DERGİ - Bir anlatabilsem...

Telif hakkı b

Bir durumu, bir duyguyu bir tek kelimeyle anlatmak her dilde mümkün olmayabiliyor.

Lost in Translation (Çeviri Kaybına Uğradı) adlı kitabına önsözünde Ella Frances Sanders şöyle diyor: “Bazı duygularınızı ana dilinizde ifade edecek kelime bulamıyorsanız üzülmeyin; o kelimeyi başka dillerde bulabilirsiniz.” Britanyalı tasarımcı Sanders dünyanın farklı dillerinde özel anlamları olan ama diğer dillerde karşılığı bulunmayan 50 kelimeyi resimlemiş. Sanders bu kelimelerin, farklı dillere ve kültürlere sahip olsa da insanların ne kadar çok ortak özelliği olduğunu gösterdiğini ve “diğer dilleri akıcı konuşmaya gerek olmadan iyi iletişim kurmanın mümkün olduğunu” ifade ediyor.

Mangata kelimesi İsveç dilinde “ayın su üstünde yol şeklinde yansıması” anlamına geliyor.

Akihi kelimesi Hawai dilinde aslında birçok kişinin karşılaştığı bir durumu, yön tarifi aldıktan sonra hemen unutma halini ifade ediyor.

Gal dilinde kullanılan Hiraeth kelimesi, Portekizli ya da Brezilyalıların mizacı olarak bilinen ve “olmayan bir yere özlem” olarak ifade edilebilecek duyguyu anlatıyor.

Eskimo dilinde Iktsuarpok kelimesi sabırsızlık ve beklenti arasında bir durumu, “ikide bir dışarı çıkıp biri geliyor mu diye bakma” halini ifade ediyor. Sanders, “Bu kelimeler hepimizin bildiği duygulara ve durumlara verilmiş adlar; yani Brezilyalı biri İsveçli birinden ya da bizden çok farklı değil aslında,” diyor.

Kummerspeck Almancada “üzüntüden ya da sıkıntıdan dolayı aşırı yeme nedeniyle kilo alma” durumunu anlatıyor.

Japonca Wabi-sabi “kusurda güzellik bulma, yaşam ve ölüm döngüsünü kabullenme”yi ifade ediyor. Sanders bu kelimenin Budizm kaynaklı olduğunu belirtiyor.

Sanders’in kitabında yer alan kelimelerin bazıları belli bir kültüre özgü ölçü birimlerini ifade ediyor. Finlandiya’da kullanılan Poronkusema kelimesi ‘ren geyiğinin dinlenmeden rahatlıkla alacağı mesafe’ demek. Pisan Zapra ise Malay dilinde “muz yemek için gereken zaman”ı anlatmak için kullanılıyor.

Kalpa kelimesi, eski Hint dili Sanskritçede “kozmolojik anlamda zamanın akışı”nı ifade ediyor.

Japoncada Tsundoku kelimesi “bir kitabı satın aldıktan sonra okumadan diğer okunmamış kitaplar yığınına eklemek” anlamına geliyor.

Boketto kelimesi Japoncada “hiçbir şey düşünmeden boş boş uzaklara bakma” halini anlatıyor.

Bu makalenin İngilizce aslını BBC Culture’da okuyabilirsiniz.

Dergideki diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.