Ankara saldırısı: 'Annesi zorluklarla yetiştirdi, melek olup gitti'

Cihazınızda ses/video gösterim programı bulunamadı

Ankara’nın Karşıyaka’sı.

Mezarlığa giden yolun yamaçlarında küçük pencereli gecekondular var.

Onların tepelerinde yüksek, yeni yapılmış binalar... Yolun kenarı ise mezar taşları yapan dükkanlarla dolu. İrili ufaklı mezar taşları.

Bugün onların beşi genç bedenler için hazırlanmış.

Ankara Karşıya Mezarlığı’ndayım.

18 yaşındaki Dorukhan Yusuf Özdemir’in, 15 yaşındaki Atakan Eray Özyol’un 20 yaşındaki Elvin Buğra Aslan’ın, 16 yaşındaki Destina Peri Parlak’ın, hukuk fakültesi birincisi sınıf öğrencisi Zeynep Gülsoy Başak’ın cenaze törenleri düzenlenecek.

CHP Keçiören İlçe Başkanı Mehmet Yurtsever’in cenazesi de onların arasında.

Telif hakkı Rengin Arslan
Image caption Zeynep Gülsoy Başak ve Destina Peri Parlak'ın yakınları tabutun başında

“Kurtaramadım seni Destina”

Öğle ezanından sonra kaldırılacak cenazeler için sabahın erken saatlerinden beri geliyor arkadaşları, akrabaları, genç ömürlerinde dokundukları insanlar.

Bu erken saatlerde başlayan bir feryat tören boyunca neredeyse hiç susmayacak: “Kurtaramadım seni Destina, kurtaramadım seni, kurtaramadım Destina.”

Bu feryadın sahibi 16 yaşındaki Destina’nın bir arkadaşına ait.

Onun seslenişine, Destina’nın annesinin, kızının tabutu başındaki çığlığı ekleniyor: “Katilsiniz, katilsiniz, katil, katil. Benim kızıma nasıl kıydınız. 16 yaşında o daha, bebek, bebek, bebek.”

Söylenecek pek az şey var, eldeki kalan sözcükler tekrarlanıyor.

Telif hakkı Rengin Arslan
Image caption Destina, annesinin karnındayken babasını kaybetmiş, annesinin bir arkadaşı 'Melek oldu, gitti' diyor genç kız için.

“Melek olup gitti”

Destina’nın, caminin avlusunda konuştuğum çocukluk arkadaşı Sevgi Oğuzcan anlatıyor onu: “Ben doğduğumdan beri yanımdaydı. Hiç kötü bir huyu yoktu. Hepimizin vardır ama onun yoktu. Kimse hakkında en ufak kötü bir şey dediğini, bir yanlış şey yaptığını görmedim. Hep ölenlerin arkasından öyle derler ama Destina gerçekten öyleydi. Naif, nazik, tatlıydı, komikti.”

En son bir parkta oturmuşlar birlikte. Destina, ona demiş ki, “Ne garip değil mi, küçükken beraberdik, büyüdük yine beraberiz.”

Sonra Destina’nın annesinin arkadaşı ile konuşuyoruz. Destina’nın annesinin ona henüz iki buçuk aylık hamileyken eşini, yani Destina’nın babasının öldüğünü anlatıyor.

“Melek gibi bir kızdı. Melek oldu gitti. Annesi onu çok güzel yetiştirdi, çok zorluklarla yetiştirdi” diyor.

“Gözlerimin içindeki nefreti unutmayın”

Caminin geniş avlusuna adım atan her yeni kişiyle acı biraz daha büyüyor. Şu koskoca avluya ne adımlar sığıyor ne acılar bir süre sonra.

20 yaşındaki Elvin Buğra Arslan’ın tabutu başında hükümete tepki var. Başbakanlık’tan gönderilen çelenk ters çevriliyor, sonra bir süre sonra birisi düzeltiyor. “Hükümet istifa” sloganları atılıyor tabutunun başında.

Başka bir an, Elvin Buğra Aslan’ın bir yakını bağırıyor, sesleniyor etrafına. “Eğer aramızda yandaş olan gazetelerden olan varsa yazsın. Manşete koysun. Yiyorsa koysun.”

Sözleri kalabalığın arasında kaybolup gidiyor.

Annesinin sesi kısılmış ama diyeceğini olabilecek en güçlü şekilde bağırıyor yüzümüze: “Bakın, gözlerindeki ışığa bakın. Benim oğlumun gözünün ışığına bakın. Karanlıklarda kalacaklar. O kıvılcımı ben yakacağım” diyor.

Sonra bir ara dönüp şöyle diyor büyük bir meydan okumayla: “Beni unutmayın, beni unutmayın, gözlerimin içindeki nefreti unutmayın.”

Aynı anneydi, patlamanın olduğu akşam hastanenin önünde haykıran: “Bu kadar teröristi dolduran kim? O koltuklar onlara haram. Eğer oğluma bir şey olduysa, yıkarım bu memleketi."

Telif hakkı Rengin Arslan

“Kendi çocuğum ölmüş gibi...”

Bugün memleketi değilse de, onu gören pek çoklarını yıktı.

15 yaşındaki Atakan Eray Özyol’un yaşıtı arkadaşları geliyor avluya sonra. Ellerinde karanfiller, yakalarında arkadaşlarının fotoğrafı.

Zeynep Gülsoy Başak’ın fotoğrafını yakasında taşıyan biri ile konuşuyoruz... “Tanırdım ama hepsi için geldim, bi onun için değil” diyor.

Tabutunun başında elleri kırış kırış yaşlı bir adam, gencecik Zeynep’in kepli fotoğrafını tutuyor.

Dorukhan Yusuf Özdemir’in tabutunun üzerinde basketbol takım kaptanlığı yaptığı Altınel Spor Kulübü’nün bayrağı var. Dün kulüp başkanı Zeki Kalkan, “Çok küçük yaştan beri buraya gelirdi. İnanılmaz çalışkandı. Hem üniversite sınavlarına hazırlanıyordu hem de maçlara geliyordu. Onun gibi böyle yapan pek yoktur. Çok üzgünüm. Kendi çocuğum ölmüş gibi üzgünüm" demişti telefonda konuştuğumuzda.

CHP Keçiören İlçe Başkanı Mehmet Yurtsever’in yakınları ile konuşuyorum.

“Herkesin üzerinde emeği vardır” diye anlatıyorlar. Babacan, şakacı diyor biri. “Gidişi şaka gibi geliyor o yüzden hala” diye ekliyor.

Yurtsever’in yeğeni Jandarma Uzman çavuş Eren Kılıç iki ay önce Bitlis’te hayatını kaybetmiş. Yakınlarından biri ikisinin fotoğrafını çıkarıyor cüzdanından. Yanlarına bir kişinin daha eklenmemesini umut ediyor.

Bizim kültürümüzde ölümü metanetle karşılamak ölüme dahildir. Bugün Karşıyaka Camii mezarlığında metanet yoktu. Gencecik çocukların, yıkılan umutların, sonu hiç gelmeyecek gibi hissedilen bir öfkenin yarattığı koca bir çığ vardı. Annelerin, kadınların yankılanan sesleri vardı.

Patlamadan kilometrelerce uzaklıkta, büyük bir mezarlığın ortasındaki cami avlusundan yankılanan bir ses... Bütün dünyayı dolduracak kadar büyükmüş gibi hissedilen bir ses: “Unutmayın.”

İlgili haberler