27 Kasım İngiltere basın özeti

Telif hakkı BBC World Service

İngiliz Times gazetesinde bugün Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yazdığı bir makale var. Yazının başlığı, "Rusya ortak düşmana odaklanmalı".

Başbakan Davutoğlu, Times'taki yazısına şu satırlarla başlıyor:

"Kimliği belirlenemeyen jetin Türk hava sahasında düşürülmesi, belirli bir ülkeye karşı yapılmış bir eylem değildi."

Davutoğlu Türkiye'nin, mevcut angajman kuralları temelinde, egemen olduğu toprakların bütünlüğünü korumak üzere harekete geçtiğini belirtiyor. Gerilimi düşürmek için Rusya ve müttefikleriyle birlikte çalışacaklarını da ekliyor.

'DAEŞ ve Suriye rejimini ilişkileri ayakta tutuyor'

Yazı şu satırlarla sürüyor:

"Dikkatimizi, bizi birleştiren davadan ayırmamalıyız. Uluslararası toplum içine kapanmamalı. Aksi takdirde galip çıkanlar sadece DAEŞ (IŞİD) ve Suriye rejimi olur. Zaten ikisini de ilişkileri hayatta tutuyor."

Başbakan Davutoğlu, Paris saldırıları sonrası odaklanılması gerekenleri de üç başlık altında özetlemiş:

  • DAEŞ'in teşkil ettiği uluslararası tehditle mücadele edilmesi.
  • Suriye'nin geleceğinin teminat altına alınması.
  • Mevcut mülteci krizine çözüm aranması.

"Bunları yapamamak, DAEŞ'in nefret dolu ideolojisini yaymasını sağlar. Terör belası gibi, ona verilen küresel yanıt da dar görüşlü çıkarları aşmalıdır" diyor Davutoğlu.

'DAEŞ ölüme tapıyor'

Başbakan DAEŞ'in, "ölüme taptığını, hayatı reddettiğini ve din ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını" vurguluyor, Ortadoğu'daki krizlere duyarsız kalmanın artık bir seçenek olmadığını kaydediyor.

Times gazetesindeki yazı şu satırlarla noktalanıyor:

"Uluslararası toplum, DAEŞ'in Suriye'de yayılmasıyla mücadeleye odaklanma konusunda başarısız oldu. Bunun yerine, DAEŞ'a ait olmayan mevziler ve Esed rejimi ile mücadele eden gruplar bombalandı. Burada tıpkı Başkan Obama'nın ve David Cameron'ın yaptığı gibi Rusya'ya sesleneceğim: Birbirimizi suçlama oyunu oynamanın cazibesine kapılmaya direnmemiz ve birlikte hareket etmeyi güvence altına almaya odaklanmamız gerek.

"Paris, Ankara ve Beyrut'taki terör saldırıları ile Sina'da bir Rus uçağının düşürülmesinin mimarlarının amacı, mültecilere merhametli bir şekilde davranılmasının önüne geçmek ve Batı'da farklı inançlara sahip kişiler arasındaki uyumu bozmaktır. Göçmen, Müslüman ve Yahudi karşıtı seslerin siyasi söylemi ele geçirmesine izin vermek, Avrupa'nın bütün inançlara ve kültürlere toleransı teşvik etme yeteneğini zayıflatır. Türkiye, Avrupa için insani bir vizyonu savunanlara katılmaktadır. Gerçekte bizim Avrupa Birliği üyeliğine başvurumuz, bu konudaki taahhüdümüzün önemini gösteriyor ve mülteci krizine getirdiğimiz çözümlerde de bu görülebilir.

"Bugün DAEŞ'e karşı sağlam durma günüdür. ABD, AB, Rusya, Türkiye ve diğerlerinin farklı güçlerini kullanarak birlikte hareket etmeleri, dalgayı tersine çevirebilir ve çevirecektir."

FT: Putin ve Erdoğan birbirlerini sınıyor

Financial Times gazetesi ise Türkiye'nin bir Rus savaş uçağını düşürmesinin ardından, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın birbirlerinin kararlılıklarını sınadığını yazmış.

Gazete Putin'i "boyun eğmeyen", Erdoğan'ı ise "mücadeleci" sıfatlarıyla tanımlamış. Financial Times, esasında çok benzeyen iki liderin, "birbirlerine tahammül edemedikleri" yorumunda bulunuyor.

Financial Times'taki haber gazetenin İstanbul muhabiri Mehul Srivastava, Brüksel muhabiri Alex Barker ve Moskova muhabiri Kathrin Hille'nin imzalarını taşıyor.

'İkisi de özür bekliyor, birbirlerini suçluyor'

Haberde uçak krizi sonrası Putin'in de Erdoğan'ın da, birbirlerinden özür bekledikleri ve birbirlerini suçladıkları belirtiliyor. Gelişmelerin, NATO'nun en büyük ikinci askeri gücü ile Avrupa'nın en büyük askeri gücünü karşı karşıya getirdiğine dikkat çekiliyor.

Putin ve Erdoğan'a atıfla, "Şimdi ikisi de diğerinin geri adım atmasını bekliyor" denmiş haberde. İki liderin de gerginliği azaltmak için önümüzdeki hafta BM İklim Zirvesi için gidecekleri Paris'te görüşebilecekleri de eklenmiş.

Financial Times'taki haberden bazı satırlar şöyle:

"Sayın Erdoğan Aralık ayında sayın Putin'e kırmızı halı sermiş, onu Ankara'daki 600 milyon dolarlık yeni sarayında ağırlamıştı. İki lider de, dışlanmış bir diğer siyasi kişilik olan eski İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi'ye değer veriyor, onu ortak bir arkadaş olarak görüyorlardı.

"Ancak Türkiye ve Rusya güçlü ticari ortaklar olsalar da, özel görüşmelerinde sayın Putin ve sayın Erdoğan birbirlerine pek de içten davranmıyorlar. İki lider arasındaki görüşmelere katılan emekli bir Türk diplomata göre Putin, Erdoğan'ın uzun konuşmalarından bıkmış görünüyordu. Erdoğan da Rusya'dan yapılan Ermeni Soykırımı'na yönelik açıklamaları hakaret olarak görüyordu."

Financial Times'a göre iki lideri karşı karşıya getiren son gelişme, Putin'in Türkiye'nin Suriye politikasını eleştirmesi oldu. Gazete Türkiye'nin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın devrilmesinde ısrarcı olduğunu, Putin'in ise son dönemde Esad'ı güçlendirme kararı aldığını vurguluyor.

'İki lider de ülkelerinde popüler'

Financial Times'ın dikkat çektiği bir diğer nokta da, Putin'in de, Erdoğan'ın da ülkelerinde popüler olmalı.

Gazete Putin'in Rusya'daki popülaritesinin geçen ay en üst düzeye çıktığını, Türkiye'de de AKP'nin 1 Kasım'daki seçimden zaferle çıktığını hatırlatıyor.

Haber, muhalif Rus lider Alexei Navalny'nin blog yazısından şu satırlarla noktalanmış:

"Nihayetinde Putin de Erdoğan da tatmin olmuş durumda. Biri Türk silahlarının zaferinden, Osmanlı İmparatorluğu'nun canlanmasından söz ediyor; diğeri ise derhal asimetrik yanıt verildiğinden, Rus İmparatorluğu'nun yeniden canlanması nedeniyle Batı'nın kölesi olmuş bir Türkiye'den. O Rus pilota ise çok yazık oldu. Acaba ne için öldü?"

İlgili haberler