Dünya Kupası 2018 : Modric ve diğer Hırvat yıldızları şekillendiren savaş ve sürgün

The Croatian football team celebrate victory over England Telif hakkı Getty Images

İngiltere'yi yarı finalde yendikleri akşamın ardından, Luzhniki Stadı'ndan ayrılan Hırvat forması denizindeki Jacob Montic'e bir Meksika televizyonu ekibi, Dünya Kupası finaliyle ilgili görüşlerini ve finalin Hırvat takımının boyunu biraz aşıp aşmadığını sordu.

17 yaşındaki Montic'in yanıtı "Luca Modric'i biliyorsunuz değil mi. Mayınların arasında top sürüyordu. Onun gibi biz de korkmuyoruz" oldu.

Modric, Hırvatistan'ın tarihi başarısındaki "savaş çocukları"ndan biri.

Hırvat ekibinin önde gelen oyuncularının bazıları, Yugoslavya'nın 1991'deki çöküşünü izleyen kanlı çatışmaları bizzat yaşadı.

Telif hakkı Getty
Image caption Savaşın çocukları Luca Modric ve Ivan Rakitic'in birbirlerine sarılmaları.

Hırvatistan ve Slovenya'nın tek taraflı bağımsızlık ilanları, Yugoslav/Sırp güçlerin sert tepkisine yol açtı.

Modric ve Tottenham'ın eski oyuncularından Vedran Corluka, şiddet olayları nedeniyle evlerinden oldu ve mülteci durumuna düştü.

Diğer bazı oyuncuları da evlerinden oldu ve ülkelerini terk etmek zorunda kaldılar. Barcelonalı Ivan Rakitic'in ailesi İsviçre'ye yerleşti. Rakitic, Hırvatistan formasını giymeyi tercih etmeden önce İsviçre'de oynamıştı.

Oyuncuların Tribünü adlı internet sitesi için bir makale kaleme alan Rakitic "Bir çocuk olarak Balkanlar'da olan biteni anlamak zordu. Ailem bana ve erkek kardeşime savaştan hiç bahsetmedi, ama çok sayıda yakınlarını kaybetmişlerdi. Biz şanslıydık" diye yazmıştı.

Evlerinden olanlardan biri de, İngiltere'ye karşı galibiyet golünü atan Mario Mandzukic'in ailesi. Mandzukic ailesinin kaçtığı Almanya'da yetişti.

Image caption Modric'in ailesinin evi Sırp milislerce yok edildi.

Mordric gerçekten mayınlar arasında top sürmese de, Hırvatistan'ın liman kenti Zadar'da Sırp güçlerinin bombardımanı izin verdiği sürece eski bir futbol topuyla oynuyordu. Sırp milislerin büyükbabasını öldürüp, evlerini ateşe vermelerinin yarattığı travmayla başa çıkmanın yollarından biriydi.

Modric gibi çocuklara bomba sığınaklarından çok uzaklaşmamaları ve komşu mahallelerdeki bubi tuzaklarına dikkat etmeleri öğüdü veriliyordu.

'Savaş beni daha güçlü kıldı'

Savaş hakkında nadiren konuşan Modric 2008'de "Sadece altı yaşındaydım ve gerçekten zor günlerdi. Düşünmek istemediğiniz bir şey olsa da çok canlı bir şekilde hatırlıyorum. Savaş beni daha güçlü kıldı. Ömrüm boyunca üzerimde taşımak istemiyorum ama unutmak da istemiyorum" demişti.

Telif hakkı AFP
Image caption Mayınlar hala Hırvat çocuklar için bir tehlike

Liverpool forması giyen Dejan Lovren de benzer anılara sahip. Onun ailesi de savş nedeniyle Almanya'ya kaçanlardan. İltica başvuruları reddedilince 1990'ların sonlarında Hırvatistan'a döndüler. Ancak Lovren ana dilini iyi konuşamıyordu ve okulda başarısız oldu.

Lovren "Suriye ya da başka ülkelerden mültecileri gördüğümde ilk tepkim, bu insanlara bir şans vermemiz gerektiği. Başkalarının neden olduğu bir savaşın parçası olmak istemiyorlar. Tek yapmak istedikleri savaştan kaçmak" diyor.

Ancak bu duygular Hırvatistan genelinde pek paylaşılmıyor. Uluslararası Af Örgütü, Hırvat hükümetini ülkeye kaçar yollardan giren mülteci ve göçmenlere etkin bir iltica süreci sunmamakla suçladı. Bir sivil topluk kuruluşu da polisin göçmenlere yönelik şiddetinden bahsetti. Avrupa Adalet Divanı da ülkenin yasadışı davrandığına karar verdi.

Telif hakkı Getty Images
Image caption Hırvatistan'ın son üç maçı da uzatmalara gitti

Los Angeles'tan biraz fazla, 4,1 milyon kişilik nüfüsa sahip olan Hırvatistan, 1950'de Uruguay'ın başarısının ardından Dünya Kupası'nda bu kadar ileri giden ilk ülke.

Acılı bağımsızlık süreci aynı zamanda bazen çirkin yüzünü de gösteren bir milliyetçiliği besledi. Grup maçlarında Arjantin karşısında alınan galibiyetten sonra, Hırvat oyuncular soyunma odasında, aşırı sağcı Hırvat militanlar tarafından söylenen milliyetçi bir şarkıyı söylerken duyuldu.

Ancak milliyetçi atmosfer her yerde. İngiltere'ye karşı oynanan yarı final maçından önce Hırvat gazetesi Jutarjni'nin başyazısında oyunculardan "kanları, terleri, göz yaşları ve birlikleriyle" savaşmaları isteniyordu.

Yazıda ayrıca "Küçük ve çok az nüfuslu ülkeler bile birlikte çalışırlarsa ünlü ve büyük olabilirler" deniyordu.

Telif hakkı Getty Images

Bunun üzerine bir de Hırvat Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar-Kitarovic Dünya Kupası maçlarını izlerken protokol kurallarını bir yana bıraktı. Önce Rusya'ya karşı oynanan çeyrek final maçında VIP locasında üzerinde Hırvat formasıyla oturdu ve sonra Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev'in yüzüne karşı golü kutldadı.

Ancak sahadaysa, Hırvatistan kollektif futboluyla, yorulmak bilmeden yaptıkları koşularla ve kalplerini ortaya koymalarıyla öne çıkıyor.

Takım son üç maçın hepsini 120 dakika oynadı. Uzmanlar, Fransa maçına kadar dinlenip dinlenemeyeceklerini merak ediyor.

Ancak aynı şey yarı final öncesinde de söylenmişti. Modric ise maçtan sonra buna İngiliz ITV televizyonundaki röportajında "Bu büyük bir hataydı. Bütün bunları okuyor ve 'Tamam, kimin yorgun olacağını göreceğiz' diyoruz. Maça hem fiziksel hem de zihinsel anlamda hakim olduk" diyerek yanıt verdi.