DERGİ - Mantarlara dair çok ilginç bilgiler

Küçük olduklarına bakmayın. Mantarlar olağanüstü ilginç özellikler taşıyor.

Mantar ve alkol

Mantarlarla ilgili bir makalenin ilk cümlesi, ilk insanları sarhoş ettiği için Kraliyet Mantarı denen bir mantar türüne teşekkürle başlamalı.

Bu bildiğimiz mayadır. Maya bir mantar türüdür ve enerjisini fermentasyon yoluyla sağlar. Alkol ve karbondioksit bu işlemin yan ürünleri olarak ortaya çıkar.

Alkol çoğu mikrobu öldürür. Ama maya yüksek düzeyde alkole dayanacak şekilde evrilmiştir.

Zararlı mikroplar ortadan kalkınca insanların gelişme şansı da artmıştır. 10 bin yıl önce, insanlar henüz soğutma ve pastörize yöntemlerini keşfetmemişken hem besleyici hem de hastalık barındırmayan bir içecek oldukça değerli sayılıyor olmalıydı.

Hatta bazı arkeologlar insanların tahılı ekmek için değil, alkol için ürettiğine bile inanıyor.

İnsanların alkol sevgisinin sanıldığından çok daha eskilere dayandığı, Mısır testilerinde 5 bin yıl öncesine ait alkol mayaları bulunduğu, hatta Çin’de 9 bin yıl öncesinde alkol üretildiğine dair veriler olduğu belirtiliyor.

Mantarlar esinti yaratır

Maya bol miktarda etil alkol üretirken mantarlar da rüzgar esintisi yaratır.

Nasıl ki ağacın meyvesi tohum içeriyorsa mantarın şapka kısmı da sporlarla doludur. Ama ağacın tersine mantarın büyük kısmı yer altında saklıdır ve başka mantarlarla bağlantılıdır.

Böylece mantar sporlarını uzaklara gönderip topraktaki besin için mücadele edilmesini önlemiş olur. Meyvelerin tersine, mantarların tohumlarını taşıyacak fazla sayıda hayvan yoktur. Onlar da sudan yararlanırlar.

Sporları dağıtma vakti geldiğinde mantarlar su bırakır. Bu su buharlaşıp mantarı serinletir. Serin hava sıcak havadan daha yoğun olduğundan, sporları 10 cm uzağa taşıyacak esinti oluşturur.

Mantarlar karıncaları zombiye dönüştürür

Tropik ormanlardaki bazı mantarlar, marangoz karıncalar olarak bilinen bir karınca türünün üzerine sporlarını tutundurarak beyninde yuvalanır.

Sporların beyindeki etkisiyle karıncalar delirmişçesine yürüyerek mantara en ideal ısı ve nem koşullarını sağlayacak şekilde, ağaçların gövdesinde konumlanır. Bazen sporlar karıncaları yerdeki bir yaprağa yönlendirir ve normalde yaprağı ısırmadıkları halde ısırıp tutunarak orada öylece ölü bir şekilde kalırlar. İki hafta boyunca sporlar orada olgunlaşıp üremeye ve sağlıklı karıncalara konmaya başlar. Böylece bu döngü devam eder.

(Görmek için makalenin aslında bulunan video bağlantısına TIKLAYIN.)

Kurşundan da hızlı mantar

Pilobolus denen mantar türü hayvan dışkısında yetişir. Su damlacığı şeklindeki bir kese içinde sporlarını saklar. Sporlar olgunlaştığında, kese onları etrafa yaymak için saniyede 25 metre hız kat edecek şekilde patlar. Fakat hızlanma bakımından yeryüzündeki her şeyden daha hızlıdır. Satürn gezegenine gönderilen Apollo 8’in hızlanması saniyede 40 m iken, bu mantarınki 1,7 milyona ulaşır.

(Sporların hızını görmek için makalenin aslında bulunan video bağlantısına TIKLAYIN.)

28 bin cinsiyeti olan mantarlar

Mayalarda sadece iki gen tarafından kontrol edilen iki cinsiyet vardır. Ancak burum genetik çeşitliliği engellediği için bazı mantarlarda (Schizophyllum commune) her cinsiyet geninin yüzlerce farklı versiyonu bulunur. Bu durum, kuraklık, yangın, parazit gibi çevresel tehditlere karşı farklı kombinasyonlar yaratarak korunmayı sağlar.

Bazı mantarlardaki parazitler ıstakoz mantarı gibi lezzetleri ortaya çıkarır. Yenilebilir türden diğer mantarların üzerinde büyüyen bu parazit mantarlar, diğerinin rengini pişmiş ıstakoza dönüştürür. Lezzetiyle bilinen bu mantarların kilosu 40 dolardan satılmaktadır.

Yeryüzünün en büyük canlısı

ABD’nin Oregon bölgesinde Blue Mountains dağlarında görülen bal mantarı 3,8 kilometre çapında bir alana yayılmış durumda.

Çoğu bölümleri yer altında olan bu mantarların yaşının 1900 ila 8650 yıl arasında olduğu tahmin ediliyor. Birkaç yıl öncesine kadar kimsenin haberi bile yokmuş böyle bir mantarın varlığından.

Bilim insanları mantarların DNA’sından yola çıkarak doğada 5 milyondan fazla mantar türünün olduğunu tahmin ediyor.

Bu makalenin İngilizce aslını BBC Earth’te okuyabilirsiniz.

Dergideki diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.