Got a TV Licence?

You need one to watch live TV on any channel or device, and BBC programmes on iPlayer. It’s the law.

Find out more
I don’t have a TV Licence.

Canlı anlatım

Yazan Onur Erem

time_stated_uk

  1. Gün boyu gelişmeleri canlı anlatım sayfamızda aktardık

    Böylece canlı anlatımımızın sonuna geldik. Yarın sabah tekrardan görüşmek umuduyla, hoşça kalın.

  2. Ekonomi profesörü Acemoğlu: Bir iki yıl içinde kriz çıkabilir

    Daron Acemoğlu

    Ekonomi profesörü Daron Acemoğlu, Türkiye ekonomisinde son dönemdeki büyümenin “talep odaklı” olması nedeniyle sağlıklı olmadığını söyledi.

    Koç Holding'in Bizden Haberler dergisine konuşan Acemoğlu, büyümenin sürekliliği için verim artışına ihtiyaç olduğunu vurguladı.

    ABD'deki MIT Üniversitesi'nde dersler veren Acemoğlu, şunları söyledi:

    Quote Message: 2017’ye baktığımızda genel tabloda gördüğümüz en önemli negatif durum, Türkiye’nin ekonomik ve yapısal olarak Batı'yla daha da uzaklaşmasıdır. Büyüme sağlıklı olmadığı için ekonominin yavaşlama riski çok yüksek. 2018’de olsun ya da 2019’da olsun; bu riskleri görmemiz lazım. Daha önce dile getirdiğim gibi bir-iki yıl içinde kriz olabilir.
  3. TÜSİAD'dan KHK açıklaması: Demokrasi, güvenlik ve hukuk devleti görünümüne zarar verebilir

    TÜSİAD

    Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) 696 sayılı KHK'daki "ucu açık düzenlemelerin" hukuk devleti ilkelerine uygun olmayacak neticeler doğurabileceğini söyledi.

    Yazılı bir açıklama yapan dernek "Başka niyetle kullanılmaya elverişli bu düzenlemeler toplumun huzurunu etkileyecek birçok sıkıntıya neden olabilir" ifadelerini kullandı.

    Dünya Değerler Araştırması’na göre Türkiye'nin, vatandaşları arasında karşılıklı güvenin en zayıf olduğu ülkelerden biri olduğunu birçok ülkede yüzde 60’ın üzerinde olan birbirine güven oranının Türkiye'de yüzde 12 olduğunu hatırlatan TÜSİAD açıklamasında şu cümlelere yer verdi:

    Quote Message: Endişemiz, son KHK ile toplumumuzdaki bölünme ve güvensizlik ortamının daha da derinleşmesidir. Bu düzenlemeler Türkiye’de demokrasi, güvenlik ve hukuk devleti görünümüne zarar verebilir.
    Quote Message: Son KHK’nın amacının bu yönde olmadığı resmi yetkililerce de açıklanmıştır. Buna uygun olan gerekli düzeltmelerin yapılmasını ve OHAL ortamının geride kalmasını temenni ediyoruz. Hep ifade ettiğimiz gibi, şimdi daha güçlü Türkiye için toplumsal dayanışma içerisinde olmanın ve vakit kaybetmeden geleceğe bakmanın zamanıdır.”
  4. Sudan: Türkiye için yüksek kaliteli eti ucuza üretebiliriz, 4 doları geçmez

    kasap

    Sudan Tarım ve Orman Bakanı Abdullatif Ahmed Mohamed Ijaimi,“Eğer bir anlaşmaya varabilirsek Türkiye için yüksek kaliteli eti ucuza üretebiliriz. Kilo fiyatı 4 dolardan daha fazla olmaz” dedi.

    Anadolu Ajansı'na konuşan Ijaimi, "Türkiye'nin gelişmiş bir ülke olduğunu biliyor ve tarım alanında, kazan-kazan şeklinde, stratejik bir partnerlik üzerine çalışıyoruz" dedi.

  5. Kılıçdaroğlu'ndan kendisine 'mankafa' diyen Erdoğan'a 5 kuruşluk dava

    Kılıçdaroğlu

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Man Adası belgeleri nedeniyle kendisine “Mankafa” diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aleyhine 5 kuruşluk tazminat davası açtı.

    Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik tarafından hazırlanan dava dilekçesinde, CHP Liderinin Erdoğan hakkında özellikle “5 paralık” dava açılmasını istediği vurgulandı:

    "Erdoğan'ın yaptığı açıklama düşünce açıklaması kapsamında görülemez ve hakaret kapsamında kalmaktadır. Genel Başkan özellikle davalının paraya verdiği önemden hareketle, davalının kişiliğini gözeterek ‘5 paralık' dava açılması talimatı verdiğinden, eldeki davada da 5 kuruşluk dava açılması yoluna gidilmektedir. Erdoğan, gurur ve onur kırıcı, kişilik değerlerine zarar verici söz ve yorumlarda bulunarak eleştiri ve ifade özgürlüğünün sınırlarını fazlasıyla aşmıştır”

  6. Selahattin Demirtaş'tan Hazine'ye 750 bin liralık tazminat davası

    Demirtaş

    Edirne F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Hazine aleyhine 750 bin liralık tazminat davası açtı.

    Demirtaş, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) belirtilen koşullar dışında haksız gözaltına alınıp tutuklanması, davasına bakacak mahkemenin ancak 11 ay sonra belli olması, hakim karşısına 13 aydan sonra çıkması ve 4 ay boyunca tutukluluk incelemesinin yapılmadığını belirterek maddi ve manevi tazminat talep etti.

    Dava dilekçesi Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilirken, davanın ilk duruşmasının 6 Şubat 2018'de yapılacağı belirtildi.

  7. Devlet Bahçeli: Gocunanlar FETÖ’nün kurşun askerleridir, CHP ve yedekleri yüzsüzce nasıl konuşabiliyor?

    Bahçeli

    MHP lideri Devlet Bahçeli, hafta sonu yayınlanan 696 sayılı KHK hakkında Twitter üzerinden bir açıklama yaptı.

    Cezasızlık öngören maddenin “siyasi ve ideolojik provokatörler tarafından büyük ve tehlikeli bir tartışmanın odağına yerleştirildiğini” söyleyen Bahçeli, “Hep aynı simalar, hep aynı nakaratlar, hep aynı itham ve iftiralar yine sahne almıştır. Alayına yazık, hepsine yazıklar olsun!” dedi.

    Bahçeli açıklamasına şöyle devam etti:

    “CHP niye rahatsızdır? HDP niye hoplamaktadır? İP niçin huzursuz, Barolar Birliği Başkanı neden keyifsizdir? 15 Temmuz’da milli beka zillet ve zulmet dolu saatlerde bizzat millet tarafından savunulmuştur. Bundan gocunanlar FETÖ’nün kurşun askerleridir.

    “Devletin ayağa düşmemesi için kahramanlar toprağa düşmüştü. Kim, neyden bahsediyor? CHP ve yedekleri yüzsüzce nasıl konuşabiliyor?”

    Quote Message: FETÖ’ye cesaretle direnenler, darbecilere meydan okuyanlar, istilacılara vatanı dar edenler yargılansın, cezai sorumlulukları doğsun mu isteniyor? Bu soruya evet diyenler var ise bize göre vatan hainidir,FETÖ’nün uyanmış ve harekete geçmiş kripto koludur.
    View more on twitter
    View more on twitter
  8. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu: İnsanlar sokakta birbirinin kafasına sıkacak

    Feyzioğlu

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, hafta sonu yayınlanan 696 sayılı KHK'da yer alan cezasızlık düzenlemesini "Siz sivillerin birbirini öldürmesine izin veren ve bunu öldür hiçbir cezan yok diyen maddeyi nasıl çıkarttınız? Kimse sormayacak mı bunu!" sözleriyle eleştirdi.

    "696 sayılı KHK’yı inceleyince dehşete düştüm” diyen Feyzioğlu, “Ve çok üzüldüm. Akılla savaşın bir sınırı vardır diye düşünürüm. Bir noktada akıllı bağlantıyı yakalayacakalarını umut ederim. Fakat ne yaptıklarını gerçekten anlamıyorum" ifadelerini kullandı.

    Sözcü gazetesine konuşan Feyzioğlu sözlerine şöyle devam etti:

    Quote Message: İnsanlar sokakta birbirinin kafasına sıkacak. Siz bunu nasıl önlersiniz? Sizin herhalde istediğiniz bu değil Sayın Cumhurbaşkanı. Siz yurttaşlarınızın birbirinizi vurmasını teşvik etmiyorsunuz herhalde. Dehşet içindeyim. Bunu derhal geri çekin. Kabile devletlerinde olmaz bu. Siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Ne yapmak istiyorsunuz? Bunun altına imzası olanlar ne yapmak istiyorsunuz? Bunu kabul edemeyiz çok tehlikeli bir maddedir.
  9. Doğu ve Güneydoğu Baroları: KHK anayasaya aykırı, OHAL rejimine son verilmeli

    Diyarbakır Barosu

    Doğu ve Güneydoğu Baroları, 696 numaralı KHK ile ilgili ortak bir basın açıklaması yayınladı.

    Barolar KHK’da OHAL ile ilgisi olmayan birçok konuda değişiklik yapıldığını savundu.

    Anayasa’ya göre kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamayacağını hatırlatan barolar geçmişte 12 Eylül darbesinden sonra cezaevlerinde yaşanan deneyimleri hatırlattı ve tek tip giysi uygulamasının toplumsal barışı da zedeleyecek bir uygulama olduğunu vurguladı:

    Quote Message: Henüz ceza yargılaması sürmekte olup suçlu oldukları kesinleşmemiş sanıkların suçlu gibi muamele görmesine sebep olacak tek tip kıyafet gibi uygulamalar Hukuk Devleti ilkesini zedelemektedir. Lekelenmeme hakkı anılan değişiklikle çiğnenmiştir.

    Barolar açıklamada, KHK’daki cezasızlık maddesinin hukuk devletinde yeri olamayacak ‘bir özel af’ düzenlemesi olduğunu ve bu hükmün af için Meclis’te beşte üç çoğunluk arayan Anayasa’ya aykırı olduğunu savundu:

    Quote Message: Bizler Bölge Baroları olarak, 17 aydır yürürlükte olan OHAL rejimine son verilmesini talep ediyor, KHK’lar marifetiyle özel veya tüzel kişilerin hukuki durumunu doğrudan etkileyen ve etkili bir yargı yolu öngörülmeden yapılan, hukuki güvenceyi ortadan kaldıran, adil yargılama ve savunma hakkını zedeleyen, haberleşme ve basın hürriyetine aykırı, olağanüstü hal ilanını gerekli kılan olaylarla sınırlı olmayan düzenlemeler yoluyla yasama ve yargı erkini devre dışı bırakan düzenlemelerin kaldırılıp olağan rejim hukuk normları içinde kalınarak normalleşme sürecine geçilmesi gerektiğine inanıyoruz.
  10. Abdullah Gül'den KHK yorumu: Kaygı verici, gözden geçirileceğini ümit ediyorum

    11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, muhalefetin tepkisini çeken 696 sayılı KHK'daki cezasızlık maddesi hakkında Twitter hesabından bir açıklama yaparak, o maddenin gözden geçirilmesini ümit ettiğini söyledi.

    View more on twitter
  11. Cumhuriyet davası: Tahliye yok, bir sonraki duruşma 9 Mart'ta

    Cumhuriyet davası öncesi adliye önü

    Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının yargılandığı davada ara karar açıklandı.

    Mahkeme tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına, bir sonraki duruşmanın 9 Mart 2018'de yapılmasına karar verdi.

    Mahkeme "güvenlik ve düzen bakımından" bir sonraki duruşmanın Silivri Adliyesi'nde yapılmasını kararlaştırdı.

    Davada Ahmet Şık, Murat Sabuncu, Akın Atalay ve Emre İper tutuklu olarak yargılanıyor.

    View more on twitter
  12. Akın Atalay savunma yapmadı

    Mahkemede Akın Atalay da savunma yapmadı.

    Atalay, "Ben de gelişen yargı sürecine ve tanıklık beyanına ilişkin görüşlerimi erteliyorum. Bir an önce aşağıda yalnız bekleyen arkadaşımın yanına gitmek istiyorum. Ama siz tutukluluk konusunda karar vereceksiniz bir şey söylemek istiyorum.Sizin heyetiniz, bundan 10 gün önce Silivri Cezaevi Duruşma Salonunda 5 gün üst üste bir yargılama yaptı. Reina katliamı sanığının davası. Siz de sanığın ilk hedefinin Cumhuriyet gazetesi olduğunu iddianameden okumuşsunuzdur. Bizleri bombayı Cumhuriyet gazetesine atmaktan son anda vazgeçenlerle 30 metre ötede yatırıyorsunuz" dedi.

  13. TGC: Sanık savunmasının kısıtlanması adil yargılama ilkesinin ihlalidir

    TGC logosu
    Quote Message: Yaşanan olay ortada Ahmet Şık’ın sözlerinden gocunan bir yargı olduğunu bize gösteriyor

    Mahkeme başkanının Ahmet Şık'ı savunmasını kesip salondan dışarı çıkarmasına ilişkin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu'ndan yapılan açıklamada, “Yargıcın Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu karşısındaki konumu nedeniyle sanık savunmasına başlamadan önce savunmanın sınırlarını çizmesi ve belirtmesi adil yargılanma ilkesinin ihlalidir" dendi.

    TGC'nin açıklaması şöyle:

    "Yargıçlar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 204. Maddesine göre sanığın savunmasını kısıtlayamaz. Ahmet Şık hakkında uygulanan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ilgili maddesi halen görülmekte olan duruşmada geçerli değildir. Ahmet Şık’ın savunmasına siyasi iktidarı eleştirerek başlamasından bağımsız yargının rahatsızlık duyması kabul edilemez.

    "Dolayısıyla yaşanan olay ortada Ahmet Şık’ın sözlerinden gocunan bir yargı olduğunu bize gösteriyor. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak Cumhuriyet davasında tutuklu yargılanan gazetecilerle, bütün tutuklu gazetecilere adil yargılanma hakkı istiyoruz.

    Yargının bağımsızlığı sağlanmalıdır

    "Son dönem yargılamalarının tümünde şunu gözlemlemekteyiz; sanıkların nasıl savunma yapmaları gerektiği mahkeme heyetlerince sanıklara dikte ediliyor ve sanıklar sürekli bu yönde uyarılıyor. Adil yargılamada sanık savunmasını özgürce yapmalıdır ve bu hakkı hiçbir biçimde kısıtlanmamalıdır. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu halen dördü tutuklu 17 sanıklı davayı yakından izliyor.

    "TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş ve Genel Sekreter Yardımcısı Niyazi Dalyancı’nın hazır bulunduğu duruşmada çok sayıda gazeteci, hukukçu, milletvekili davayı izleyerek olaylara tanık oldular.

    "Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak bir kez daha ifade etmek istiyoruz ki yargının bağımsızlığı sağlanmalıdır. Gazetecilik suç değildir. Adil yargılamaya, düşünceyi ifade özgürlüğüne ülkede büyük ihtiyaç bulunmaktadır. Çağdaş bir demokrasinin ancak basın özgürlüğüyle sağlanacağı da unutulmamalıdır.”

  14. Murat Sabuncu: Ahmet Şık'ın savunmasına izin verilmedi, ben de savunma yapmayacağım

    Sabuncu

    Cumhuriyet davasında yargılanan Murat Sabuncu, Ahmet Şık'ın savunmasına izin verilmemesi nedeniyle kendisinin de savunma yapmayacağını söyledi:

    "15 aydır tutukluyum. Bir savunma hazırlamıştım ve okuyacaktım. Ama arkadaşım savunmasını yapamayacak, o yüzden ben de yapmayacağım. Ahmet’in 12. değil 24. ayı. O şimdi FETÖ kaçağı olan Zekeriya Öz yüzünden de yatmıştı. Ben savunma yapmak istemiyorum, arkadaşım aşağıda tek başına duruyor. Ben de onun yanına inmek istiyorum."

  15. Duygun Yarsuvat: Cumhuriyet davası siyasidir, tutuklu olmalarına gerek yok

    Cumhuriyet gazetesi davasında konuşan Avukat Duygun Yarsuvat, davanın siyasi bir dava olduğunu ve adil yargılama için tutukluluğa gerek olmadığını söyledi.

    View more on twitter
  16. Cumhuriyet davasında savcı tutukluluğun devamını talep etti

    Cumhuriyet gazetesi

    Cumhuriyet gazetesi davasında savcı, tutuklu sanıkların bir önceki ara karardaki koşullar ortadan kalkmadığı için tutukluluk hallerinin devamını talep etti.

  17. Ahmet Şık'ın mahkeme salonundan çıkarılmasına neden olan savunması

    Tarık Tolunay, Ahmet Şık'ın salondan çıkarılışını böyle resmetmişti
    Image caption: Tarık Tolunay, Ahmet Şık'ın salondan çıkarılışını böyle resmetti

    "Hakikati örtbas eden, gizlenen her gerçekle ortak geleceğimizin karartılmasına suç ortaklığı yapan bir medya var. Her şey gözlerinin önünde cereyan ederken korkuyla ya da konforunun bozulacağı endişesiyle bir suskunluk sarmalına hapsolmuş bir sessiz çoğunluk var.

    “Hal bu iken, tamamen zalimliğe adanmış ve kötülüğünü şiddetle besleyen bir dikta rejiminde doğal olarak, özgürlüğünün sınırlarını genişleten de sadece kötülük oluyor.

    “Öyle maharet ya da zeka gerektiren bir kötülük değil. Gücü elinde tutmanın kibri ve pervasızlığıyla hayata geçirilen sıradan ve organize bir kötülük. Kötüler. Farkındalar ve biliyorlar kötü olduklarını. Ve bu da, onları daha kötü yapıyor.

    Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, yeni adli yılın açılışı vesilesiyle 23 Kasım 2017’de yaptığı konuşmada çok çarpıcı veriler ortaya koydu. 2016 yılı adli suç istatistiklerine göre 80 milyonluk ülkemizde yaklaşık 6 milyon 900 bin şüpheli bulunduğunu açıklayan Cirit; ‘Demek ki Türkiye’de, nüfusa oranladığımızda yüzde 8 civarında kişi şüphelidir. Haklarında ilk derece soruşturma yürütülmektedir’ dedi.”

    “Bu sözleri referans alsak bile, ülke nüfusunun yüzde 8’inin şüpheli olması çok yüksek bir oran. Ama Yargıtay Başkanı Cirit’in yaptığı basit hesap hatasını düzeltmek gerekiyor.

    “Şöyle ki; 0-15 yaş grubunda yer alanlar ile akıl hastalarının ve benzeri isnat yeteneği bulunmayan insanların ülke nüfusuna oranı yaklaşık yüzde 25. Bir yüzde 10 da bedensel engelli olan ya da yatalak ve fiziken suç işleyemeyecek durumda olan insanlar var.

    “Bu iki kategoride yer alanları hesaptan düştüğümüzde, yasalar karşısında isnat yeteneğine sahip yaklaşık 50 milyon insan kaldığını söyleyebiliriz.

    “Eğer, Yargıtay Başkanı’nın ifade ettiği gibi yaklaşık 7 milyon şüpheli varsa bu oransal olarak ülke nüfusunun yüzde 15’inin devlet nezdinde şüpheli görüldüğü anlamına gelir. Başka bir deyişle sokaktaki her 7 kişiden biri şüpheli.

    “Buradan yola çıkarak günümüz Türkiye’sini kısaca özetlemeye kalksak karşımıza çıkan tablo şöyle bir şey oluyor:

    “Çoğulculuğa değil çoğunlukçuluğa sırtını dayayarak memleketin kendinden olmayanlarına değişik biçimlerde ve düzeyde terörist muamelesi yapan bir iktidar var. Terörist muamelesini akıl almaz suçlamalara dönüştüren iktidar güdümünde bir yargı var.”

    “Bu karanlık iklimi yaratanlar kendileriyle ve kötülükleriyle yüzleşmenin ağır sonuçlarını geciktirmek için de kendilerinden olmayanları, kendileri gibi olmayanları, suçlarını ifşa edenleri suçluyorlar.

    “Bu tablonun ortaya çıkmasında AKP iktidarının en güçlü silahı kuşku yok ki medyası oldu. El koymalar, satın almalar yoluyla iktidar sözcülüğünü üstlenen bir medya inşa edilmişti.”