İspanyol 'milli' sporu boğa güreşi tarihe mi karışıyor?

İspanya denince akıllarda canlanan ilk tabloda, tıklım tıklım dolu bir arenanın ortasında elindeki kırmızı pelerini ve kılıcıyla azgın bir boğa ile mücadele eden bir matadorun yer aldığını iddia etmek, sanırım yanlış olmayacaktır.

İlk kez bu ülkeye geldiğimde ben de kendimi, boğa güreşiyle yatıp kalkan bir İspanyol toplumu görmeye hazırlamıştım.

Bu beklentim, Cadiz şehrindeki dev boğa güreşi arenasının kapısına alelacele yazılmış, öfkeli duvar yazısını gördüğümde ilk kez sarsılmıştı: "Boğa güreşi cinayettir!"

Daha sonra, Barselona'nın en turistik meydanlarından Plaza Jaume'deki ihtişamlı valilik binasının önünde imza toplayan küçük bir gruba rastladığımda kafam iyiden iyiye karışmıştı.

Vücutlarının farklı noktalarına oklar saplamış, üzerilerine kan görünümlü kırmızı boyalar dökmüş ve başlarına sembolik boynuzlar takmış bu ilginç grup, Katalunya'da boğa güreşi düzenlenmesine son verilmesi için imza topluyordu. İçlerinden birinin kırık dökük İngilizcesiyle bana söyledikleri hala aklımda: "Bu vahşeti durdurmalıyız, yeter!"

İşte Plaza Jaume'de imza toplayan o grup, yani Katalanca 'Yeter' anlamına gelen 'Prou' örgütü, bugünlerde hedefine hiç olmadığı kadar yakın.

2009'un son günlerinde Katalan Parlamentosu’nda yapılan oylamada, Katalunya sınırları içinde boğa güreşlerinin yasaklanmasını öngören bir yasa için çalışmalara devam etme kararı çıktı.

Oylamanın ardından, 180 bin imzalı dilekçeyi parlamentoya sunarak yasaklamayı gündeme getiren Prou örgütü, oylamanın 67'ye karşı 59 gibi küçük bir farkla sonuçlanmasına rağmen, boğaların çektikleri eziyete son verme yönünde çok önemli bir adım olduğunu açıkladı.

Tartışmalı bir gelenek

Aslına bakılırsa, boğa güreşi İspanyol kültürünün tarihi bir unsuru olduğu kadar, sonu gelmeyen tartışmaların da odağında olmuş bir gelenek. Roma İmparatorluğu'ndan bu yana İberya yarım adasında süregelmiş boğa güreşi, 18'inci yüzyılda bugünkü formunu kazanmış.

Başta İspanya olmak üzere, Portekiz ve Güney Amerika'daki İspanyol kolonilerine yayılan boğa güreşi, sevenleri tarafından bir sanat olarak görülmüş ve halen de görülmekte.

Mesela, Ernest Hemingway için boğa güreşi sanatçının ölme riskini taşıdığı ve performansının cesaretiyle ölçüldüğü tek sanat. Milliyetçi bir İspanyol için ise, boğa güreşi İspanyol olmanın alâmetifarikalarından biri.

Boğa güreşlerine karşı olanların çıkış noktaları ise oldukça çeşitli. Katalan Parlamentosu’nu da harekete geçiren en yaygın eleştiri, boğanın maruz kaldığı şiddetin, acı çektirilerek yavaş yavaş öldürülmesinin, hayvan haklarıyla dolayısıyla da insanlıkla bağdaşmayacağı yönünde.

Güreş karşıtlığını besleyen bir diğer sebep ise boğa güreşlerinin Franco rejimi döneminde kazandığı anlam, boğa güreşinin bu dönemde İspanya'nın milli sporu olarak dayatılmış olması.

Boğa güreşinin İspanyol zenginlerinin eğlencesi olduğu gerçeği ise, geleneğin halk nezdinde fazla yaygınlaşmamasına yol açmış.

Zira geçen yaz, Madrid'deki güreşlerin bilet fiyatları karaborsada 3000 Euro'ya alıcı bulmuştu. Son olarak, boğa güreşinin içerdiği kan ve şiddet öğelerinin çocukların psikolojik gelişiminde hasara yol açacağı görüşü, güreşlere mesafeli duranların bir diğer dayanağı.

Boğa güreşinin karanlık geleceği

İşte tüm bu eleştiriler, 'corrida' yani boğa güreşinin son yıllarda maruz kaldıkları itibar kaybının ardında yatan etkenler.

2007 yılının ağustos ayında İspanyol kamu yayıncısı RTVE'nin televizyondan canlı boğa güreşi yayınlarına son vermesinin ardından, bu kez de Katalan Parlamentosu’nun aldığı karar, boğa güreşinin karanlık geleceği hakkında ipuçları vermekte. Bu gidişatı kamuoyu yoklamaları da destekliyor: İspanyolların yaklaşık yüzde yetmişi boğa güreşiyle hiç ilgilenmediğini ifade ediyorlar.

Başta hayvan hakları aktivistleri olmak üzere İspanyolların çoğunluğu olan bitenden memnun.

Şikayetçi olanlar ise boğa güreşi sektöründen ekmek yiyenler ile güreş karşıtlarını ve özellikle Katalanları İspanyolluğa zarar vermekle suçlayan "koyu" İspanyollar.

Boğa güreşinin akıbetine dair bu gelişmeler, kafalarımızdaki belki de hiç bir zaman gerçeği yansıtmamış İspanya tablosunu değiştirmeye ihtiyacımız olduğunu ortaya koyuyor.

Boğayı öldürmeye çalışan matador imajından boşalacak yeri doldurmak için benim önerim, atı Rozinante'yle sohbet eden Don Quixote, yani Don Kişot olacak.