DERGİ - Asya’da dikkat edilmesi gereken hassas konular

Yabancı bir ülkeye gittiğinizde dikkat etmeniz gereken şeyler vardır; siyasal, dinsel, kültürel bakımdan hassas olmanızı gerektiren konular.

Batı’da yetişmiş birinin Asya ülkelerinde nelere dikkat etmesi gerektiğini bilmesi beklenemez. Farklı milletleri ve dinleri barındıran Asya kıtası homojen bir yapıya sahip değil elbette. Ama sık sık bu ülkelere gidip gelenlerin bu konudaki uyarıları dikkate alınabilir.

Eleştiriye dikkat

Asyalı yeni iş arkadaşınızı eleştirecekseniz söze pozitif başlayın. Hong Kong’daki Asya CEO Forum’un başkanı Mark Michelson’un dediğine göre, Japonya’da bir Amerikalı herkesin ortasında bir hükümet yetkilisine “Sen ne dediğini bilmiyorsun” dediği için ilişkileri bozulmuş. “Hiçbir kültürde insanları utandırmak hoş karşılanmaz; yapıcı olmak en iyisidir. Ama Asya’da sesinizi yükseltmek ya da parmak sallamak özellikle gücendirici olabilir,” diyor Michelson.

Dini inançlar

Dini inançları bilmek gerekir. Yani bir başkasının tanrısını eleştirmeyin. Hindistan’da dini inanç oldukça güçlüdür. Endonezya gibi bazı Müslüman ülkelerde bazı din adamları köpeklerin temiz olmadığını ve onlara dokunmanın günah olduğunu söyler. Müslüman Malezyalılara yönelik olarak yürütülen “köpeğe dokun” kampanyası düzenleyenler ölüm tehditleriyle karşılaşmıştır.

Hassas konular

“Çin’de kiminle konuşursanız konuşun, ama üç ‘t’yi telaffuz etmeyin: Tibet, Tayvan ve Tiananmen. Bunlar dış müdahale olarak algılanacaktır,” diyor ABD-Çin Enstitüsü’nde Mike Chinoy. Çin Mavisi adlı belgeselin yönetmeni Micha Peled ise “Kore’de Japonya’yı, Japonya’da Çin’i methetmeyin,” diye öğüt veriyor. Seul’deki Marriott otelleri genel müdürü Nicholas Tse ise şu uyarıda bulunuyor: “Filipinler’de yemekle ya da Papa’yla dalga geçmeyin. Güney Kore’de Kuzey Kore’den bahsetmeyin.”

FarFilms adlı Çinli yapımcı şirketin müdürü Mitchell Farkas “Singapur’da dayakla ilgili yasalardan söz etmemek en iyisi,” diyor. Yönetmen Micha Peled ise “Hindistan’da ne insanlara kast sisteminin geri olduğunu söyleyin, ne de neden hala Pakistan’la barış yapmadıklarını sorun,” diyor.

Tayland’da eski ya da yeni kraliyet ailesiyle ilgili hiçbir yorum yapmamanız, daima saygılı olmanız tavsiye ediliyor. Hakaret olarak algılanabilecek her şey hapse atılmanız için bir neden olabilir, diye uyarıyor New York’taki Columbia Üniversitesi kamu sağlığı preofesörü Peter Muenning.

Genellemelerden kaçının

Antropolog Meyumi Ono ise Japonya’da asla bir işadamının saçıyla ilgili yorumda bulunmamayı öneriyor. “Kellikle ilgili şakalardan kaçının. Ayrıca insanların kokusuyla ilgili yorum yapmayın,” diyor.

Çin kökenli olup da İngiltere’de yetişen Marriott müdürü Tse, en sinir bozucu şeyin, insanların “Ne güzel İngilizce konuşuyorsunuz” demesi olduğunu söylüyor. Karşınızdaki Asyalı olarak düşündüğünüz kişi nihayetinde ABD ya da İngiltere’de yetişmiş olabilir. Asia Ceo’dan Michelson, Asyalılarla konuşurken genellemeler yapmaktan kaçınmak gerektiğini belirtiyor.

Çorbayı höpürdeterek içmek

Antropolog Ono, kadeh tokuştururken kadehinizi üstlerin kadehinden daha aşağıda tutmaya dikkat etmeniz konusunda uyarıyor. Bu özellikle Çin için geçerli. Ayrıca size sunulan bir yiyeceği geri çevirmeyin. ABD-Çin Enstitüsü yetkilisi ise yemekte son kalan yiyecekleri almamanız, yemek çubuklarını pilavın içinde bırakmamanız gerektiğini belirtiyor. Çorbayı höpürdeterek içmek ise iltifat olarak görüleceğinden sorun sayılmıyormuş.

‘Evet’i cevap sanmayın

Görüşlerine başvurduğumuz kişiler, Kore’de hayır denmeyen ya da net ifade edilmeyen şeyleri onay olarak düşünmemek gerektiğini, sadece ‘anladım’ anlamına gelebileceğini belirtiyor. Çin’de ise çabucak verilen ‘hayır’ cevabı, genellikle sizin teklifinizi artırmanızı istedikleri için olabilir. Fakat Japonya, Tayland ve birçok Asya ülkesinde ‘hayır’ kelimesi hiç kullanılmaz. Gecikmeli cevaplar ya da gerekçeler sunmak daha kibar bir davranış olarak algılanır.

Söz gümüşse sükut altın

Hong Kong’da cep telefonunda yüksek sesle konuşmak normal karşılanırken, Japonya’da kamu alanını işgal eden kaba bir davranış olarak görülür. Sessizlik tercih edilir. Michelson, Batı’da sessizlik anında kendinizi bir şeyler söylemek zorunda hissedersiniz,” diyor. “Oysa söylenmemiş şeyler söylenmiş olanlardan daha çok değer taşır.”

Bu makalenin İngilizce aslını BBC Capital’de okuyabilirsiniz.

Dergideki diğer makalelere buradan ulaşabilirsini z.