İsrail-Türkiye anlaşmasında enerji ne kadar rol oynadı?

Telif hakkı AP

Türkiye ile İsrail ilişkilerinin normalleşmesi için 3 yıldır süren müzakerelerde bugün anlaşma sağlandı.

Türkiye müzakerelerde öne sürdüğü üç talebini İsrail'in yerine getirdiğini söylerken, İsrail ise bu anlaşmanın kendi ekonomisine büyük ivme katacağını savunuyor.

İki ülke ilişkilerini yakından izleyen uzmanlar ise anlaşma sağlanmasının en önemli etkenlerinden birinin Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları olduğu görüşünde.

Diğer önemli faktör ise Orta Doğu'daki durum.

2009-2010 yılların arasında Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçiliği görevini yürüten emekli büyükelçi Kültür Üniversitesi Öğretim Görevlisi Oğuz Çelikkol iki ülke arasındaki anlaşmayı memnuniyetle karşılıyor.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Çelikkol iki ülke arasında Mavi Marmara olayıyla başlayan ciddi kriz döneminin bu anlaşmayla bittiğini vurguluyor.

"Mavi Marmara baskınıyla Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler dibe vurmuştu. Uzun bir müzakere döneminden sonra normalleşme süreci başlamış oldu" diyor Çelikkol.

Türkiye'nin anlaşmada İsrail'den istediği koşulları aldığını da aktaran Çelikkol, anlaşmanın İsrail'in özür dilemesi, Mavi Marmara olayından etkilenen kişilere tazminat ve Türkiye'nin Gazze'ye yardım yapabilmesi için ayrıcalıklı konum yarattığını söylüyor.

Çelikkol'a göre iki ülke arasında bu noktadan sonra siyasi diyalog, istihbarat paylaşımı ve askeri alanda ilerleme sağlanacak.

Ancak ilişkilerde en başta ekonomi konusunda yakınlaşma yaşanacak.

Enerji meselesi ilişkinin önemli sacayağı

Bunun başında da İsrail'in Doğu Akdeniz'de keşfettiği doğal gaz rezervleri nedeniyle enerji sektörü geliyor.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Enerji ve Güvenlik Araştırmaları Başkanı Hasan Selim Özertem'e göre enerji konusu yeni kurulacak ilişkide önemli diyalog sütunlarından biri.

Özertem "Bunun temel nedenlerinden biri İsrail'in açık denizlerde çok ciddi rezervlere ulaşmış olması. Bu rezervler Tamar ve Leviathan sahalarında. Bu rezervlerin bir kısmını İsrail kendi iç piyasasında tüketebilir, ama ihracat temelli satışa baktığımızda yeni pazarlara ihtiyaç duyuyor" dedi.

Özertem, Ürdün, Filistin, Kıbrıs gibi alternatiflerin dile getirildiğini ancak bunların özellikle nüfus oranı ve tüketim rakamları göz önüne alınınca keşfedilen rezervlerin ekonomik getirisinin pek de avantajlı olmadığını söyledi.

Özertem'e göre Mısır'daki siyasi ve iktisadi dengelerin çok kırılgan olması İsrail'in Türkiye'ye yönelmesinde önemli etkenlerden biri.

Özertem "Mısır'daki yeni bir siyasi ortam ve dinamikler Türkiye gibi önemli bir enerji talebi içinde olan piyasanın varlığının İsrail'in kararlarında etkili olduğu inancındayım" dedi.

Üstelik enerji konusu sadece Türkiye'ye ihracatla sınırlı da değil. İsrail mevcut altyapısıyla Türkiye üzerinden Avrupa'ya da doğal gazı gönderebilir ve kendine farklı piyasalar yaratabilir.

'Enerji ihracını konuşmak için erken'

Londra'da çalışan enerji piyasası uzmanı Cüneyt Kazokoğlu enerji konusunda konuşmak için erken olduğunu düşünenlerden.

Bu anlaşmanın ortak projeler üretmek ve işbirliği yapmak için olumlu bir atmosfer yarattığını söyleyen Kazokoğlu somut bir proje geliştirilmesinin 2020'yi bulacağını söylüyor.

Kazokoğlu "Doğu Akdeniz gazının İsrail'in payına düşen kısmını Türkiye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya ihracı konusunu konuşmak için henüz çok erken. Bunun 2020'den önce olması mümkün görünmüyor. Somut projeler için çok çok erken" dedi.

Ancak Kazokoğlu'na göre bu anlaşma İsrail'de iş yapan Türk firmaları için olumlu olabilir.

Telif hakkı AFP

Hamas meselesi müzakerelerde yer aldı mı?

İsrail ihaleleri Türk şirketlerine açılabilir. Bir başka faydası ise Türkiye'nin İsrail'den aldığı petrol ürünlerine olumlu yansıması.

Bugün açıklanan anlaşmada bahsi geçmeyen bir diğer önemli konu ise Hamas.

İsrail geçmişte Türkiye'nin Hamas liderlerini ağırlamaması talebini içeren sert açıklamalar yapmıştı.

Özertem Hamas meselesinin müzakere sürecinde gündeme geldiğini ve kamuoyuna bazı bilgilerin filtrelenerek verildiğini söylüyor.

"Yaklaşık 1.5 senedir müzakereleri takip ettiğim kadarıyla özellikle Hamas'ın Türkiye'deki varlığının İsrail için önemli bir kıstas olduğunu biliyorum. Bu yönüyle o kişilerin ülkeden çıkarılması ve ülkeye bir daha sokulmaması müzakerelerde uzun uzun konuşulmuş ve tartışma konusu olmuştu. Bu konuda İsrail ne kadar haklı orada emin değilim" diyor Özertem.

Telif hakkı Reuters

Çünkü İsrail'in Hamas'la doğrudan bir teması yok ve bugüne kadar yabancı arabulucular vasıtasıyla askerlerinin cesetlerinin geri alınması gibi konularda iletişime geçmişti.

Özertem Türkiye'nin bu müzakarelerde Hamas'la ilgili arabulucu olma sözü verme olasılığından söz ediyor.

Emekli büyükelçi Çelikkol ise Türkiye'nin Hamas'la diplomatik, siyasi ve ekonomik ilişkilerinin olduğunu söylüyor ve "ortaya çıkan durumda İsrail Hamas'la doğrudan görüşmediğine göre Türkiye'nin bu teması sağlama olasılığı çıkmış oluyor" diye ekliyor.

Çelikkol'a göre iki ülke arasında Hamas da dahil pek çok konuda görüşmeler başlayacak.

İki ülke arasındaki görüşmelerde gizli bir anlaşma yapılıp yapılmadığı sorusuna Özertem "spekülasyon yapmak zor" yanıtını veriyor.

Ancak Özertem'e göre Hamas meselesi İsrail için önemli bir hassasiyet konusu.

Özertem "Eğer Hamas meselesi anlaşmanın mihenk taşlarından biri haline gelmediyse Netanyahu hükümetinin kendi kamuoyuna anlatması sıkıntılı. Çünkü Hamas terör örgütü olarak ilan edilmiş ve bunu halka anlatmakta zorlanabilirler" diyor ve ekliyor:

"Belki iki tarafın da halka anlatmakta zorluk çektiği belli hususlar olabilir ve bunun kamuoyuna yönelik bir halka ilişkiler siyasetine dönüştürmeye çalışıyor olabilirler".

"Diz çöktürdük" iddiası

Bu anlaşmanın kimi medya kuruluşlarınca Türkiye'nin İsrail'e diz çöktürdüğü haberlerini yorumlayan uzmanlar bu kanıya katılmıyor.

Çelikkol iki başbakanın da olumlu açıklamalar yaptığını ve bu anlaşmanın her iki ülkenin yararına olduğunu vurguladı.

Çelikkol yorumlarla ilgili "Bu durumdan memnun olmayan, eleştiren olacaktır, ama halkların büyük kısmı bölgemizin büyük bir istikrarsızlık döneminden geçtiği bir zamanda iki önemli bölge ülkesinin ilişkilerini normalleştirmesini destekleyecektir" dedi.

Özertem ise enerji dinamiklerinin çok hızlı değiştiği bir dönemde iki ülkenin diyalog kurarak bundan yararlanmasının önemine dikkat çekiyor.

İlgili Konular

İlgili haberler