Rusya'nın IŞİD petrolü iddiaları gerçekçi mi?

Telif hakkı AP

Rusya Savunma Bakanlığı, Çarşamba günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve bazı aile bireylerini 'Suriye petrolü konusunda IŞİD'le işbirliği yapmakla' suçladı.

Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Anatoly Antonov, "Elimizdeki bilgilere göre, ülkenin en üst düzey siyasi liderliği, Erdoğan ve ailesi bu suç faaliyetine karışmış durumda'' dedi. Rusların dağıttığı uydu haritasında petrol tankeri olduğu söylenen araçlar IŞİD'in kontrolündeki bölgeden Türkiye'ye seyir halinde görünüyor.

Kremlin'e göre, kamyonlar Türkiye'de aralarında rafinerilerin de bulunduğu üç yere, ardından da üçüncü bir ülkeye gitti.

Peki Rusya’nın bu iddiaları gerçekçi mi? Analistler BBC Türkçe için yorumladı.

Telif hakkı chathamhouse.org

David Butter, (Chatham House, Enerji uzmanı)

Rusya’nın temel iki iddiası var. İlk iddiaya göre Rakka’dan gelen petrol Suriye- Türkiye sınırındaki Azez üzerinden İskenderun limanına götürülüyor. Bu iddiaya göre limanda sadece Suriye’den gelen petrolün denizdeki tankerlere yüklenmesine ayrılmış bir bölüm var. Ayrıca Suriye’den gelen petrol ve petrol ürünlerinin bir kısmının Türkiye içinde satıldığı söyleniyor.

Bu iddialardaki sorunlardan biri petrolün hacmiyle ilgili. IŞİD’in kontrol ettiği bölgelerdeki ham petrol üretiminin günlük 40 bin varilden fazla olması pek mümkün değil. Hatta muhtemelen üretim bu miktarın bir hayli altında. Bu üretimin önemli bir kısmı da Suriye pazarı için rafine ediliyor.

Sevkiyatın matematiği gerçekçi mi?

Karadaki sevkiyat için tankerlerin her biri 75 varil petrol taşıyabilir. Eğer günlük 10 bin varil petrol bu rota üzerinden gönderiliyorsa, bunun taşınması için her gün 125 tanker gerekir. Bunun dışında bir de Rusların her gün deniz yoluyla bir petrol tanker ile yapıldığını söylediği ihracat meselesi var. Bu petrol tankerlerinin en küçüğü 70 bin varil taşıyor. Bu da, eğer iddialar doğruysa Suriye petrolünün ham petrol ile karıştırıldığı anlamına geliyor. Ham petrolün çoğunluğu ise bu bölgeye Irak’taki boru hattı üzerinden geliyor.

Bir de fiyat sorusu var. Financial Times’a göre IŞİD petrolünün kuyu başı satış fiyatı varil başına 20 ile 45 dolar arasında değişiyor. Bu da petrolün, dünya piyasasına oranla en fazla yüzde 50’lik bir indirimle satıldığı anlamına geliyor. Tüccarlar ise Suriye’de, arzda sıkıntı olabileceği kaygısıyla pek çok ürünü büyük fiyat artışlarıyla satıyor.

Bununla birlikte, Türkiye aracılığıyla uluslararası piyasalara satılan petrol sadece uluslararası fiyatlarla satılabilir. Yani kimse petrole daha fazla para vermez. Ancak tüccarların petrolü dışarıya satmak ve Türkiye’deki limana götürmek için oldukça fazla masraf yapmak zorunda oldukları açık.

'Bazı iddialar makul, bazıları tartışmalı'

Bununla birlikte eğer kaçakçılık yoluyla gelen petrol ürünleri Türkiye içinde karaborsada satılıyorsa Türkiye içindeki fiyatları düşürebilir, ama bu kez de gelen ürünlerin kalitesi sorunu söz konusu.

Rusya’nın iddialarına göre bir de Deyr-ez Zor’dan gelen petrolün Kamışlı üzerinden Türkiye’deki Batman rafinerisine götürülüyor. Bu özellikle ilginç, çünkü bu rota üzerinde IŞİD’in Kürt YPG güçleriyle ve aynı zamanda YPG’nin Türk yetkililerle ve bir noktada da Esad rejimi ile belirli bir düzeyde işbirliği yapılması gerekiyor. Böyle bir gizli anlaşma yapılmış olabilir ancak bütün bu taraflar birbiriyle oldukça düşmanca bir ilişki içinde.

Benim vardığım sonuç şu, Rusya’nın iddiaları bazı noktalarda makul, bazı noktalarda ise tartışmalı.

Bununla birlikte, bütün bu ticaret hacmi Türkiye’nin toplam petrol işlemleri düşünüldüğünde hayli küçük. Ayrıca bu ticaretin, Erdoğan için bir şekilde ulusal stratejik bir çıkara eşit olduğu iddiası pek güvenilir değil.

Cüneyt Kazokoğlu, (enerji uzmanı)

Rusya’nın, Türkiye’nin İŞİD’den ham petrol alıp işlediği iddiaları mesnetsiz. Petrol ürünlerinin aksine, ham petrolü işleyecek rafineri gerekiyor. Rusya’nın iddialarına göre Türkiye’de bu Batman rafinerisi. Ancak Batman rafinerisi günlük 22 bin varil kapasite ile Tüpraş’ın en küçük (toplam kapasitesinin 25’te biri) ve teknik olarak basit rafinerisi.

Ürettiği ürünler, başlıca dizel ve bitümen olmak üzere sınırlı. Bir özel şirket olan ve düzenli denetime tabi tutulan Tüpraş’ın Batman’da İŞİD ham petrolü işleyerek elde edeceği hiçbir şey yok.

Basit işlenmiş petrol ürünü kaçakçılığı bölgede on yıllardır devam eden, hala da süren bir olgu. Ancak İŞİD’in kendi kontrolündeki bölge dışına ham petrol kaçırdığına inanmak, en hafifinden beraberinde getirdiği teknik güçlükler nedeniyle çok zor.

Fehim Taştekin, (Gazeteci, yazar)

Savaşta normal mantığın çözemeyeceği düşmanlar arası alışverişler oluyor. Suriye’de de bu çapraz ilişkiler var ve bunlar kafa karıştırıyor. O yüzden rejim ya da muhaliflerin IŞİD ile petrol ilişkisine girmiş olması beni şaşırtmıyor.

Petrolün Türkiye’ye sokulduğuna dair çok sayıda hikâye biliyoruz. Ancak Rusya bol kepçe bir iddia manzumesiyle uluslararası toplumun önüne çıktı. Bu iddiaların ne kadarı temellendirilebilir, ne kadarı Türkiye’ye bir bedel ödettirme saikiyle şişirilmiştir bilemiyoruz.

Üç güzergâhtan bahsediliyor. Deyr-ez Zor ve Rakka’dan gelen tankerlerin Azez üzerinden Türkiye’ye sokulduğuna dair senaryoyu ciddiye alıyorum. Suriye’nin doğusundan Khanik (Fişhabur) üzerinden Zaho’ya, oradan Silopi’ye sevkiyat yapıldığı iddiasını da yadsıyamam.

“Musluğun başında kim olduğuyla kimse ilgilenmiyor”

Geçmişte orada Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne yakın bazı isimlerin işin içinde olduğuna dair benim de duyumlarım oldu. Orada bir şeylerin döndüğünü düşünüyorum. Bunların IŞİD değil Kürt petrolü olarak sınırlardan geçiriliyor olmasına şaşırmam. Sonuçta IŞİD dolum yerinde tankerciye satıyor, tankerin muhatabı güzergâha göre değişiyor. Araç kimin kontrol bölgesinden geçiyorsa herkes payını alıyor. Kimse geri dönüp dolum tesisinin başındaki aktörün IŞİD olduğuyla ilgilenmiyor.

Telif hakkı AFP

'Kapıya giden güzergâh YPG kontrolünde'

Rusya’nın senaryosunda benim anlamakta zorlandığım Kamışlı-Nusaybin üzerinden sevkiyat yapıldığı iddiası. Oradaki kapı rejimin kontrolünde ve kapalı. Ayrıca oraya bir tankerin gitmesi için yerleşim alanlarından geçmesi lazım. Bunu insanların gözünden kaçıramazsınız.

Kapıya giden güzergâhlar da YPG’nin kontrolünde. Kamışlı’da yaşayanlar herhangi bir tanker sevkiyatına tanık olmadığını söylüyor. Ben de o bölgeden çok geçtim ve görmedim. Rojava’nın doğusunda tali yollar kullanılarak tankerlerin Dicle üzerinden geçirilmesi de ihtimal dahilinde. Semelka’da Dicle üzerinde yük kamyonlarının kullandığı dubalı bir köprü yapıldı. Orada ben de canlı hayvan ya da saman gibi tarımsal ürünler taşıyan araçlar gördüm.

Petrol tankeri gördüğünü söyleyen arkadaşlarım da var. İşin bir başka boyutu da şu: Türkiye’ye tanker ya da boru hatlarıyla kaçak olarak sokulan mazotun güney illerimizde kullanıldığını gayet iyi biliyoruz. Bunu 2011’den önce de sınırda var olan kaçakçılık mekanizmaları üzerinden izah etmek mümkün. Burada satıcı değişti ve ölçek büyüdü.

Rusya ise iddiayı, işin içine Türkiye, Suriye yönetimi, Rojava, Güney Kürdistan ile Nusra, Ahrar, ÖSO gibi örgütleri sokarak çok ileri bir boyuta taşıyor. Uydu görüntülerinin ötesine geçilmeli ve meseleyi somutlaştıracak bilgiler ortaya konulmalı.