Beşiktaş - Çaykur Rizespor: Futbolun ‘cezası’ kadınlar

‘Bence ayrımcılık değil, ayrıcalık’ diyor, Beşiktaşlı genç kadın. 20 yaşında ya var, ya yok. Cezalı maçlara sadece kadınların alınmasını, kadınların cezalarda akla gelmesini pek de sorun etmiyor.

Çünkü çok sevdiği Beşiktaş’ının maçına gelebilmek, üstelik ‘rahat rahat gelebilmek’ yetiyor, ona.

O, 12 yaş altı çocuklarla, Beşiktaş-Rize maçına giden yaklaşık üç bin kadından biri.

Issızlığın ortasındaymışsınız gibi hissettiren Atatürk Olimpiyat Stadı’nın etrafında, o alışıldık maç günü görüntüleri var.

Atkıcılar, bayrakçılar, stada sokulamayan bozuk paralar karşılığında su, çekirdek satanlar ve tabi tadından çok, kokusuyla cezbeden tükürük köftesi arabaları.

Ama bir eksiklik var. Yine bu statta Galatasaray maçında çıkan olaylar nedeniyle Beşiktaş, seyircisiz oynama cezası aldı.

Seyircisiz oynamak da iki yıldır erkek taraftarların maçlara alınmaması anlamına geliyor.

Maçın Olimpiyat Stadı’nda ve bir işgününde oynanması nedeniyle kadınlar da bu maça çok ilgi göstermemiş.

Maça gelenler genç kadınlar, öğrenciler, ev kadınları ve tabi çocuklar.

Stat boş mu kalsın?

Çoğu, küfür ve kavga nedeniyle normal maçlarda tedirgin olduklarını, bu nedenle maçlara gidemediklerini söylüyor.

“Kimse gelmeyeceğine, kadınların gelmesi daha iyi tabi” diyor biri, bir diğeri ise ‘Stad boş mu kalsın. Ben aşağılanmış hissetmiyorum. Erkekler olay çıkardığı için böyle oluyor zaten’ diyerek cezaya yol açan karşı cinsin üyelerini suçluyor.

Daha sonra kapıda bırakmak zorunda kalacağı eşi ve çocuğuyla maça gelen bir kadın taraftar da ‘ Ben böyle daha rahat ediyorum. Onun için geldim. Çoluğumla çocuğumla geliyorum. Zaten sadece kadınlar olduğu için gelmek istedim. Yoksa gelmezdim’ diyor.

Ama taraftarlar arasında farklı düşünenler de yok değil: “Biraz kadını insan yerine koymamak gibi bir şey ama biz de öbür türlü maçlara hiç gelemiyoruz.” diyen var.

Her halinden, tribünün müdavimi olduğu anlaşılan bir kadın taraftarsa “Bence yanlış. Ya tamamını alacaksın, ya da hiç almayacaksın. Cezalıysa, hepsi cezalıdır. Biz rahatsız olmuyoruz erkeklerden. ‘Erkekler olmadan kadınlar daha rahat maça gidiyor’ diyorlar. Hayır. Ben yıllardır maça gidiyorum, hiçbir taraftarımızdan rahatsız olmadık” diyor.

Adile Naşitli, Münir Ozkullu, Tarık Akanlı eski Türk filmleninin cici, kırılgan genç kadını, günümüzdeyse Beşiktaş tribününün müdavimlerinden olan ‘Çarşı’nın ablası’ oyuncu Itır Esen de uygulamaya karşı.

‘Cezanın kadın ve çocuklar üzerinde uygulanması ağırıma gidiyor. Kadınların bir ceza yöntemi, bir ceza unsuru olarak, sadece dolgu amaçlı kullanılması hiç hoş bir şey değil. Stadın bu şekilde doldurulması, bence uygunsuz bir şey’ diyor.

Itır Esen "Otuz bin tane ciyaklayan kadın tribünde olursa futbolcunun konsantrasyonu bozulur herhalde" diyen Sergen Yalçın gibi, kadınların tribünde çıkarttığı sesten de rahatsız.

Hatta Güney Afrika’daki Dünya Kupası’nda duyulan vuvuzela seslerinden daha da rahatsız edici olduğunu düşünüyor.

“Ben futboldan çok iyi anladığını iddia eden bir kadınım. Rahatsız oluyorum. Çünkü oraya giden kadın ve çocuklar çoğu futboldan anlamıyor. Taraftar değiller, çünkü hayatında ilk defa tribüne gelmiş bir topluluk, bu. İnanın neye ne tepki göstereceklerini bile bilmiyorlar. Gol oluyor farkında değiller, atkı sallayacaklar onu bilmiyorlar, nasıl davranacaklarını bilmiyorlar. Bundan futbolcu arkadaşlar da rahatsız oluyor.’ diyor.

‘Kadınları boş koltuk gibi görmek’

Daha önceki açıklamalarında bu uygulamaya karşı çıkan BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in gerekçesi de bu uygulamanın ‘cinsiyetçi’ olması.

Tuncel, ‘Bu çok cinsiyetçi bir yaklaşım. Cezalı maçlara seyirci alınmıyor, ama kadın alınıyor. Burada kadınları öteki gören, aslında yok sayan, seyirci bile saymayan bir yaklaşım olduğu için eleştiriyorum. Boş koltukları kadınlar dolduruyor ama kadınları boş koltuk olarak görmek gibi bir şey bu.’ diyor.

Sebahat Tuncel’in bir de önerisi var. Tuncel, kadınların maçlara gelmesi isteniyorsa kulüplerin belirli aralıklarla sadece kadın ve çocukların izleyebileceği maçlar oynayabileceğini söylüyor.

Türkiye Futbol Federasyonu Genel Sekreter Yardımcısı Profesör Emre Alkin ise eleştirilerin bilgi eksikliğinden kaynaklandığı kanısında.

Alkin, ayrımcılığın aslında erkek taraftarlara yapıldığını söylüyor ve “Erkeklere sen rahat durmuyorsun, kadınlar daha rahat duruyor gibi bir imaj veriyoruz. Tam tersi, Türk kadınından yardım beklenen bir durum bu” diyor.

Alkin bu noktada federasyonun geçtiğimiz aylarda aldığı bir karardan söz ediyor.

Kararda kadın ve çocukların da cezalı maçlarda olay çıkartması halinde, takıma yıl sonuna kadar kadın ve çocuklardan da mahrum bir şekilde, bomboş tribünlere oynama cezası öngörülüyor.

Alkin “Bu ne anlama geliyor, bizim için kadın da çocuk da taraftar. Bir önceki kararda değildi. Biz tribünleri yüzde 100 kadın ve çocuklardan oluşur hale getirsek de o bizim için taraftardır. Bu taraftarı yaptığı olaylar nedeniyle de kulüp ceza alır. Yani biz şikayetleri dikkate alıp değiştirdik’ diyor.

Beşiktaş-Rize maçında kadınlar, federasyonun umduğu gibi, küfürsüz, naif tezahüratlar yapıyor. Hatta Gezi sloganları atıldığı da oluyor.

Maçın ikinci yarısında Rizespor’un ağlara giden topu ofsayt gerekçesiyle sayılmadığında gayri ihtiyari deplasman tribünündeki 50 kadar Rizeli kadına baktım.

Baktım çünkü artık biraz klişe haline gelen ‘ofsaytı bilmeyen kadınlar’ mevhumunun kitlesel versiyonu yaşanıyordu. Ofsayt bayrağı kalkmış ve inmişti. Rizeli futbolcular hakeme uzun uzun itirazlarını anlatıp bitirmiş, mevkilerine dönüyordu. Ama kadınlar Beşiktaşlı futbolcular ofsayttan kaynaklanan endirek serbest vuruşu kullanana dek gol sevinci yaşadı.

BBC, programlarında ve yayınlarında daha fazla kadına söz verme, seslerini duyurma çabası kapsamında yeni bir program sezonu başlattı.

Programlarda kadınların sorunları, elde ettikleri başarılar ve geleceğe dair umutları yine onların gözünden anlatılacak.

Siz de görüşlerinizi, bu programlarda işlenmesini istediğiniz konuları bizimle bu sayfada ya da Twitter ve Facebook'ta #100kadın etiketiyle paylaşın.