Almanya'da ateşli göç tartışması

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile iki ülkenin futbol karşılaşmasında yan yana oturduğunda dostane görüntüler sergilediler.

Image caption Erdoğan'ın atkısı iki kültürün uyum sağladığı mesajı veriyordu

Erdoğan'ın boynundaki atkıda iki ülkenin renkleri bir aradaydı.

Alman takımının yıldızı Mesut Özil, anne ve babasının memleketine gol attığında sanki utanmış gibi gözüküyordu.

Almanya'da doğup büyüyen Türk göçmenlerin çocuğu öyle çok sevinemezdi.

Sevincini Almanya'yı değil, anne ve babasının memleketini destekleyen 70 bin kişilik kalabalığın yarısının gözüne sokamazdı.

Daha sonra, 'Bu maçta gol atmak benim için harikaydı. Ama hemen o an, kutlamayı abartmamaya karar verdim' dedi.

Almanların, ki Özil de bir Alman, 'ırk' meselesine tipik yaklaşımına bir örnek bu.

Geçmişin hayaletleri

Almanların çok açık nedenlerden dolayı pek girmek istemediği bir alan bu. Geçmişin hayaletleri çok korkutucu.

Ya da en azından yakın geçmişe kadar öyleydi. Son bir kaç ay içinde başlıca siyasi partilere üye politikacılardan göç karşıtı sözler duyuluyor.

Konu birden gündemin ilk sıralarında ve gazetelerin manşetlerinde. Özellikle de yüksek tirajlı Bild gazetesinde.

Önce, o dönem Alman Merkez Bankası'nın üst düzey görevlilerinden biri olan Thilo Sarrazin, 'Hiçbir göçmen grubu Müslümanlar kadar devlet yardımlarından faydalanıp suç işlemiyor' dedi.

Sarrazin bir röportajında da, Berlin'deki çoğu Türk'ün 'meyve ve sebze ticareti dışında verimli bir işlevi yok. Yüksek doğum oranlarıyla da Almanya'yı fethediyorlar' dedi.

Sonra Bavyera eyaletinde iktidarda bulunan partinin lideri konuştu. Hristiyan Sosyal Birlik'in lideri uyum konusunda, 'Türkiye ve Arap ülkeleri gibi farklı kültürlere sahip ülkelerden gelen göçmenlerin uyumu daha zor oluyor' diye konuştu.

Image caption Tartışmayı Sarrazin'in sözleri başlattı

Peki neler oluyor? Neden birbiri ardına göçmen karşıtı açıklamalar yapılıyor?

İşsizliğe öfke

Öncelikle Almanya'da geçmişte konuşulmayan konulardaki suskunluğu bozan keskin bir ton benimseniyor.

Bir de tabi, Alman ekonomisi rakiplerine kıyasla daha hızlı büyüse de yüksek işsizlik oranları nedeniyle bir öfke var.

Tüm bunların üzerine, vergi mükelleflerinin Yunanistan'ı daha yeni batmaktan kurtardığı bir ülkede alınan kemer sıkma önlemleri söz konusu.

Bild gazetesi çalışkan Almanların tersine, Yunanlıları aylak, müsrif insanlar olarak gösteriyor.

Bu, Almanya sınırları içinde yabancı olarak görülenler de dahil, yabancıların hatalarına odaklanan bir senaryo.

Tüm bunlar, İsveç ve Hollanda'daki gibi popülist, aşırı sağcı bir partinin olmadığı bir ülkede yaşanıyor. Yani, göçmen karşıtı söylem, merkez sağ ve merkez soldaki ana akım partilere üye bireylerden geliyor.

Tabi tartışmanın tarafları her zaman birbirine karşıt iki kamp değil.

İslam korkusu

Muhafazakâr Frankfurter Allgemiene Zeitung gazetesi örneğin göçmen karşıtı sözleri kınıyor.

Gazetede, 'Almanya kalifiye göçmenler olmadan sıkıntı yaşar. En iyimser tahminlere göre bile her yıl 100 bin kalifiye göçmene ihtiyaç duyuluyor. Göçteki azalma da, net göç rakamlarının yeterli olmayacağını gösteriyor' yazıyor.

Ama gazete aynı zamanda halkın Almanya'nın 'gerçekten istediğinden daha çok İslam’ın bir parçası olmasından kaygılı olduğunu' söylüyor.

Bir başka deyişle, popülist göçmen karşıtları ekonomik gerçeklikleri görmüyor. Ama onları 'ırkçı' diye kınayanlar da Alman halkının gerçek kaygılarını görmüyor.

Popülist gazetelerde yabancı bir kültür tarafından işgal edilen bir ülke portresi çiziliyor.

Bild çok kültürlülük 'deliliğinden' bahsediyor.

Ev sahibinin kiracılara şeriat kurallarına uyulmasını şart koştuğu, alkol kullanan, domuz eti yiyenlere ev kiralamadığı apartmanların resimleri yayımlanıyor.

Kamuoyu yoklamaları, Alman halkının Bild gazetesiyle aynı görüşte olduğunu gösteriyor.

Image caption Alman Cumhurbaşkanı Müslümanların ülkeye ait olduğunu söyledi

Bir ankete göre Almanların yüzde 55'i Müslümanların ekonomi üzerindeki bir yük olduğunu düşünüyor.

Bu gerilimli atmosferde oy toplamak isteyen siyasetçiler konuya dikkatli yaklaşıyor. Angela Merkel Seehofer'ın sözlerinin yanlış anlaşıldığını söylüyor. Merkel, iktidardaki koalisyondan gelen en sert göçmen karşıtı sözlerle arasına mesafe koyuyor.

Siyasetçilerin tutumu

Ancak aynı zamanda Almanya'daki Türklerin topluma daha iyi entegre olmak için Almanca konuşması gerektiğini söyleyerek oy tabanına sesleniyor.

Fakat seçimle işbaşına gelmeyen Alman Cumhurbaşkanı Hristiyanlık ve Yahudilik gibi Müslümanlığın da ülkeye ait olduğunu söylediğinde tepki topladı.

Almanya'ya Türk göçü 31 Ekim 1961'de iki ülke arasıda imzalanan bir anlaşmayla başladı.

Anlaşma aslında 'Gelip çalışın, ama kalmayın' diyordu.

Zamanla daha çok işçi geldikçe anlaşmadaki 'rotasyon' maddesi kaldırıldı. Bu kısmen Alman şirketlerinin sürekli işçi eğitmek istememesinden kaynaklanıyordu.

Davetin 50'inci yıldönümü yaklaşıyor ve bu tarih yaklaştıkça tartışma daha da alevlenecek gibi gözüküyor.

İlgili haberler