Dünya sporunun doping karnesi

Gerek Türkiye'de, gerekse dünyada bilhassa atletizm odaklı doping haberleri manşetteyken Dünya Dopingle Mücadele Ajansı WADA da 2012 istatistiklerini yayınladı.

WADA'nın bu yıl 10. defa yayınladığı istatistikler, bugüne kadar iki kaynaktan, WADA onayına sahip laboratuvarlar ve ülkelerin dopingle mücadele kurumlarından toplanıyorlardı.

Bu yılki veriler ilk defa tek bir ana kaynaktan, kurumun kendi veri bankası ADAMS'tan (Dopingle Mücadele Uygulama ve Yönetim Sistemi) geliyorlar.

Toplam doping testi

2012 yılında dünyada yaklaşık yüzde 70'i olimpik spor dallarında olmak üzere 267,645 doping testi (A numunesi) gerçekleştirilmiş. Bu rakam geçen yıla oranla yüzde 10'luk bir artış demek olsa da 2011 yılında yapılan test sayısının nispeten düşük olduğunu vurgulamak gerek.

WADA'nın dopingle mücadele talimatının 2004 yılında yürürlüğe girmesinden beri sürekli artan doping kontrollerinin zirve yaptığı yıl hala 2009 yılı. Anlaşılan pek de ucuz bir işlem olmayan doping testlerinin de ekonomik buhrandan etkilenmişler.

Doping testlerinin büyük çoğunluğu idrar örneklerinin tahliliyle yapılıyor. Geçen yıl sporculardan toplanan numunelerin yüzde 88'i idrar numunesi, kan numunelerinin oranı yüzde 5, biyolojik pasaport oranı ise yüzde 6.

Bir başka bilgi: toplanan numunelerin yüzde 53'ü müsabaka dışında alınan örnekler, yüzde 47'si müsabakalarda.

En çok hangi laboratuvarda test yapılıyor?

Dünyada toplanan numunelerin test edildiği, WADA tarafından onaylanmış 33 laboratuvar bulunuyor. Bunlar içinde en çok test yapanı, yıllardır açık ara ile Amerika'daki Los Angeles laboratuvarı.

Sadece ABD'deki laboratuvarlarda 2012 yılında toplam 57 binden fazla numune test edilmiş.

Fakat bunların sadece 6,500 kadar olimpik dallardan.

ABD'de çok sevilen sporlardan Amerikan futbolu, beyzbol gibi dalların "olimpik" olmamaları bu düşük oranın açıklaması.

Mukayese etmek gerekirse Rusya'daki veya Almanya'daki testlerin %93'ü olimpik spor dallarından alınan numunelere uygulanmışlar.

Hacettepe laboratuvarının akreditasyonunun geri gelmemiş olması nedeniyle 2011 ve 2012 yıllarından rakamlar yok.

Fakat mukayese etmek açısından paylaşmak gerekirse, tam adıyla Türkiye Doping Kontrol Merkezi'nde 2010 yılında 3,666 test yapılmış.

Hangi yasaklı maddeler?

Yasaklı maddeler söz konusu olduğunda yıllardır zirvede tek bir grup var: son dönemde yakalanan atletlerimiz tarafından da maalesef sıkça rağbet edilen stanozolol gibi anabolik maddeler. Gerçi bunların toplam maddeler içindeki oranı geçen yıla (yüzde 60) oranla azalmış. Buna mukabil peptid hormonları/büyüme faktörleri ile glukokortikösteroid kullanımında artış var.

Hangi sporlar?

Sayıca doping kontrollerine bakıldığında zirvede yıllardır 3 tane spor dalı var: futbol, atletizm ve bisiklet. İtiraf etmek gerekirse bu istatistik gerçekleri tam olarak göstermiyor, çünkü dünyada lisanslı futbolcu sayısının örneğin bisikletçi sayısından katbekat fazla olduğunu tahmin etmek zor değil.

Ayrıca grafikte sadece "olimpik' sporların bulunduğunu da belirtmek gerek. Yoksa örneğin beyzbolda senede 20 bin, Amerikan futbolunda 23 bin civarında numune test edildiğini ekleyelim.

Biyolojik pasaport

Biyolojik pasaport, yani kabaca sporcuların biyolojik değerlerinin (örneğin hematolojik profili) düzenli olarak takip edilip, belirli bant aralıkları dışına sapmaların doping kabul edilmesi, doping kontrolünde 2009'dan bu yana yeni bir çığır açtı. 2009 yılında dünyada 6.082 biyolojik pasaport tahlil edilmişken, bu rakam geçen yıl 18.223 ölmüş.

Sporlar temelinde bakınca bisiklet, biyolojik pasaportu geniş çapta ilk uygulayan spor olarak yıllardır açık ara ile önde. Bu durum, neden bu kadar çok bisikletçinin dopingden yakalandığını açıklayan nedenlerden biri.

Türkiye nerede?

Laboratuvar istatistikleri "hangi ülkeler?" sorusuna tam olarak cevap vermiyor, bu sorunun net bir cevabını vermek de WADA istatistiklerine bakarak mümkün değil.

Bugün dünyada doping numunelerini toplayan 610 organizasyon var.

Bunlar içinde ulusal dopingle mücadele organizasyonları, uluslararası spor federasyonları, ulusal federasyonlar, bölgesel spor organizasyonları, ulusal olimpiyat komiteleri vb. bulunuyor.

Dolayısıyla aynı ülkede birden fazla organizasyon, müsabaka içi veya dışı, numune toplamaya dahil olabiliyor.

Bir ülkenin dopingle mücadele kurulu, numune toplama yetkisini devredebiliyor. Bu da net bir şekilde ülke basına numune sayısı çıkarmayı güç kılıyor.

Aşağıdaki grafik, ülkelerin bizzat kendi doping organizasyonları tarafından toplanan numuneler esas alınarak en çok numune toplayan ilk 20 ülkeyi ve Türkiye'yi gösteriyor. 2012 yılında Türkiye'de toplam 520 numune alınmış, bunlardan 24 tanesi, yani yüzde 4,6'sı pozitif çıkmış.

Bu oran, 2013 yılının ilk yarısında toplanan 648 numuneden çıkan yüzde 14'lük oranın çok altında. Ancak bunun nedeni geçen yılın rakamlarının olimpiyat öncesi doping kontrollerinden kaçırılan sporcular ve engellenen kontroller nedeniyle tam anlamıyla gerçeği yansıtmıyor olması.