Diyarbakır: Kentten köye tersine göç

Telif hakkı .
Image caption Bulut ailesi de şehirden köye göç eden ailelerden.

"Kentler daha riskli ve güvensiz. Çocuklarımı alıp köyümüze döndük. Şimdilik köyde daha güvendeyiz." Sözlerin sahibi Şaban Bulut.

Sur'un ardından Diyarbakır'ın en büyük merkez ilçesi Bağlar'da da yaşanan çatışma ve sokağa çıkma yasaklarının ardından evini terk edenlerden biri de Bulut ailesiydi.

Şaban Bulut'un yaşam öyküsü 1975 Lice depreminden, 1990'lı yıllarda yaşanan köy boşaltmalarına, oradan da "şehir çatışmalarına" uzanıyor.

Devlet, "PKK'nın lojistik desteğini kurutmak" amacıyla Güneydoğu'da "köyleri boşaltma" stratejisini hayata geçirmişti.

TBMM Meclis Araştırma Komisyonu'nun 14 Ocak 1998 tarihli raporuna göre, boşaltmaların başladığı 1984 yılından, son bulduğu 1999 yılına kadar, 905 köy ile 2 bin 523 mezra boşaltıldı, 378 bin 335 kişi yerinden edildi.

1990'larda boşaltılan köyler genellikle korucu olmayı kabul etmeyenlerdi. Koruculuğu kabul etmeyip evlerinde kalabilenler için de, yaşam zordu ve can güvenlikleri yoktu.

O yıllarda, köy güvenlikli olmadığı için köyden şehirlere göç yaşanıyordu.

Diyarbakır Sur, ardından Bağlar'da yaşanan çatışmalarsa, bu kez kentte yaşamayı zorlaştırdı. Bu durum da tersine bir göçü, şehirden köye gidişleri beraberinde getirdi.

Diyarbakır'ın Lice İlçesi'ne bağlı Yalaza Köyü'nden olan Bulut ailesi de bu tersine göçü yaşadı.

Deprem ve yaşanan göçler

Aile, 6 Eylül 1975 yaşanan ve üç saniye süren 2 bin 385 kişinin yaşamına neden olan büyük Lice depremi yaşadı.

Depremde hasar gören 8 bin 149 yapıdan biri de Bulut ailesinin köydeki eviydi. Ailenin altı çocuğu vardı, Şaban Bulut henüz altı yaşındaydı, babaları ise işçi olarak Almanya'daydı.

Diyarbakır Bağlar'a yerleştiler. Babası Almanya'dan döndü, kazandığı parayla bir ev satın aldı.

Bulut ailesi, baharla birlikte köylerinde çiftçilik yapıyordu. Şaban Bulut büyüdü, evlendi. Güneydoğu'da giderek şiddetlenen çatışmalar Lice ve Yalaza Köyü'nü de etkisi altına almaya başlıyordu.

Telif hakkı .
Image caption Dokuz çocuk babası Şaban Bulut, köyde çiftçilikle uğraşmaya başladı.

Yıl 1993'ü gösterirken, Diyarbakır'ın birçok köyü gibi Bulut ailesinin köyü de boşaltıldı. Aile artık yazları da köyüne gidemez oldu.

2001 ile birlikte azalan çatışmalar, köylere dönüşün önünü açtı.

Dokuz çocuk babası Şaban Bulut'un iki kardeşi köye döndü ev yaptı, yaşamaya başladı.

10 yıl boyunca terzicilik yapan Şaban Bulut da mesleğini bıraktı, kışları Diyarbakır'da yazlarıysa köyünde çiftçilik yapmaya başladı.

14 kişi çadırda yaşıyor

Bağlar'da yaşanan çatışma ve ardından gelen sokağa çıkma yasakları aileyi yeniden köye zorladı. Şaban Bulut, dokuz çocuğu, gelini ve iki torunuyla yanına alabildikleri eşyalarıyla köyüne döndü.

Köy, Diyarbakır merkeze yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta. 70 haneli köyde kalıcı kalanlar olduğu gibi sadece yazları gidenler de var.

13 kişilik Bulut ailesi, köyün dışındaki tarlalarında kurdukları çatırda yaşıyorlar.

Şaban Bulut, "Bağlar Muradiye Mahallesi Cemiloğlu Caddesi'nde yaşıyorduk. Çatışma yasak başlayınca çocukları alıp köye gitmeye karar verdim" diyor.

'Hiçbir yer güvenlikli değil'

Kendisine neden köyüne döndüğünü sorduğumda "Şimdi Amed'de (Diyarbakır) güvenlikli bir yer var mı? Bence hiçbir yer güvenli değil. Şuan köy daha güvenli, çadırda yaşamak daha iyi" yanıtını veriyor.

Şaban Bulut ile sohbetimiz esnasında 1990'lı yılları da konuşuyoruz. O yıllarda köyde yaşamanın çok tehlikeli olduğunu anlatıyor.

Telif hakkı AFP
Image caption Diyarbakır'ın Sur ilçesinde sokağa çıkma yasaklarıyla beraber binlerce kişi evlerini terk etti.

İddiasına göre, 1990'larda köyleri göç ettirme politikası şimdi şehirlerde yaşatılıyor. O, "İnsanlar bir daha yerleşmesin diye evleri yakıp yıkıyorlar" düşüncesinde.

Aile olarak ne yapacaklarını sorduğumda "Gidecek başka bir yerimiz yok ki. Çadırda yaşamaya devam edeceğiz. Şehrin sokakları ateş çemberi. Ne olacağını kimse kestiremiyor. Köyde şu an risk az. Operasyon yok. Çatışma yok. Şehir riskli" diyor.

'İki taraf da pratiğe geçmedi'

Şaban Bulut, çatışmaların baharla birlikte köylerde yaşanmasından kaygılı.

"İşte o zaman artık gideceğimiz gerçekten kalmaz" yorumunda bulunuyor.

Sohbet çözüm sürecine geliyor. Liceli Şaban Bulut, sürecin konuşmalarla sınırlı kaldığı düşüncesinde. "Pratiğe geçmedi" diyor, ardından "Her iki taraf da pratiğe geçirmedi" sözleriyle hem devleti hem de Kandil'i işaret ediyor.

Diyarbakır'da hatta tüm Güneydoğu'da kiminle konuşsanız duyacağınız sözü ekliyor: "Taraflar yeniden barış sürecine dönsün, çatışmalar bitsin."

Bulut, "her iki taraf" diye tarif ettiği PKK ve devlete çağrısı "Birbirine silah uzatacaklarına, ellerini uzatsınlar" oluyor.

Çözüm sürecinde yaşanan huzur ortamının farkında.

Şaban Bulut, "Köye gittiğimizde çok rahattık. Şehirde rahattık. Geceleri geç saatlerde bile yolculuk yapabiliyorduk. Şimdi yapmıyoruz. Zorunda kalsak bile tedirginiz. O yıllarda bunu yaşamıyorduk" ifadelerini kullanıyor.

İlgili haberler