Boko Haram'ın kaçırdığı Çibok kızlarının öyküsü

Cihazınızda ses/video gösterim programı bulunamadı

Ortaokul öğrencisi Jumai, Çibok'taki kız okulundan kaçırıldığı gece babasını aradı.

Silahlı adamlar, sınıf arkadaşlarıyla birlikte onu bir kamyonetin arkasına bindirmişlerdi.

Babası Daniel, kamyonetten atlamasını söyledi, ama tam o anda hat kesildi.

Daniel daha sonra tekrar aradığında telefona çıkan adam "aramayı bırak, kızın götürüldü" dedi.

O anda kızının kaderinin 'artık tanrının elinde olduğunu" anladığını söylüyor.

Kayıp kızlardan bazılarının aileleri fotoğraflarını ve isimlerini kullanmamızdan çekinmedi, ancak kimliklerini korumak için Jumai ile babasının adlarını değiştirdik.

Kızlar kaçırılana kadar Nijerya'da Çibok civarındaki bölge göreceli olarak huzur içindeydi.

İslamcı Boko Haram grubu daha kuzey ve doğudaki kasabalara saldırmış, ancak Çibok'a dokunmamıştı.

Jumai, final sınavlarının ilkine girmek için 14 Nisan 2014'te okula gitti, ama o gece, Nijerya'daki iç çatışmalar sırasında yaşanan en örgütlü saldırılardan birinde 275 okul arkadaşıyla birlikte Boko Haram tarafından kaçırıldı.

Kaçmayı başaran bazı kızların aksine Jumai kamyonetten atlamayı başaramadı.

Babası, bir kaç ay önce bir kez daha telefon etmeyi denediğinde "Bu telefon karıma ait, ne istiyorsun" diyen bir adamla karşılaştı.

Daha sonraki aramalarında telefona kendini milis lideri Emir Abdullah olarak tanıtan biri çıktı. Daniel bir daha kızının telefonunu aramadı.

Boş kasaba

Jumai, Çibok'un 11 km güneyindeki Mbalala kasabasından. Kaçırılma olayından en kötü etkilenen yerlerden biri burası. Mbalala'dan 25 kız birden kaçırıldı.

Bir zamanlar cıvıl cıvıl olan bir pazar yeri olan Mbalala'da meydandaki tezgahlar artık boş.

Bugünlerde ordu kasabadaki herşeyi kısıtlıyor.

İnsanlar fazla yiyecek alamıyor, jeneratörler geceleri çalışmıyor, herkes evine karanlıkta dönüyor.

Telif hakkı AFP
Image caption Pazar yerinde artık fazla birşey bulunmuyor.

Okul ve iş olmayınca başka seçeneği olan gençler kasabadan ayrılıyor. Erkekler başka yerlerde iş buluyor, kızlar hemen evlendiriliyor.

Meryem Ebubekir, okula gitmediği zamanlarda annesine tezgahta atıştırmalık yiyecekler ve kek satmakta yardım ediyordu.

Kaçırıldığı gün de okula gitmeden hemen önce annesine yardım etmişti.

Annesi "50 dolar kazandı. Çok iyi bir iş kadınıydı, çiftlikte tembellik ederdi ama, müşterilerle arası çok iyiydi" diyor.

Meryem'in en iyi arkadaşı üvey kızkardeşi Hansatu'ydu.

Herşeyi beraber yapıyor, aynı arkadaşlarla görüşüyor, hatta birbirlerine uyumlu kıyafetler giyiyorlardı.

Hansatu modaya bayılıyordu ve moda tasarımcısı olmak istiyordu. Kaçırılmadan hemen önce kendisine bir dikiş makinası alması için annesine yalvarmıştı.

Kaçırıldıktan sonra kardeşleri sürekli onun ortalıkta bıraktığı kıyafetlere bakıp "ne zamöan dönecek" diye sordular.

Annesi en sonunda kıyafetleri bohçalayıp kaldırdı.

Bize Hansatu'nun sınavdan sonra bir arkadaşının düğününde giymeyi düşündüğü elbiseyi gösterdi, "kızlar dönene kadar saklayacağım" dedi.

Kızlarına ait eşyalar, bu anne-babaların ellerinde kalan tek şey.

Kızları kaçırıldığından bu yana hükümetten nerede olabileceklerine dair bir haber almamışlar.

Grace Paul'un ailesinin elinde de bir fotoğraftan başka birşey yok. Grace şimdi 19 yaşında.

Babası, kızının çok güzel şarkı söylediğini anlatıyor. Matematiği seviyor ve doktor olmak istiyordu.

Çibok ortaokulundaki kızlar, kasaba ve köylerindeki en idealist gençlerdi.

Nijerya'da ortaokulu bitiren gençlerin sayısı yarıdan az.

Ayşe Greman kaçırıldığında 17 yaşındaydı.

Babası, Ayşe'nin okula giderken evlenmeyi reddettiğini söylüyor.

Çok çalışkandı ve tıp okumak için üniversiteye gitmek istiyordu.

Jinkai Yama dört kız kardeşin en büyüğüydü. Orduya katılmayı çok istiyordu.

Üç küçük kız kardeşi sürekli onu soruyor.

Geçen ay, Kamerun'da Çibok'lu bir kız ele geçirildiği yolunda haberler alınınca, ailesi onun Jinkai olduğuna inanmış, ama kız başka bir kasabadan çıkmış.

Ne zaman hava kararsa ve dışarıda yağmur yağsa, Jinkai'nin babası gözlerini kapatıp kızının nerede olduğunu hayal etmeye çalışıyor.

Burada anne-babaların çoğu gibi umudunu neredeyse tamamen kaybetmiş.

Hükümetin kızlarını bulmak için birşey yapmadığına inanıyorlar.

Jinkai'nin annesi "hükümet isteseydi, Kamerun'a hemen birilerini gönderirdi, ama üç gün aldı bunu yapmaları" diyor.

Jumai'nin babası da hükümete güvenmiyor ve tek ipucunu oluşturabilecek olan kızının telefon numarasını yetkililere vermeyi reddediyor.

Ordu Mbalala'ya pek sık girmiyor, ama her Pazar günü halk meydanda toplanmasın diye pazarcıları kovalıyor.

İntihar saldırıları ardından bölge tecrit edilmiş. İnsanların toplanabileceği her yerden korkuluyor.

Biz gittiğimizde de dikkat etmemizi, herkesin intihar bombacısı olabileceğini söylediler.

Son iki yıl içinde Boko Haram'ın kullandığı intihar bombacılarının bir çoğu kızlardı.

Buradaki anne-babalar da bunun farkında. Kızının bir katil olabileceğini söyleseler de inanmıyor.

"Onu ben doğurdum" diyor. "Elinde silahla çıkıp gelse bile sevinirim. Bırakın öldürsün beni."

İlgili haberler