Mourinho'nun '19. yüzyıl futbolu' benzetmesi doğru mu?

Telif hakkı BBC World Service

Jose Mourinho zeki ve konuşkan bir teknik direktör, fakat bir tarihçi değil.

West Ham'in Çarşamba günkü maçta defansif oyunuyla 0-0 berabere kalmasının ardından 'Hammers' takımının "19. yüzyıldan kalma futbol" oynadığını söyledi.

Mourinho'nun sözleri, oyunun Victoria dönemi geçmişiyle bir kıyaslamadan çok, İngiliz futbolunun Premier Lig öncesi karanlık, aydınlanmamış günlerini zikrederek yaptığı genel bir karalama anlamına geliyordu.

Aslında 19. yüzyıl futbolunun ters ve defansif olduğu kadar, atağa ve sportmenlikle karakterize olduğunu bilseydi, bu ilgisini çekerdi.

19. yüzyılda bir futbol takımı nasıl oynardı?

Esasında bu değişiklik gösterirdi. Nasıl bir oyun çıkaracağı, takımın, 19. yüzyılın hangi yılında oynadığına bağlıydı. Futbol Federasyonu'nun kurulduğu 1863'ten 1880'lerin başına kadar, üst düzey İngiliz futbolunda, çoğunluğu oyunu özel okullarda veya üniversitede öğrenmiş olan amatör beyefendilerin kurduğu takımlar egemendi.

Bu devirde futbol, izlenmekten çok 'oynanan' bir oyundu. Oyuncular topu kaybedinceye kadar saha boyunca sürerdi. Takım arkadaşları topu sürene arka çıkar ve topu rakibin kalesine doğru göndermeye uğraşırdı. Ama pas almayı beklemezlerdi.

1877'de İskoçya'ya karşı oynanan maçta İngiltere takımından bir arkadaşı Alfred Lyttleton'a top sürüşünün aşırıya kaçtığından ve boşta olan arkadaşlarına pas vermediğinden şikayet edince, Lyttleton'ın şöyle cevap verdiği söylenir:

"Ben tamamen kendi zevkim için oynuyorum bayım!"

Futbol daha popüler hale gelip çalışan sınıflar arasında yayılınca, paslı oyun yavaş yavaş dripling oyununun yerine geçti. İskoçya ve Kuzey İngiltere'den takımlar, pas kombinasyonlarına dayalı yeni bir oyun anlayışı geliştirerek etkili oluyordu.

1883 Futbol Federasyonu Kupası Finali'nde Blackburn Olympic takımı Old Etonians takımını kanattan kanada atılan çapraz paslarla sendeletti. Ayrıca, maça Blackpool'daki bir kampta hazırlanarak dikkat çektiler; bu hareketleri Etonians takımını ve taraftarlarını şaşırttı.

Blackburn Olympic maçı 1-0 kazanıp kupayı ilk defa kuzeye götürerek oyunu tamamiyle değiştirdi. İngiltere'de profesyonellik 1885'te yasallaşmıştı. En iyi kulüpler işletmeye dönüştü ve 1888'den itibaren Futbol Ligi'nde mücadeleye başladılar. İzleyiciler ve basın iyi bir oyun görmek istiyor ama aynı zamanda kazanan takımlar talep ediyorlardı.

Takımlar ne kadar defansif oynuyordu?

1870'ler boyunca takımlar için 6-7 forvet oyuncusuyla sahaya çıkmak alışılmış bir şeydi. Esas öncelikleri atak yapmak iken, defans yapmak genellikle sadece 2 oyuncuya kalırdı.

Zamanla birçok takım, orta-forvet oyuncularından birini daha derin bir pozisyona itti. Böylece orta sahanın ortasındaki bu oyuncu, 2-3-5 dizilimindeki pivot oyuncu oluyordu; piramid sistemi denilen bu dizilim 1880'lerin sonundan itibaren standart hale geldi.

Penaltıya karşı çıkan takım: Chorintians

Bazı gelenekselciler topluca atağa dayalı oyundan vazgeçilmesi nedeniyle sızlanıyordu. Bir İskoç yazar, iki savunma oyuncusunu kendi kalelerine yakın tutan kulüpleri eleştirirken iğnelercesine, bu oyuncuların "kaleciyle muhabbet ettiklerini" yazıyordu. Ayrshire'dan başka bir takım, 'sadece 9' oyuncuyla atak yaptığı için yeriliyordu.

Bir oyuncunun atılacak uzun pasların önüne geçmek için sürekli derin defans pozisyonunda kaldığı 'tek bekli oyun' gibi defans taktikleri, sevimsiz ve hatta sportmenlik dışı bulunuyordu. Fakat bunlar, eleştirmenlere lig kulüplerinin esas amacının izleyicileri memnun etmek değil, kazanmak olduğunu hatırlatan Blackburn Teknik Direktörü John Lewis gibi kulüp yöneticileri ve yetkilileri tarafından savunuluyordu.

Ama hatırlayalım ki, o defansif denilen takımlar bile, genellikle 5 forvetle oynuyordu.

19. yüzyılda futbol aynı zamanda genellikle amatörlükle bağlantılı olan ve hileye başvurmayı olduğu kadar, oyunun ruhuna aykırı oynamayı da kınayan ahlaki bir kurala sahipti.

Mesela, ünlü Corinthian takımı, 1891'de penaltı kuralı uygulanmaya başlandığında buna karşı çıktı ve kendilerine penaltı verilince dışarı atmaya, aleyhlerindeki atışlarda kaleyi boş bırakmaya başladılar.

Tabii ki bu haksızca kazanma veya zaman kazanma olmadığı anlamına gelmiyordu. 19. yüzyılın çeşitli şekillerdeki ve karmaşık futbolu zaman içinde değişti.

En iyi takımlar "bilimsel" diye adlandırılıyordu. "Bilimsel" olmak demek sadece yetenek ve teknik beceri sahibi olmayı değil, başarılı strateji ve taktikleri uygulamayı içeriyordu.

İlk büyük futbol taktisyeni, Yenilmez Preston takımının teknik direktörü William Suddel'dı. 1889'da ilk defa hem kupayı hem de lig şampiyonluğunu bir arada kazanan onlardı. Taktiklerini göstermek ve oyuncularıyla paylaşmak için kara tahta ve bazen bilardo masasına konan satranç taşlarını kullanırdı.

Preston takımı, sistematik oyun tarzıyla bilinirdi; hızlı değillerdi ama metodlu ve tutarlıydılar. 1885'teki bir maçta "topu makina gibi sahada dolaştırdıkları" söyleniyordu.

1889 Federasyon Kupası Finali'nde "oldukça sert ve kararlı" forvet oyuncularına sahip olan Wolves takımını, Preston takımı "bariz bir sistemle geriye iterek" 3-0 kazanıyordu.

Sahada kazanmak için yürüttüğü yoğun gayret nedeniyle, bir teknik direktör olarak adı, pragmatizmle eş anlamlı kullanılan Mourinho, bu takımı onaylardı.

Professor Matt Taylor, De Montfort Üniversitesi Uluslararası Spor Tarihi ve Kültürü Merkezi'nde tarih çalışmaları yürütüyor.

İlgili haberler