Got a TV Licence?

You need one to watch live TV on any channel or device, and BBC programmes on iPlayer. It’s the law.

Find out more
I don’t have a TV Licence.

Canlı anlatım

time_stated_uk

  1. 4 partinin imzaladığı Kıbrıs metnini imzalamayan HDP: Kıbrıs'ta iki toplum uzlaşmadığı sürece sondaj projeleri iki taraflı durdurulmalı

    kıbrıs

    4 partinin imzaladığı Kıbrıs metnini imzalamayan HDP'nin Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, TBMM'de konuyla ilgili bir konuşma yaptı.

    "Kıbrıs’ta iki toplum (Kıbrıs Türk ve Rum Halkları), siyasi bir uzlaşıya varmadığı sürece, Kıbrıs münhasır ekonomik bölgesinde hidrokarbon arama ve sondaj projelerinin iki taraflı durdurulmasından yana olduğumuzu öncelikle ifade etmek istiyoruz" diyen Oluç, Kıbrıs adası çevresindeki tüm doğal zenginlikler Kıbrıs’taki Türk ve Rum halklarının ortak kaynakları olduğunu ve bu kaynaklardan eşzamanlı ve birlikte yararlanılması gerektiğini söyledi.

    Oluç "İki tarafın ortak siyasi iradesi dışındaki tüm girişimler meşruiyet tartışmasını beraberinde getirmektedir" dedi ve ekledi:

    "Bu sebeple Kıbrıs’ta garantör devletler dahil olmak üzere hiçbir üçüncü taraf Kıbrıs’ta siyasi çözüm imkanlarını heba edecek bir tavır içerisinde bulunmamalıdır. Kıbrıs’ta nihai bir anlaşmanın sağlanmasına bağlı olarak Kıbrıs’taki iki toplumun kuracağı ortak irade çerçevesinde doğal zenginlik kaynakları bölgesel refah, istikrar ve işbirliği için fırsata dönüştürülmelidir.

    "Bu bağlamda Kıbrıs Türk halkının lideri Mustafa Akıncı’nın Rum lider Nikos Anastasiadis’e sunduğu “ortak bir komite kurulması” kapsamlı önerisini destekliyoruz.

    "Yapılması gereken, iki taraf arasında yeni bir işbirliği dönemini başlatacak adımlar atılmasını sağlamaktır. Bölgesel barış, istikrar ve işbirliği bu şekilde gelişebilir.

    "Dolayısıyla bölgede gerilimi tırmandırabilecek hiçbir tutumun arkasında olmayacağımızın altını çiziyor; siyasi, diplomatik, hukuki diyalog kanallarının sürekli açık tutulmasını öneriyoruz ve önemsiyoruz."

  2. TBMM'de 4 parti, Doğu Akdeniz'de yaşanan gelişmelerle ilgili ortak bildiri yayımladı

    TBMM

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Konseyi toplantısı sonuç bildirgesinde açıklanan yaptırımları kınadı.

    TBMM'de Doğu Akdeniz'de yaşanan gelişmelerle ilgili 4 partiden ortak bildiri yayımlandı.

    AKP, CHP, MHP ve İYİ Parti ortak bildirisinde şu ifadelere yer verildi:

    "Bizler TBMM’de grubu bulunan siyasi partiler olarak Doğu Akdeniz bölgesi hidrokarbon kaynaklarının paylaşımı konusunda, bir oldu-bittiye getirerek Kıbrıs Türk'ünün ve Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası hukuk temelindeki meşru hak ve çıkarlarını görmezlikten gelme, yok sayma, hesaba katmama yönündeki tüm girişimleri, hesapları şiddetle telin ediyor, bu yönde siyaset yürüten çevrelerin politikalarına her hal ve şartta karşı olduğumuzu en açık ifade ile ortaya koyuyoruz."

  3. Gezi Davası - Mahkeme, Osman Kavala'nın tutukluluğunun devamına karar verdi

    Esra Yalçınalp

    BBC Türkçe

    Gezi Davası

    16 sanıklı Gezi Davası'nın ikinci duruşması bugün Silivri'de görüldü.

    Sanıkların ve avukatlarının savunmalarının dinlenmesinin ardından, ara karar için duruşmaya ara verildi.

    Mahkeme Başkanı, davanın tutuklu tek sanığı Osman Kavala'nın tutukluluğunun devamına oy çokluğuyla karar verildiğini açıkladı.

    Can Dündar, Mehmet Ali Alabora, Pınar Öğün, Meltem Arıkan, Gökçe Yılmaz ve Hanzade Hikmet Germiyanoğlu hakkındaki yakalama emrinin ise devamına karar verildi.

    Hakim, kararın açıklanması sırasında izleyicileri dışarı çıkardı, sadece sanık yakınları ile sarı basın kartlı basın ve gözlemciler içeride kaldı.

    Bir sonraki duruşma 8-9 Ekim'de olacak.

  4. Gezi Davası - Savcı, Osman Kavala'nın tutukluluğunun devamını istedi

    Esra Yalçınalp

    BBC Türkçe

    Gezi Davası Osman Kavala

    Silivri'de görülen Gezi Davası sanıklarından Osman Kavala'nın avukatı İlkan Koyuncu şunları söyledi:

    "Osman Kavala bir defa tutuklandı fakat hakkında iki dosya var. İkinci dosya bizce yok hükmündedir. Tahliye kararı verilirse, Osman Kavala cezaevinden çıkabilir mi bilmiyoruz. Bu durum hukuki garabettir. Bu terimi ilk defa kullanıyorum ve kullanmak zorunda olduğum için mahkemeden özür dilerim."

    Savunmaların ardından Savcı, Kavala'nın tutukluluğunun devamını istedi.

    Savcı ayrıca Can Dündar, Mehmet Ali Alabora, Pınar Öğün, Meltem Arıkan, Gökçe Yılmaz ve Hanzade Hikmet Germiyanoğlu hakkındaki yakalama emrinin devamını, avukatının Almanya'da yaşadığını söylediği sanık İnanç Ekmekçi için de yakalama kararı çıkmasını istedi.

    Ara karar için duruşmaya ara verildi.

  5. Gezi Davası- Osman Kavala: Gezi'yle aramda kurulan tek somut bağ bir sergi ve iki fotoğraf

    Esra Yalçınalp

    BBC Türkçe

    Gezi Davası

    Silivri'de görülen Gezi Davası'nda sanıklardan son olarak söz alan Osman Kavala "gözaltına alındıktan sonra savcı tarafından sorgulanmadığını" söyledi.

    Kavala "İddianamenin tutuklanmasından 16 ay sonra hazırlanmış olmasının da somut delil arama çabasının göstergesi olduğunu" kaydetti.

    Kavala "İddianamedeki kurgunun temel unsurlarını teşkil eden Soros, Açık Toplum Vakfı, Taksim Dayanışması, Otpor'la ilgili bana hiçbir soru sorulmadı. Gezi olaylarıyla aramdaki tek somut bağ olarak sunulanlar: Gezi olaylarından 3 ay sonra Brüksel’de gerçekleşmiş fotoğraf sergisi ve Taksim Meydanı’nda çekilmiş 2 adet fotoğraf." dedi.

    Hakkında yakalanma emri çıkartılan Açık Toplum Vakfı’nın genel sekreteri Gökçe Yılmaz’ın müdafi avukatı Bahri Belen de "İddianamede şiddetsiz eylem biçimi üzerine teoriler anlatılıyor ardından "cebir ve şiddetle işlenen bir eylemden dolayı sanıklar cezalandırılsın" deniliyor şeklinde konuştu.

    Can Dündar'ın müdafi Akın Atalay da şunları söyledi.

    "Müvekkilim üç yıldır sürekli ve düzenli olarak yurtdışında yaşamaktadır. 'İşte Erdoğan’ın yok dediği silahlar' başlıklı haberinden beri casusluğu, etki ajanlığı, ihaneti en yüksek perdeden kamuoyuna aktarılıyor. Her türlü cezaya müstahak olduğu iktidar temsilcileri ve uzantıları tarafından açıklanıyor. Hukuki ve can güvenliği bulunmadığı yönünde somut olgular var. Çağlayan Adliyesi’nin önünde silahlı suikast girişimine uğradı."

    Salonda alkış, mahkeme başkanından uyarı

    Çiğdem Mater'in müdafii Av. Hürrem Sönmez ise “İddianamelere ve etkili yargılamalara konu edilecek şey, insanların hayatını kaybetmesine, uzuvlarını kaybetmesine neden olan failler olmalıdır, burada sanık sandalyesinde oturanlar değil,” dedi.

    Bunun ardından salonda bir alkış koptu.

    Mahkeme Başkanı Mahmut Başbuğ da "Bir daha alkış olursa, izleyicileri dışarı almak zorunda kalacağım. İstemediğim şeyleri yapmak zorunda bırakmayın.” diyerek uyarıda bulundu.

  6. Savunma Sanayii Başkanı: F-35 ortaklık sürecinden Türkiye’yi dışlamak tek taraflı alınabilecek bir karar değildir

    Ismail Demir SSB

    Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, ABD’nin Türkiye’nin F-35 programına katılımını askıya alması konusunda bir açıklama yaptı.

    Twitter’da paylaştığı bir dizi mesajda Demir, F-35 uçaklarıyla ilgili olarak Türk şirketlerine şimdiye kadar olumsuz bir durum ulaşmadığını, aksine siparişlerine devam ettiklerini söyledi.

    Türkiye’nin bu konuda üzerine düşen her türlü yükümlülüğü anlaşmalar çerçevesinde eksiksiz yerine getirdiğini ifade eden Demir, “F35 ortaklık sürecinden Türkiye’yi dışlamak tek taraflı alınabilecek bir karar F35 ortaklık sürecinden Türkiye’yi dışlamak tek taraflı alınabilecek bir karar değildir” dedi.

    Demir şöyle devam etti:

    “Bu konudaki haklarımız mahfuzdur. Türkiye’nin imalat sürecinden dışlanması uçak başına 7-8 milyondan 10 miyon dolara varan bir ilave maliyet getirebilecek ve program ortaklarının zararına olacaktır.”

    “Türk şirketlerine şimdiye kadar olumsuz bir durum ulaşmamıştır, aksine siparişlerine devam etmektedirler.”

    View more on twitter
  7. Van'da kaçak göçmenleri taşıyan minibüs devrildi: 15 kişi öldü, çok sayıda yaralı var

    Van Özalp kaza

    Van'ın Özalp İlçesi Sürüyolu Mahallesi yakınlarında bugün öğlen saatlerinde meydana gelen kazada, yasa dışı yollarla Türkiye'ye giriş yapan göçmenleri taşıyan bir minibüs, sürücünün kontrolünden çıkarak şarampole yuvarlandı.

    DHA'da yer alan habere göre, Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, kazada ölenlerin sayısının 15 olduğunu söyledi. Kendilerine gelen ilk bilgiler üzerine olay yerine hemen 20'nin üzerinde ambulans sevk edildiğini belirten Vali, bölgede sağlık ve acil durum ekiplerinin çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürdüklerini, Van'daki hastanelerde de yaralılara müdahale edildiğini ve gerekli tüm tedbirlerin alındığını kaydetti.

  8. Kaftancıoğlu: Bu bir ceza değil cezalandırma davası

    Mahmut Hamsici

    BBC Türkçe

    Kaftancıoğlu davası

    CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun geçmiş yıllarda paylaştığı Twitter mesajları üzerinden yargılandığı davanın bugün görülen ikinci duruşmasına ilgi ilk duruşmadaki gibi yoğundu.

    Sabah saatlerinden itibaren yüzlerce kişi, duruşmanın yapılacağı İstanbul Adliyesi önünde toplandı. Kadın katılımcıların önemli bir bölümünü oluşturduğu kalabalıkta, üzerinde ‘Asla Yalnız Yürümeyeceksin’, ‘Cesur Kadın Yanındayız’, ‘Kadın Yılmıyor Beyler Uğraşmayın’, ‘O İstanbul’u Savundu Biz de İstanbul’u Savunacağız’ ifadeleri bulunan dövizler ve pankartlar taşındı.

    Duruşma öncesi CHP’liler burada bir basın açıklaması yaptı.

    Adliye içinde ise, davanın görüldüğü 37. Ağır Ceza Mahkemesi salonunun büyük olmaması nedeniyle, salona girişte izdiham yaşandı.

    Davayı çok sayıda parti yöneticisi, milletvekili, avukat ve gazeteci izledi. Salonda ara ara müşteki ve sanık avukatları ile, hâkim ve sanık avukatları arasında kısa süreli gerilimler yaşandı.

    Kaftancıoğlu ise savunmasını yaparken son derece sakindi. Okuduğu savunmasının başında kendisini tanıttı: Ordu’daki bir köyde yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğduğunu, yaşadıklarının onu sol değerlerle tanıştırdığını ve bu gömleği bir daha hiç çıkarmadığını söyledi.

    Kaftancıoğlu’nun “Bu dava bir ceza davası değil, bir cezalandırma davasıdır. İstanbul’u yeniden halka vermek üzere yola çıkmış bir il başkanının cezalandırma davası” sözü, onun davaya bakışının özeti niteliğindeydi.

    Kaftancıoğlu davası

    Esas hakkında mütalaasını veren savcı, sanığın 4 yıl 10 aydan 17 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.

    CHP İl Başkanı, kendisine yöneltilen tüm suçlamaları ayrı ayrı açıklayarak reddetti.

    Hâkimin duruşmayı erteleme kararından sonra Kaftancıoğlu’nu çıkışta daha da kalabalıklaşmış bir kitle, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganlarıyla karşıladı.

    Kaftancıoğlu’nun bu kitlenin karşısında yaptığı ve “Canım yoldaşlarım, yol arkadaşlarım…” sözleriyle başladığı açıklama sık sık alkış ve sloganlarla kesildi.

    Konuşmasının sonunda daha önce de sarf ettiği “Biz mevsimi başladı, hepimize hayırlı olsun” ifadesini kullandı Kaftancıoğlu.

  9. Yargıtay Başsavcılığı, Cumhuriyet gazetesi davasında verilen mahkûmiyet kararlarının bozulmasını istedi

    Cumhuriyet

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet gazetesi davasında verilen mahkûmiyet kararlarının bozulmasını istedi.

    Başsavcılık, dava ile ilgili tebliğnamede, Orhan Erinç, Akın Atalay ve Murat Sabuncu’nun gazetede yönetici olarak görev yaptıkları, davaya konu edilen yazılara iştirak ettiklerine dair herhangi bir delilin olmadığı, bu nedenle sorumluluklarının da bulunmadığı belirtildi. Davada konu olan diğer eylemlerin herhangi bir suç unsuru teşkil etmediği ifade edildi.

    Hikmet Çetinkaya ve Aydın Engin’in ise gazetede hem yönetici hem de yazar olarak görev yaptığı, dava konusu diğer yazılardan sorumlu tutulamayacağı ve kendi yazılarının da suç unsuru içermediği belirtildi.

    Ayrıca gazetenin eski muhabiri Ahmet Şık’ın “örgüt propagandası” suçu yerine “devlet kurum ve organlarını alenen aşağılama” ve “terör örgütlerinin bildiri veya açıklamalarını basma” suçundan mahkûm edilmesi, muhasebe bölümü çalışanı Emre İper hakkındaki mahkûmiyet kararının onanması talep edildi.

    Tebliğnamede, mahkûmiyet kararlarının bozulmasına yönelik görüşün 25 Nisan’dan bu yana cezaevinde bulunan Musa Kart, Güray Öz, Hakan Kara, Mustafa Kemal Güngör ve Önder Çelik’in durumuna da etki etmesi istendi.

  10. Davutoğlu: 'Rus uçağını düşürdük' açıklamasını televizyondan gördüğüm anda beynimden kaynar sular döküldü

    Ahmet Davutoğlu
    Image caption: Ahmet Davutoğlu

    Yavuz Oğhan, İsmail Saymaz ve Akif Beki'nin sorularını cevaplandıran eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yanıtlarından diğer bazı satır başları şöyle:

    • DEAŞ'a karşı operasyon emrini veren de 2015'te biziz. Şöyle bir bakın Allah aşkına benden DEAŞ'a destek çıkacak bir şey var mı?
    • Aynı dönemde emniyetteki ordudaki FETÖ yapılandırmasını göz önünde bulundurun. Bakana arkadaşları bana yapılan gibi hedef göstermek istemem. içişleri bakanlığına bunu neden yaptınız diye sorulmuyor ama Dışişleri Bakanlığına soruluyor. Sınır güvenliğini sağlamak benim görevim mi?
    • Dışişleri Bakanlığı'nda bu konudan ("FETÖ yapılanması") dolayı soruşturma geçirenlerin sayısı bir elin parmağını geçmez. Somuttan kaçamayız. Varsa bir hata hepimiz bunları eleştirmeliyiz. Ama Dışişleri Bakanlığı'ndakiler KPSS üzerinden gelmiştir.
    • Uluslararası toplum dediğimiz toplumun Suriye konusunda bu kadar riyakar bir tutum takınacağını düşünemedik. İdealist davrandığımız doğrudur. Kimyasal silah kullanımı tespit edildi. Hiçbir şey yapılmadı. Bu uluslararası hukuk meselesi. Uluslararası hukukun bu kadar ayaklar altına alınacağını kimse tahmin etmedi.
    • Süleyman Şah Türbesi'nin taşınması konusu Milli Güvenli Kurulu'nda alınan karardır. Sanki 1921'de taşınan toprak ile bizim taşıdığımız toprağın aynı olduğu düşünülüyor.
    • PYD ile yürütülenler Sayın Erdoğan'ın başlattığı çözüm süreci devam ederken yürümüştür. Kürt halkını rencide eden her türlü söylemin karşısındayım. Bunun Türkiye'nin birliğine zarar verdiğini söylüyorum.
    • Ankara'daki Gar Katliamı, Türkiye'deki siyasi ortamı zehirlemek için alçakça yapılan bir terör saldırısıdır. Katliamla oy artışı arasında hiçbir bağ kurmuyorum ben.
    • Türkiye'nin kendi egemenliği içinde alacağı her tedbir (S-400 hava savunma sistemi satın alınması) haklı tedbirdir. Türkiye-Rusya ilişkileri derinleşmesi doğrudur ama alternatifler üretilmeden bu ilişkinin derinleştirilmesi ileride sorunlar doğurabilir. Amerika ile ilişkilerin yeniden masaya yatırılması, kurumsal düzeyde aradaki ilişki nereye gidiyor diye konuşmak gerekir. Avrupa ile ilişkiler mutlaka rehabilite edilmeli.
    • 2012 Haziran'ında Suriye uçağı bizim uçağı düşürdü. Başbakanımız o dönem angajman kuralları ilan etti. "Türk sınırına 5 km yaklaşan uçaklar vurulur" şeklinde. Bu andan itibaren yerine getirilen talimatlar başbakandan alınmış sayılır. Ben başbakan olunca bu angajman kuralları yenilendi. Rus uçağı düşürüldüğünde "Kesinlikle açıklama yapmayacaksınız, Sınırlarımızda kimliği belirsiz bir uçak düşürülmüştür diyeceksiniz" dedim. Rusya ile de bu durumu paylaşmamız lazım dedim. O arada da Rusya aynı şeyi düşünmüşüz gibi "Uçağımız düşürülmüştür" diye açıklama yapıldı. Hangi işgüzar bilmiyorum ama 10 dakika sonra Cumhurbaşkanlığı'ndan "Rus uçağını düşürdük" diye bir açıklama yapıldı. Televizyondan gördüğüm anda beynimden kaynar sular döküldü. Hemen Genelkurmay Başkanıyla görüştüm, bir iletişim hatası olduğunu söyledi ve o açıklama 2 dakika içinde geri çekildi.
  11. Davutoğlu: 'Şam'da Emevi Camii'nde namaz kılacağım' diye bir ifadem yok

    Ahmet Davutoğlu
    Image caption: Ahmet Davutoğlu

    Yavuz Oğhan, İsmail Saymaz ve Akif Beki'nin sorularını cevaplayan eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Suriye politikası konusunda kendisine yöneltilen eleştirilere de yanıt verdi.

    Ahmet Davutoğlu, "Suriye'de tek bir yürek yıkıldıysa onun hüznünü içimde hissediyorum ama gereken her şeyi yaptık. Elimizden geleni yaptık. Yetersiz kaldığımız yerler de oldu" dedi.

    "Şam'da Emevi Camii'nde namaz kılacağım" diye bir ifadesi olmadığını vurgulayan Davutoğlu, "Algı operasyonu yapılarak bütün bunlar bizim üzerimize yapılıyor" ifadelerini kullandı.

    Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Sayın Esad'la ilk görüşmemiz Şubat 2003. Irak Savaşı başlarken gittim. Irak Savaşı'nı engellemek için ilk önce Suriye ile temasta bulunduk. O zaman da bana 'Türkiye'nin eksenini kaydırıyor' deniyordu. O zamandan sonra Esad'la aramızda güven ilişkisi oldu.

    "62 kere gittim ben Suriye'ye, vizeleri kaldırdık. Arap Baharı başladığında biz Suriye'yi korumak için her şey yaptık. Suriye'nin yanında olduğumuzu küçük reformlarla bunu yönetilmesi gerektiğini söyledik. Beşar Esad'ın ve Suriye'nin böyle bir facia yaşamaması için bütün uyarıları yaptık.

    "Esad'la benim yaptığım 6,5 saatlik görüşmede Esad bana beyaz kağıt vermiş de ben reddetmişim gibi iddialar var. Bunlar doğru değil."

  12. Gezi Davası Silivri'de devam ediyor - Müdafi Avukat Karaduman: İddianamenizin ciddiyeti yok

    Sanıklardan Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ın avukatı Özgür Karaduman savunmasında, “Fethullahçı çetenin hazırladığı tutanak ve tapelerin ‘yeniden kıymetlendirilmesi’yle hazırlanan bir iddianamenin savunmasını yapıyoruz” dedi.

    Karaduman şöyle devam etti: “İddianamenizin ciddiyeti yok. 29. sayfasındaki bölümleri, ‘anambunelan’ takma adlı bir yazarın Uludağ Sözlük’te girdiği entry’den alınmış.”

    “Her türlü şeye siyasal iktidarın karıştığı yerde, buna itiraz edenlerin birlikte seslerini yükseltmeleri en demokratik hak kullanımıdır. Bu suçlanamaz, bu yargılanamaz.”

    16 sanığın yargılandığı davada, duruşmaya tutuklu sanık Osman Kavala'nın yanı sıra tutuksuz sanıklar Yiğit Aksakoğlu, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Yiğit Ali Ekmekçi, Taksim Dayanışması'ndan Can Atalay, Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman katıldı.

    "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan yargılanan sanıklar hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları isteniyor.

    Davayı BBC Türkçe’den Esra Yalçınalp izliyor.

    View more on twitter
  13. Canan Kaftancıoğlu'nun davası 6 Eylül'e ertelendi

    Canan Kaftancıoğlu 2011 ve 2012 yıllarındaki sosyal medya paylaşımları nedeniyle yargılanıyor. Kaftancıoğlu'nun Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda ikinci duruşması yapılan davasının bir sonraki duruşması 6 Eylül'de olacak.

    Kaftancıoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti devletini alenen aşağılama", ''kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret'', ''Cumhurbaşkanına hakaret'', ''halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek'' ve ''terör örgütü propagandası yapmak'' suçlamalarından yargılanıyor.

    Kaftancıoğlu'nun 17 yıla kadar hapsi isteniyor.

    View more on twitter
  14. Davutoğlu: Demokrasilerde parti kurmak bölücülük değildir

    İsmail Saymaz, Yavuz Oğhan, Ahmet Davutoğlu, Akif Beki
    Image caption: İsmail Saymaz, Yavuz Oğhan, Ahmet Davutoğlu, Akif Beki

    Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu gazeteci Yavuz Oğhan'ın kişisel YouTube kanalı olan "Bidebunuizle"de Oğhan ile birlikte İsmail Saymaz ve Akif Beki'nin sorularını yanıtlıyor. Davutoğlu, "Demokrasilerde parti kurmak bölücülük değildir" dedi.

    T 24 sitesinin haberine göre Davutoğlu'nun yaptığı açıklamalardan bazı satır başları şöyle:

    • İçeriden bir eleştiri olarak söyleyeyim otosansürün en yoğun olduğu dönemden geçiyoruz. Özgürce konuşursanız her türlü problemi çözersiniz
    • "Pelikan çetesi denilen çete, herkes tarafından malum oldu. Bu bildirinin arkasındakileri biliyorum, kimlerden talimat aldıklarını biliyorum. "Ben ne yaptım bu insanlara?" dedim. "Acaba kendimde bir şey var mı?" dedim. Beni istifaya zorlamak istenen bildiri beni Alman ajanı ilan ediyordu. Ben ne yaptım ki bu kadar ağır bir ithamla karşı karşıya kaldım?
    • MKYK'da bir muhtıra vari bir tavır yaşadım. Ondan iki gün sonra böyle bir bildiri yayımlandı. Ola ki yanlış bir takım politikalar geliştirmiş olabilirim. Hepsine açığım ama niye bu şekilde hedef alındım? Bu bağlamda 3 yıl sonra ilk defa konuşuyorum. 3 yıl boyunca ben susmadım aslında, Cumhurbaşkanına hep düşüncelerimi aktardım. Hep düzelir umuduyla böyle bir açıklama yapmamıştım.
    • MKYK ile bana, "Sen başbakan gibi görün ama başkan olma, başbakanmış gibi yap ama yetki kullanma" dendi. Bunu benden Cumhurbaşkanı ve MKYK'ya imza atanlar istiyordu. Ben kendimi bilirim benden her şey olur da düşük profilli olmaz.
    • AK Parti'nin ittifak ilişkilerine girmesinden rahatsız olduğumu hep söyledim. Mart ayında bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan'a da aktardım. Bu ittifak ilişkisi AKP'nin doğasını bozmakta olduğunu ve MHP'ye oy kaçırmaya neden olacağını anlatmaya çalıştım. Bundan dolayı Bahçeli'nin bana öfkelenmesini anlarım. Ama benim anlayamadığım şey, kendileri için makamımdan ayrılmayı göze aldığım kişilerin hedefinde olmam. Benim yakınlarımın, eşimin konferansının iptal edilmesini anlayamam.
    • 15 Temmuz gecesi sokağa inip, beyaz gömlekleriyle direnmiş İstanbul, Ankara il başkanımız sadece 'Davutoğlu döneminde atandı' deyip, görev teslimlerde konuşmasına bile izin vermeyip atmak nedir? Beni gönülden yaralayan bir şeydir bu.
    • 2 Kasım 2015 günü bu ülke yeni bir umuda uyanmıştı. 4 yıl seçimsiz yıllar. 3 ay içinde bütün sözlerimizi yerine getirmişiz. Bütçe açığı yüzde 1,8'lere inmiş, ÜFE yüzde 3,2 idi. Böyle bir ortamdaki Türkiye'nin yaşamasını istemeyen kimlerse, bunu sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan'la aramda gibi görmeyin lütfen. Özünden koparılan bir başkanlık sistemiyle Türkiye'nin yüzde 50+1'e mecbur edildiği bir koalisyon için benim devre dışına bırakılmam gerekiyordu.
    • Cumhurbaşkanı Erdfoğan'a, "Gelin Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ile konuşayım, onları parlamenter sistemine ikna edelim, bütün yetkileri başbakanda toplayalım" dedim. "Siz başbakan olun ve bütün yetki sizde olsun. İsterseniz ben danışmanınız olayım, istemiyorsanız ben akademisyenliğe dönelim" dedim. "Perşembe gününe kadar siz tefekkür edin, istediğiniz arkadaşlarla konuşun" dedim. "Benim size meydan okuma gibi bir kaygım yok" dedim. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böyle devam edelim" dedi. Eğer onu yapmış olsaydık sonraki birçok tıkanma yaşanmayabilirdi. Aramızdaki hukuk zedelenmezdi.
    • Kırgınlığı keşfetmiş olmak güzel bir şey ama önce hepimiz karşı tarafı ne kadar kırdığımıza bakalım. Ben kırgın değilim. Ben bayram tebriği için aradım Cumhurbaşkanını. Ben hukukları gözetirim. Benim kırgınlığım şahsıma yapılan şeylerden kaynaklanmıyor. Bana o iftiraları atanlara şahsi kul hakkım helal olsun.
    • Aile hayatına özen gösterilmeli. Kimsenin özel hayatı üzerinden eleştirmemesi gerekir. Berat Albayrak'a yapılan aile eleştirisi değildir, bakandır bunları göğüslemesi lazım.
    • Genel başkanlık ayrılmalı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı kesinlikle seçimle gelmeli. Bakanlar mutlaka meclisten onay alarak göreve başlamalı. Yargı bağımsızlığı teminat altına alınmalı.
    • MHP ile ittifakla Kürt oylarını kaybetme ihtimalimiz olduğu için Meclis'teki çoğunluğu kaybedeceğimizi Cumhurbaşkanına ilettim.
    • Ali Babacan ile aramızdaki hukukun ölçüsü yoktur. Hep bir güven ilişkisi oldu aramızda. 1 Kasım'da ısrarla olmasını istediğim arkadaşlarımızdan biriydi. Çünkü Türkiye'nin Babacan gibi arkadaşlara ihtiyacı var. Yetişmiş devlet adamlarından bir kişiyi bile ihmal veya israf etmek bir milletin yapabileceği en ağır israftır. Hakkında herhangi bir olumsuzluk olmayan bir devlet adamının gitmesi en büyük israftır. O süreç içinde bir yıl içinde çok istişarelerde bulunduk. Muhtemelen Babacan benim manifestomu okuduğunda kendisi de imza atacak nitelikte görmüştür diye düşünüyorum. Ben bu konuda da elimden geleni yaptım, beraber olabilmek için. Parti içinde de dışında da, hep konuştuk.
    • Benimle ilgili çalışmış herhangi bir arkadaşıma haksızlık yapılmasına tahammül göstermem. Ali Babacan'a soruşturma başlatıldığında aradım, destek verdim. Babacan'ın bürokratik ciddiyetine, titizliğine şahidim. Onun arkasında durmak benim görevim. Bu kim olursa olsun. Manifestodan sonra kendisiyle görüştük. Dostane bir görüşme oldu. Öneri götürmedim. 31 Mart öncesinde Ali Bey'e 31 Mart'tan sonra Türkiye'yi kritik bir zaman beklediğini, hepimizin konuşması gerektiğini, beklemek gerekmediğini, 31 Mart'ta AK Parti çok büyük oranda bir zafer kazansa da kazanamasa da yanlış gidenleri söylememiz gerektiğini söyledim.
    • Ali Babacan ve Abdullah Gül ile neden beraber olmadığımızı bilmiyorum.
  15. Gezi Davası Silivri'de devam ediyor - Müdafi Avukat Fikret İlkiz: "5 yıl önce bu dava görülmüş, sanıklar beraat etmişti; hukuk ilkelerine göre aynı suçtan ikinci bir dava açılamaz"

    16 sanığın yargılandığı Gezi davasının ikinci duruşması Silivri’deki İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı.

    Duruşmaya tutuklu sanık Osman Kavala'nın yanı sıra tutuksuz sanıklar Yiğit Aksakoğlu, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Yiğit Ali Ekmekçi, Taksim Dayanışması'ndan Can Atalay, Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman katıldı.

    Yaklaşık 21 aydır tutuklu olan iş insanı Osman Kavala salona girerken izleyiciler ayakta alkışladılar.

    Duruşmayı yaklaşık 300 izleyici, 50 avukat, milletvekilleri, gözlemciler, yerli ve yabancı basın izliyor.

    Duruşma takvime iki gün olarak yazılsa da, mahkeme başkanı Mahmut Başbuğ, müdafi avukatları dinleyip bugün celseyi bitirmeyi planladığını söyledi.

    Taksim Dayanışması'nda sanık olan Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ve Can Atalay'ın avukatı Fikret İlkiz, savunmasında "33. Asliye Ceza Mahkemesi beş yıl önce zaten bu davayı görmüştü ve sanıklar beraat etmişti. Hukuk ilkelerine göre aynı suçtan ikinci bir dava açılamaz" dedi.

    Sanıklar "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan yargılanıyor ve haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

    657 sayfalık iddianame 4 Mart 2019'da İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti. İddianamede sanıklar "protestoları örgütlemek ve finanse etmekle" suçlanıyor.

    24 Haziran’da başlayan ilk duruşmanın ardından, iki tutuklu sanıktan biri olan Bernard van Leer Vakfı Türkiye Temsilcisi Yiğit Aksakoğlu’nun tahliyesine karar verilmişti.

    Duruşmayı BBC Türkçe'den Esra Yalçınalp izliyor.

    Gezi davasi
  16. Sosyal medya paylaşımlarından yargılanan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun 2. duruşması Çağlayan'da başladı

    Kaftancıoğlu davası

    Sosyal medya paylaşımları nedeniyle yargılanan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun davasının ikinci duruşması Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda başladı.

    Kaftancıoğlu, 2011 ve 2012 yıllarındaki sosyal medya paylaşımları nedeniyle "Türkiye Cumhuriyeti devletini alenen aşağılama", ''kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret'', ''Cumhurbaşkanına hakaret'', ''halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek'' ve ''terör örgütü propagandası yapmak'' suçlamalarından yargılanıyor.

    Canan Kaftancıoğlu savunmasında, “Bu dava bir ceza davası değil bir cezalandırma davasıdır” dedi.

    Kaftancıoğlu hakkında, sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame 27 Mayıs'ta kabul edilmişti. Kaftancıoğlu'nun 17 yıla kadar hapsi isteniyor.

    Davayı izlemek ve Kaftancıoğlu’na destek vermek amacıyla çok sayıda gazeteci, milletvekili, CHP’linin yanı sıra sivil toplum kuruluşu, sendika temsilcileri Çağlayan'a geldi.

    Adliye önünde konuşan CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, bu davanın siyasi bir dava olduğunu söyledi. Erkek, “Bu davada düşünce yargılanıyor, eleştiri yargılanıyor… Bu dava İstanbul ittifakına karşıdır” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da Twitter’da paylaştığı bir mesajla Kaftancıoğlu'na destek verdi.

    View more on twitter

    Duruşmayı BBC Türkçe'den Mahmut Hamsici takip ediyor.

  17. S-400 malzemelerini taşıyan 15'inci uçak Mürted'e indi

    Rus S-400 hava savunma sistemi malzemelerinin sevkiyatı kapsamında 15’inci uçak Ankara’nın kuzeybatısındaki Mürted Hava Meydanı’na indi.

    S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi’ne ait parçaların sevkiyatı 12 Temmuz’da başlamıştı.

    S400
  18. Yeni Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş kimdir?

    EMG

    Emniyet Genel Müdürlüğü’ne, Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile Celal Uzunkaya’nın yerine Şırnak Valisi Mehmet Aktaş atandı.

    Celal Uzunkara, İçişleri Bakanlığı emrinde Bakanlık Müşavirliği’nde görevlendirildi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan atama kararına göre, Şırnak Valiliği’ne de Bayburt Valisi Ali Hamza Pehlivan, Bayburt Valiliği’ne ise Hakkâri Vali Yardımcısı Cüneyt Epcim atandı.

    İçişleri Bakanlığı da atamalara ilişkin yaptığı açıklamada Mehmet Aktaş için şu ifadeleri kullandı:

    Quote Message: Emniyet Genel Müdürlüğü görevine atanan Mehmet Aktaş, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun olmuştur. Aksaray- Gülağaç, Malatya -Kuluncak, Muş- Hasköy, Düzce- Cumayeri ve Rize -Çayeli ilçelerinde kaymakamlık görevinde bulunmuştur."
    Quote Message: 2010-2014 yılları arasında İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nde sırasıyla Şube Müdürü, Daire Başkanı olarak görev yapmıştır. Daha sonra İçişleri Bakanlığı İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı görevine getirilmiştir. Aktaş, 2016 yılında Karabük Valiliği’nde ardından da 2017 yılında Şırnak Valiliği’nde Valilik görevlerinde bulunmuştur. Mehmet Aktaş, evli ve 3 çocuk babasıdır.”
    Mehmet Aktaş
  19. Şırnak'ta bir asker hayatını kaybetti

    Şırnak’ta 11 Temmuz’da el yapımı patlayıcının (EYP) infilak etmesi sonucu yaralanan asker, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

    Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehidimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır dileriz” dendi.

    Bölgede operasyonların sürdüğü bildirildi.

    asker