı sürdürüyor. Yeni hükümet demokratikleşme ve uzlaşma konularında ilerlemeye öncelik vermeli.

Suriyeli göçmenler

Türkiye Suriyeli göçmenlere sığınma konusunda ciddi çabalar sarf etti. Türkiye 2 milyonu Suriyeli olmak üzere 2.2 milyonla dünyadaki en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapıyor. Bunun ülkeye maliyeti 6.7 milyar euro. Suriyeliler geçici koruma altındalar ancak Türkiye göçmenlerin istihdam piyasasına girebilmesi için düzenlemeler getirmeli. Yabancıların Türkiye'de oturma izni ve sağlık hizmeti almaları zor.

Ekonomi

Türk ekonomisi işleyen bir piyasa ekonomisi olarak kabul edilebilir. 2014'te ekonomik büyüme ortalama oldu. Makrekonomik dengesizlikleri gidermek için hiç bir ilerleme sağlanmadı. Dış ticari açık nedeniyle Türk ekonomisi mali belirsizliklere ve küresel risk değişimlerine karşı kırılganlığını sürdürdü.

İlgili haberler